Abdullah Öcalan son avukat görüşmelerinde şimdiye kadar kendince Kürlere düşman olan ülkeler olan ABD, İngiltere, AB vs..saydıktan sonra, onların arasına Yahudileri de katmış bulunuyor. Bunu görmek için bundan önceki açıklamalarına girmeye ve onlardan alıntı yapmaya gerek yok. Çünkü daha önce söyledikleriyle 23 Nisan 2008 tarihinde avukatlarıyla yapılan görüşmesinde‘ söyledikleri birbirlerini tamamlıyor. Kurdistan Post isimli Internet sayfasında yayınlanan görüşme notlarına bir göz atmak yetiyor ve artıyor bile:
Abdullah Öcalan, 23 Nisan'da avukatlarıyla yaptığı görüsmede Türkiye'nin tarihsel sorunlarına ve Kürt sorununa iliskin çarpıcı açıklamalarda bulunduğu öğrenildi. Edinilen bilgilere göre Öcalan, Yahudilere iliskin yapmıs olduğu değerlendirmeyi bu hafta da sürdürdü: "Daha önce Yahudilerle ilgili yaptığım değerlendirmeler nedeniyle antisemitist olduğum iddia ediliyormus. Bunları tahmin etmistim. Ben bunu niye söylüyorum; Yahudilerin birçok ülkedeki iktidarlara müdahale etmesini kabullenemiyorum. Yahudilerin iktidarla olan iliskilerini iyi çözümlemek gerekiyor. Ben bunları görüyorum, elimde bazı veriler var, bunları ifade ediyorum. Tarihe de bakıldığı zaman Yahudilerin iktidarlar üzerindeki etkisi görülecektir. .
Öcalan ‚Yahudilerin birçok ülkedeki iktidarlara müdahale etmesini kabullenemiyorum.‘ diyor am nedenini açıklamıyor. Yahudilerin bir çok ülkedeki iktidarlara müdahale etmesinden neden ‚Kürt Halk Önderi‘ rahatsız oluyor acaba?
Öcalan, Yahudilerin Mustafa Kemal'in doğum yeri olan Selanik'te planını söyle yorumladı: "Yine Osmanlı'nın son döneminde Mustafa Kemal'in çevresindeki Yahudiler, Selanik'i alma konusunda ısrarlıydılar. Nedeni de 1500'lerden
günümüze Selanik'te ciddi bir Yahudi nüfusunun bulunmasıydı. Hatta bugünkü Israil Devleti'nin Filistin toprakları yerine Yahudilerin çoğunlukta olduğu Selanik'te kurulması planlanılıyordu. Bunlara Sebataistler de deniliyor. Mustafa Kemal'e Selanik'in de topraklarına dâhil edilmesi için baskılar yapılıyordu. Bunları iyi görüp iyi anlamak gerekiyor. „Hazar Türklerinin inancı Yahudiliktir„
Eger Öcalan‘ın dediği gibi o zaman Selanik‘te Yahudi nüfusu çogunlukta ise ve de Yahudiler orada devletlerini kurmak istemişler ise, bundan Öcalan‘a ne?
"Almanya'da Hitler'i yaratan Yahudiler di" diyen Öcalan‘ın bu belirlemesine bakılırsa, o zaman Türkiye‘deki Irkçılığın, aşırı milliyetçiliğin, artan şovenizmin nedeni de acaba Kürtler mi oluyor?
‚Celal Bayar ve Adnan Menderes'in durumunu biliyorsunuz. Celal Bayar hakkında da idam kararı verilmisti ancak Menderes'i idam ettiler, Celal
Bayar idam edilmedi. Nedenini kaç kisi biliyor? Ben arastırdım, Celal Bayar, ilkokulu Alliance denen okulda okumustur. Bu okul Edirne'de dir ve bu okula sadece Yahudiler gidebilmektedir. Yani Celal Bayar'ın Yahudi kökenli olduğunu öğrendiler, bu nedenle idam edemediler.‘
Öcalan araştırmış Celal Bayarın Yahudi olduğunu tespit etmiş ve bundan dolayı da Celal Bayar‘ın asılmadığını söylüyor. Başkaları da Öcalan hakkında ‚araştırma‘ yaparsa rahatlıkla şu sonuca varabilir: ‚geçmişten günümüze kadar süre gelen zaman içerisinde ne kadar Kürt önderi, lideri varsa hepsi ya öldürülmüs yada asılmışlar. Ama ‘Kürt Halk Önder olan Abdullah Öcalan‘ ise imralıda avukatlarıyla, bilmem daha kimlerle görüşmeler yapıyor, açıklamalarda bulunuyor.
Bunu yapabilmemin nedeni acaba Öcalan‘ın annesinin ‚Türk‘ olmasından mı yada kendisinin dediği gibi Yahudi kökenlilerin asılmamasında mıdır?
Kürt katili azıllı diktatör olan Saddam için ise hayıflanan Öcalan bakın ne diyor: „Saddam da vahsice öldürüldü.“
Öcalan ‚ABD, İran'ı Iraklılastırabilir.‘ diyor.
Peki İran Iraklaşırsa, yani şimdi Irak‘ta olduğu gibi orada da bir Kürt devleti yada buna benzer bir Kürt kazanımı olursa acaba Kürtler için kütümü olur?
Öcalan „Bes adet Kürt holdingini de inceledim,
bunlar da Yahudilerden, yani bahsettiğim anlayıstan icazet almıstır. Bunlar Antep, Malatya, Diyarbakır ve diğer Kürt illerinde de kurdurulacaklar ve böylece denetimlerini sağlamıs olacaklar. Bu bölgelerde bulunan Kürt isbirlikçiler üzerinden bunu gerçeklestiriyorlar. Ben isbirlikçi Kürt kisiliğini çok iyi tanıyorum, para için yapmayacağı sey, satmayacağı değer
yoktur. „ diyor.
Kürt holdinglerin oluşması, uluslararası holdinglerle iş yapıp Kürdistan‘da yatırm yapmaları neden işbirlikçi, herşeyini satanlar olarak nitelendirilsinler. Günümüzde artık ne zamandan beri sermayenin, paranın dini, imanı, milleti ve sınırları olmuştur. Her ülkenin holdingeleri için mubah olan, neden Kürt holdingleri için günah olsun?
‚Kürt Halk Önderi‘ Abdullah Öcalan‘ın ABD.nin Ortadoğuya ilişkin yorumuna ise şöyle: "Birinci Dünya Savası'yla dünyanın yarısına, İkinci Dünya
Savası'yla dünyanın tamamına hâkim oldular. Kürtler, Ortadoğu'da önemlidir. ABD, Ortadoğu'da Kürtleri denetimine alarak, Farsları, Arapları ve Türkleri dizginlemek amacındadır. Kürtleri denetime almak, Ortadoğu'yu dizginlemek,
Ortadoğu'yu denetime almak demektir. Ben bu oyunları gördüm, ABD'nin denetimine girmedim, kendimi ve PKK'yi kullandırtmadım.‘.
Amerika Kürtleri denetimi altına alıp Farsları, Arapları ve Türkleri dizginlemek istiyormuş ve bu şekilde Kürtler üzerinde Ortadoğuyu denetimi altına almak istiyormuş. Öcalan bunun farkına varmış ne kendisini ne de PKK yi, ABD ye kulandırmamış.
Peki kendisi Kürtler için ne yapmıştır. ABD Iran‘daki Suriye‘deki ve Türkiye‘deki Kürtleri Irak‘daki Kürtler gibi desteklemek istemiş, Öcalan ise Farslar Araplar ve Türkler dizginlenirlermiş die karşı çıkmıs. İnsana sormazlar mı, eğer Farsların, Arapların ve Türklerin Kürtler üzerindeki ve Ortadoğudaki hakimiyetlerinin kırılmasını dizginlenmesini istemiyorsan, Kürtlerin kendi haklarına sahip olup kendi devletlerini yada federasyonlarını kurmalarını istemiyorsan, dağlarda savaşan gerilaların suçu ve günahı nedir? Zaten Öclanda diyor ‚ benım için gerila da askerde aynıdır‘.
PKK için ise: ‚ Beni kullanmasınlar ki zaten kullanamazlar ben buna da izin vermem. Kardesim de kullanmak istedi, basaramadı, sonunda ihanet etti" demekle öle anlaşilıyorki PKK ve Güneyli Kürtlerin yakınlaşmasına karşı çıkıyor. Devamla ‚Güneyli güçlerin milliyetçi bir çizgide bulunmasında Yahudilerin etkisi vardır. KDP ve YNK denetimine girmek Amerika'nın denetimine girmektir, hiçbir fark yoktur.‘ diyor.
‚Ama ben bunları gördüm engel oldum. Benim üzerime niye bu kadar geldiler sanıyorsunuz? Ben, bu oyunları gördüm ve oyunlarını bosa çıkardım.‘
Yani ‚yabancı‘ güçlerin Kürtlere destek verip Kürdistanı sümürgeleştiren devletleri zayıflatmayı boşa çıkarmis. Bundan dolayı da diyorki:
‚Uçakta kafama vurup yere yatırılınca çok da sasırmadım, ne soka uğradım ne de tepki verdim, zaten yapılacak bir sey de yoktu. Sonra da kaldırdılar beni, sonrası televizyonda gördüğünüz görüntüler."
Yani iğne vurmaları, hafızasını karıştırmaları vs. hepsinin hikaye olduğunu kendisi söylüyor.
Öcalan‘ın okuduğu yazarlar, araştırmacılar hakkında sölediği genellikle hep aynı sözlerdir. Örnegin ‚Hasan Cemal'in Darbeler Günlüğü diye bir yazı dizisi
vardı, ben bir tanesini okuyabildim. Bu konulara değiniyor, ancak çok yeterli değil.‘ diyor. Neresi yeterli değil, eksiği nedir söylemez. Lenin‘i, Marks‘ı, Mao‘yu vs. Hep yetersiz eksik, derinlikten yoksun görüyor
Öcalan Kürt sorunun çözümünü Türk askerlerinden beklemektedir. Onlarla göşmeleri olduğunu ve onların hasasiyetlerini de dikkate aldığını şu sözlerle söylüyor: ‚Yine '99-2000 yılları arasında askeri kanattan Kıvrıkoğlu-Aytaç Yalman ekibi generaller benimle görüsmeler gerçeklestirdiler. Hatta askerin hassasiyetini de dikkate alacağımı belirtmistim.‘
Askere olan inancını kaybetmeyen Öcalan MGK için söyledikleri de ilginçtir: ‚Yarın da MGK toplantısı yapılacak, umarım diyalog-uzlası kararı çıkar‚ diyor ve ekliyor: ‘AKP'ye bu benim son çağrımdır; Benim su anda PKK üzerinde hala gücüm var, söz geçirebilirim ama böyle devam ederse, sorun
çözülmezse PKK beni dinlemeyebilir. Gelin ben sağlıklıyken, gücüm de yerindeyken bu sorunu çözelim. Çözüm için bu kadar heyecanlı olmamın nedeni, gençlerin yasamını yitirmesidir, benim için asker, gerilla fark etmez."
Güneydeki meclisin açılışını kutlamazken, anmazken, TBMM nin açılış günü olarak kabul edilen 23 Nisan için ise Öcalan, su mesajı veriyor: "Bugün 23 Nisan. Bu vesileyle ilk Meclis'i anıyorum. O dönemde Mustafa
Kemal bağımsızlıkçı ve özgürlükçü bir çizgideydi. Neye karsı bağımsızlık? İngilizlere karsı. Gelin Mustafa Kemal'in 1920'lerdeki ilk Meclis konusmasını referans alalım. Sonrasında yaptığı çözüme yönelik birçok konusmasını referans alalım. Bu temelde bu sorunu çok geç olmadan çözelim. Aksi halde bu sorunu baska devletler kullanır; Yunanistan, Ermenistan, ABD, Çin, Rusya ve diğer devletler bu konuda söz sahibi olurlar.
Avrupa da siyasal çözüm diyor. Bunu tek basına değil, Amerika istediği için yapıyor. İki taraftan Türkiye'yi sıkıstıracaklar.
Ama ben diyorum ki bunlara gerek yok. Gelin bu sorunu karsılıklı, kendi aramızda çözelim."
Bence Kürtlerin yeteri kadar düşmanı vardır. Dünya alemi kendi düşmanımızmış gibi göstermeyelim. Düşmanları dost, dost olabilecekleri de düşman olarak belitmeyelim. Kürtlerin kendi hakklarına kavuşabilmeleri için önce kendi özgüclerine, birliğine daha sonra ise koşulların yaratacağı desteğe ihtiyaçları vardır. Bir söz vardır‚ boğulacaksan, derin yada büyük suda boğul‘ diye. Kürtler eger Osmanlılar döneminde Arap ve Türklerle birlikte İngiliz ve Fıransızlara karşi savaşaklarına, onlarla birlikte hareket etmiş olsalardı belki bugün bu durmda olmazlardı.
Eğer Güneyliler Irak‘ta ABD ye karşı koysalardı bugünkü durumda olmazlardı. Aslında İsraili kendimize düşman olark değil de kendimize örnek alırsak daha kazançlı oluruz die düşünüyorum. Dünyanın hertarafına dağılmış kıyımlara uğramış nüfus olarak çok az olamalarına rağmen birleştiler ve gelip onlarca Arap devletinin arasında kendı devletini kurup geliştırdiler?
28 Nisan 2008 |