Burda terörizmin tarifini kendime göre yapacak değilim. Çünkü o tarif ancak benim için yada benim gibi düşünen insanlar için geçerli olabilir. Günümüzde siyaset biliminde her siyaset bilimcinin katılacağı ve herkesin eksiksiz olarak kabul edeceği genel bir terörizm tarifi yapmak yada yapılanlar arasında birisini alıp kulanmak mümkün değildir. Dururm böyledir diye de terörizmin tarifi yapılamaz anlamı çıkmasın. Bu konuda tamı tamına olmasa da temel ortak özeliği taşıyan noktalarda hemfikir olan hatırı sayılır bazı bilimcilerin terörizm kavramının tarifleri vardır.
Terör kelimesi, değişik bilim dallarında kulanılan spesifik kavramlara temellik eden, ancak günümüzde sözlü bir şekilde artık kulanılmayan latince dilinden gelmedir. Esas anlamı ise; korku ve endişedir. Amacı insanları korkutup kendi gücünü, zorla başkasının boyun eğmesini sağlamaktır.
Terörü bireyler, gruplar, örgütler yada devletler siyasal ve dinsel amaçlar için başka kişi ve gruplara karşı uyguladıkları sistemli şiddet eylemidir. Bu eylemler ise genellikle insan kaçırma, rehin alma, banka soyma, bombalama, uçak kaçırma, intihar benzeri.şeklindedir.
Terörün yada terörizmin başka bir özeliği de kimsnin onu kendi üstüne almayışı ve ya sahiplenmeyişidir. Bunun aksine her birey, grup, kurum, örgüt, parti, toplum ve ya devletin kendi karşıtlarını terör ve terörizmle suçlamasıdır.
Günümüzde terör artık bir ülkenin yada devletin sınırlarıyla kalmamakta, uluslararası bir alanda gerçekleşmektedir. Bundan dolayı da terör eylemleri ve terörizm sadece bazılarını değil, genelde artık hepimizi ilgilendirmektedir.
Biz müslüman çoğunluklu bir ülkeden geldiğimiz için ve günümüzde de islam terörü yada müslüman terörister gündemde oldukları için, biraz bu konuya değinmek istiyorum.
İslam terörü her ne kadar müslüman olmayanlara karşı gibi görünse de, aslında müslüman ülkelerde yaşayan müslüman inançlı insanlar daha fazla terörden korkmakta ve ondan zarar görmektedirler. Başka bir gerçeklik ise; müslüman olan halkı teröre karşı olan mücaddeleye kazandırılamayışıdır. Yani çağdaş dünyanın barbarlığa karşı olan çatışmada oradaki yerli halktan tam destek alamayışıdır.
İslama karşı yada yalnız islami şiddet ve teröre karşı değil şiddetin ve terörün her türlüsüne karşı olmak lazım. Afganistan ve Irakta‘ki savaşın amacı bir yanıyla uluslar arası terörürü hedeflemektedir. Bu çok zahmetli ve çok dikkatli ve itina ile yürütülmesi gereken bir iştir. Bu sıradan olan herhangi bir savaştaki gibi düşmanın lojistiğini, altyapısını tahrip edip onu dize getirmeye benzemez.
Teröristin köprüsü, limanı, caddesi, demiryolu, hava alanı v.s. yoktur ki bombalansın yok olsun. Bu saydıklarımız teröristin kafasındadır. Bundan dolayı da terörist saflara gizli servislerin sızıp teröristi birey olarak tespit etmesi lazım. İntiharcı fanatiklerin düşüncesini değiştirmek kolay olamdığı için onlara özel metotlar uygulamak lazım ki kendini koruyabilsin.
Israil bu tür uygulamalarla tam başarılı olmasa da, çünkü etkisiz hale getirilen teröristin yerine başkası geçer, caydırıcı oluyor. Ama sorunu kökten hal etmiyor. Çünkü terorist örgütlere yeni katılımlar sadece ülkede değil yurtdışında da durdurulamıyor. Bunun elbetteki bir çok nedenleri vardır.Siz buna maddi, manevi, siyasal, sosyal, kültürel, ulusal, sınıfsal, inançsal, küreselleşme, dünya ekonomi krizi ve pisikoloji gibi ardı arkası kesilmeyen gerekçeler sıralayabilirsiniz.
Bence müslüman ülkelerdeki insanların çoğunluğu için yaşama şansı az olan fakirlik ve yoksulluktan çıkış yolu bulamayanlar, gururu inciyenler başta gelir. Bu tür insanlar desteklenmezseler, onlara yeni yaşama şansı ve umut verilmezse, Marşal Planı gibi bir kalkınma planı bu ülkelerde uygulanmazsa, nüfusu sürekli artmakta olan bu insanların arasından teröristler çıkmaya devam edecektir.
19 Aralık 2008
|