Bu seçimler bir referandum niteliğinde geçti. Geniş halk kitleleri derin devletin, kemalist devletin Gizli Anayasası olan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde adları açıkça zikrediler iki hasmı –islami kesim ile Kürt haraketini- askere, Yaşar Büyükanıt’a, kemalist kesime, İlhan Selçuk’un başında taht kurduğu Kemalist Zaptiyelere, tank ve topa papuç bırakmayarak AKP ve DTP dedi. Cumhuriyet mitinglerine, light darbelere, e-muhtıralara rağmen tercihini AKP ve DTP’den yana yaptı. Sivilleşmeyi, demokratikleşmeyi, Kürt sorununun barışçı ve siyasi çözümünü, ekonomik büyümeyi, komşularla iyi komşuluk ilişkilerini tercih ettiğini açıkça beyan etti.
İlhan Selçuk’un perde önünde başını çektiği değişim ve dönüşüme düşman olan statükocu kemalist blok, ilanlar vererek CHP’ye, o olmuyorsa MHP’ye, o da olmuyorsa Genç Partiye oy verilmesi çağrısında bulunarak gerçek niteliğini görmek istemeyenlere dahi gösterdi. Kemalist bu blok ırkçı olduğunu, Kürt düşmanı olduğunu, değişim ve dönüşümden korktuğunu, demokratik açılıma, Avrupa Birliği standartlarına karşı olduğunu açıkça ortaya serdi.
Seçim sonuçları bir refarandumdur. Darbe tehdidinde bulunanlara, askeri muhtıralara halk kitleleri sivil ve görkemli bir karşı duruşla geçit vermedi. Bir yanda demokrasi düşmanı, ırkçı-kemalist, Kürt düşmanı kesim, diğer yanda demokrasi ve barış yanlısı Kürtler ile rejim mağduru islami güçler. Seçim sonuçlarını böyle okumakta fayda var.
Kemalizmin kaleleri Richter ölçeğiyle 9 şiddetinde bir depremle yerle bir oldu. Bu yıkıntının ardından ağıt yakanlar çıkacaktır ve sayıları da az değil. Ama bu depremi tetikleyen güçler de eskisinden daha fazla bir cesaretle ortaya çıkmalı ve modern ve çağdaş bir yapılanmanın temel taşlarını el birliği ederek döşemeliler.
Seçim sonuçları Aziz Nesin’in tezini ilk kez çürüttü. Türk halkı yüzde 80 oranında aptal olmadığını böylesi bir seçim sonucu yaratarak dünya çapındaki bu mizah ustasına azizlik etti. Irkçılığa, Kürt düşmanlığına, Kürtlerle bir iş savaşa, Güney Kürdistan’a saldırıya, askeri darbelere hayır dedi ve AB yolunda ilerlenmesi, reformların hızlandırılması, yeni ve demokratik bir anayasanın yapılması istemini hiç bir dönemde olmadığı ölçüde dillendirdi.
Şimdi AKP’ye önemli görevler düşüyor. “Yapmak istiyorum, ancak engelliyorlar” türünden gerekçeler artık geçerli olmayacaktır. Yasamayı, yani Parlamentoyu, yürütmeyi, yani hükümeti elinde bulunduran AKP, devleti kontrol mekanizmasını elinde bulunduran Çankaya’ya, Cumhurbaşkanlığına da artık sahip olacaktır.
Halk kitleleri, “Parlamento sende, parlamento başkanlığı, hükümet, Cumhurbaşkanlığı sende, ne yapıyorsan artık yap” diyor. Halk kitlelerinin verdiği bu açık çeke, Türk sermayesinin verdiği desteği ve AB gibi uluslararası kurumların da desteğini eklediğinizde önünüzde aşamayacağınız hiç bir engel, yıkamayacağınız hiç bir barikat ve bent yoktur.
Seçimlerin galibi DTP’dir
Irkçılığın, Kürt düşmanlığının şaha kalktığı, Güney Kürdistan’a yönelik savaş tamtamlarının arşa çıktığı bir dönemde yapılan bu seçimlerden elde edilen sonuçları küçümsememek gerekir.
DTP seçimin galiplerinden biridir. Kürdistan’da okuma-yazma bilmeyenlerin yüzde ellilerin üzerinde seyrettiğini, bu oranın kadınlar arasında yüzde 70-80’lere çıktığını unutmayalım. Önceki seçimlerde halk sembollere yönelirdi, isim arama sorunu yoktu, okuma-yazma bilip bilmeme fazlaca bir rol oynamıyordu. Oysa bu seçimlerde hileler salt yüzde onluk seçim barajıyla sınırlı kalmadı. Partilerin at ve itten, taş devrinden kalma savaş aracı oklardan oluşan sembollerinin yanında bağımsız adayların yedilik puntolarla yazılmış isimleri yer aldı. Üniversite mezunlarının bile bağımsızlar arasında adayları belirlemekte güçlük çektikleri bir seçim oyunuyla karşı karşıya olunduğu unutulmamalıdır. Bu tesbite seçimleri gözlemlemek üzere Türkiye ve Kürdistan’a giden Avrupa Konseyi ve AGİT heyeti de katılıyorlar. Onlar da “gözlerimizden her hangi bir şikayetimiz olmadığı halde, aradığımız bağımsızların isimlerini bulmakta güçlük çektik” yönlü saptamalarda bulundular. Bu yabana atılmamalıdır.
Doğrudur, Kürtlerin böyük bir bölümü kapıda olan tehlikeyi de görerek AKP’ye oy verdi. Buna devletin, hükümetin olanaklarını, yardımlarını, vaadlerini de eklediğimizde böylesi bir sonucun alınması kaçınılmaz oldu. Ama dikkat edilmesi gereken asıl nokta Kürt halkının tercihinin, rejimin zaptiyelerinden, CHP’den yana olmadığı, kemalist rejimin iki hasmı arasında olduğudur. Bu da hem AKP’ye ve hem de DTP’ye bir mesaj niteliğindedir. Kürt halkının mesajı “tercihim sizlersiniz, sorunlarım konusunda daha duyarlı davranın ve asgari ortak noktalarda ortak tutum geliştirin” yönünde oldu.
Kürt halkının AKP’ye yöneliminde şüphesiz ki dini duygular da küçümsenmeyecek bir oranda rol oynamıştır. Geçmişte Refah Partisi’nin oy ambarı olan bir seçmen kitlesinden farklı bir tavır beklemek biraz erkendir sanırım.
Hakkari, Adana ve Mersin’de açıklanan sonuçlar tartışmalı. Nasıl ki 1999 yerel seçimlerinde Mersin Anakent Belediyesi Kürtlerin elinden silah zoruyla alındıysa, bu seçimde de benzer oyunlar, hileler sahnelendi.
- Hangi demokratik ülkede seçim sandıkları, seçimde açıkça taraf olan askeri araçlarla taşınır?
- Hangi demokratik ülkede jandarmalar köylere cemselerle, zırhlı araçlarla doluşur ve seçim sandıklarının karşısında silah çatarlar?
Bunlara Kürdistan’da konuşlandırılan 200.000’in üzerindeki Türk askeri varlığını, jandarmayı, köy korucusunu, ağa ve şeyhlerin etkisini de eklediğinizde ortaya böylesi bir tablonun çıkması fazlaca garipsenmemelidir.
DTP’nin elde ettiği sonuçlar, kamuoyunca üzerinde en çok durulan noktalardan biri. Herkes, her kesim bunu tartışıyor. Bizim de tartışmamız gerekir. Aday belirlemeledeki isabetsizlikler, adayların kendi bölgelerinde değil de farklı bölgelerde gösterilmesi, aday olup da gösterilmeyenlerin oynadığı olumsuz rol, yaz dönemi ve mevsimlik göçebeliğin beraberinde getirdiği sorunlar yabana atılmamalı, üzerinde döne döne düşünülmelidir.
AKP’nin Kürdistan’da gösterdiği bu konjonktürel başarı, şayet tedbir alınmazsa yerel seçimlere de yansıyabilir. Bunun tedbirlerini şimdiden almak, belediyeleri birebir masaya yatırmak gerekir. Halka hizmet veren belediyeler elde kalır, vermeyenler ise el değiştirir.
Provakasyonları boşa çıkarmak, barışa bir şans daha tanımak
Kürt halkını, DTP ve AKP’yi bekleyen tehlikeler henüz de atlatılmış değil. Seçim hezimetine uğrayan, itibarları yere serilen ordu ve kemalist zaptiyeler süreci provokasyonlar ve oldu bittiler yaratarak kesintiye uğratmak isteyeceklerdir.
Kerkük’e ilişkin referanduma fazlaca bir süre kalmadı. Güney Kürdistan sınırına konuşlandırılan askeri birlikler bir provokasyon yaratarak sınırı her an geçebilir ve süreci sekteye uğratabilirler. Sınırın ihlali, Türk ordusunun Kürdistan’ın Güneyi’ne geçişi açık ki bir savaş halidir. Savaş halinde ise boruyu öttürenler sivil yöneticiler olmayacak, başı bedeniyle orantısız Büyükanıt gibileri olacaktır. Bu tehlikeyi de görerek Kürt hareketinin, PKK’nın yeni açılımlar yapması yararlı olacaktır.
Güney Kürdistan’a yönelik tehlikeyi bertaraf etmek, Kerkük referandumunu kazasız belasız atlatmak, gerilimi azaltmak ve barışa şans tanımak amacıyla acilen harekete geçilmelidir.
Bu amaçla yapılabilecekler:
- Ocak ayında toplanan “Türkiye Barışını Arıyor” konferansı girişim grubunu hemen hiç beklemeden aktif hale getirmek,
- Türk Aydın girişimiyle ilişkiye geçerek ortak çaba içine girmek,
- Yeni seçilen parlamentoya, yeni kurulucak hükümete ve DTP’li milletvekillerine barış ve demokratikleşme yönünde girişimde bulunmaları amacıyla zaman tanımak, avans vererek ellerini güçlendirmek,
- Bu amaçla derhal bir ateşkes ilan etmek ve Gerilla gruplarının Kürdistan’ın güneyine sağ ve salim geri çekilmeleri için uluslararası kurum ve kuruluşlara, Türk ve Kürt aydınlarına, kamuoyuna çağrıda bulunmak, geri çekiliş sürecini sancısız ve kayıpsız atlatmak için katkı ve destek istemek,
- Bir acıl talepler kataloğu hazırlayarak hükümete, kamuoyuna deklere etmek ve bunların yaşama geçirilmesi için meclisteki Kürt parlamenterleri, demokratikleşmeden, barıştan yana olan Türk milletvekillerini markaja alıp harekete geçmek,
- Ankara ve Diyarbakır’da bu amaçla konferanslar örgütlemek, talepleri netleştirmek ve kitlelere yaymak,
- Yeni ve sivil bir anayasa için AKP’ye şans tanımak, ilerici ve demokrat parlamenterlerle ilişki içine girmek, Kürt renginin bu dönemde anayasaya yansıma şansının zayıflığını da görerek hiç olmazsa ırkçı ögelerin yer almaması için çaba göstermek, bir komisyon oluşturarak alternatif bir anayasa taslağı hazırlamak için adım atmak,
- DTP milletvekillerinin, parti yöneticilerinin farklı şeyler söylemelerinin önüne geçmek, korunun harmoni ve uyum içinde olmasını sağlamak amacıyla orkestra şefi rolünü üstlenebilecek “DTP’nin Kürt sorununa çözüm politikası”nı netleştirmek
- Ve hızla diplamasi atağına geçerek Avrupa başkentlerini ziyaret etmek, ne istendiğini açık ve net olarak anlatmak, destek ve dayanışma talep etmek,
- Bu amaçla Avrupa’da iyi işleyen, dil bilen ve çevresi olan insanlardan oluşan merkezi bir büro oluşturmak, bu merkezi büroya bağlı tek tek ülke komiteleri, alt büroları oluşturmak ve bu çalışmaları tek renkli olmaktan çıkarmak, farklı kesimlerden insanların da içinde yer alabileceği bir niteliğe büründürmek.
Biliyorum, sırtımda yumurta küfesi yok. Ayrıca ‘tereciye tere satmak’ gibi bir niyetim de yok. Yukarda sıralananlar Kürt halkının, sırtında yumurta küfesi taşıyanların ve yumurtaların selameti içindir. |