Osmanlı döneminde, padişahlardan başlayarak devlet adamlarının edebiyatla ilgilenmesi ve şiir yazması adeta bir gelenektir. Bunlardan, gerçekten yetenekli ve eğilimli olduğu için bu uğraşa yönelenler olduğu gibi, salt gelenek ve bir entellektüellik gösterisi için buna yönelenler de vardı.
Nitekim, Yavuz Sultan Selim’le Şah İsmail arasında vukubulan Çaldıran Savaşı esnasında Osmanlı ordusu içinde önemli yararlıklar gösteren Bayezidli Kürt aşiretlerinden bazı aileler, ödüllendirilmek üzere Maraş’a yerleştirilmiş ve burada adeta Osmanlı hanedanının yöresel temsilciliğini yapmışlardır. Cumhuriyet döneminde Bayazıt soyadını alan bu aile, 16. yüzyıldan itibaren birçok yöneticilik görevi üstlenerek bir bakıma bölgenin egemen beyliği olan Dulkadiroğulları’na alternatif bir güç oluşturmuştur.
İşte, bu süreçte yer alan şair- devlet adamlarından biri de, ünlü Osmanlı yöneticisi Kalender Paşa’nın yine ünlü oğlu Süleyman Paşa’nın oğlu Yusuf Kenan Paşa’dır.
Kısa Özgeçmişi
Gerçek adı Yusuf Kenan olan Bayezidoğulları ailesine mensup Kenan Paşa, 1830 yılında Maraş’ta doğdu. Annesi Dülkadiroğulları’ndan Şerife Hanım’dır.
İlkeğitimini Maraş’ta yapan Kenan Bey, henüz küşük yaştayken babasının ölümü üzerine, mirülümeralık rütbesiyle paşa olur. Zaten yöneticilik, yörede babadan oğula geçmektedir.
Öğrenimini tamamlamak amacıyla annesiyle birlikte İstanbul’a gider. Bir süre sonra askeri rütbesi mülkiyeye dönüştürülerek, 1845 yılında Sadaret Mektubi Odası’nda memurluğa başlar. 1860 yılında ikinci sınıf rütbeyle Hariciye ve Sadaret Mektupçuluğuna atanır. Daha sonra Tunus Kapıkethudalığı, Dahiliye Müsteşarlığı, Mahkeme-i Nizamiye üyeliği, Şura-yı Devlet üyeliği gibi görevlere atanan Kenan Paşa; 1841-42 yılları arasında kısa bir süre için Maraş Valiliği görevinde de bulunur. Kenan Paşa’nın son görevi ise Sadrazam Ali Paşa’nın danışmanlığı ve özel kalem müdürlüğüdür.
Uzun boylu, esmer ve seyrek sakallı olduğu belirtilen Kenan Paşa’nın, elde resmi bulunmuyor.
1876 yılında ölen Kenan Paşa, Merkez Efendi Kabristanı’na gömülmüştür. (Bkz. Mehmed Süreyya: Sicill-i Osmanı, Cilt-IV, s.85; Besim Atalay: Maraş Tarihi
ve Coğrafyası, İst. 1923, yen bas. İst. 1973, s.158;İ.M.K. İnal: Son Asır Türk Şairleri, 2. bas. İst. 1988,s. 859; Cemil Çiftçi: Maraşlı Şairler, Yazarlar ve Alimler, Kitabevi yay. İst. 2000,s. 168)
Edebi Kişiliği
Maraş’ta ve İstanbul’da çeşitli üst düzey görevlerde bulunan Kenan Paşa, şiirler ve şarkı sözleri de yazmış, ancak şairlikten çok inşa yazarlığı yani düz anlatımlı ürünleriyle şöhret kazanmıştır. İçkiye son derece düşkün olan bu zatın, Bakanlar Kurulu tutanaklarını, içerek yazdığı söylenir. Evinde şiir ve musiki sohbetleri yapılan Kenan Paşa’nın cömert bir insan olduğu kaydedilir.
Biri düz yazılarından ve mektuplarından oluşan Gülşen-i Suhan (Söz Bahçesi) adlı 32 sayfalık; diğeri şiir , şarkı sözü ve diğer anlatı ürünlerinden oluşan Âsâr-ı Kenan Bey (Kenan Beyin Eserleri) adlı 143 sayfalık iki eseri bulunuyor.
Şiirlerinden Örnekler
Şarkı
Gönül tesir-i gamla nâlândır
Cihan şimdi bana beytü’l- hazandır
Bela-yı fer fetenden mi nedendir
Cihan şimdi bana beytü’l- hazandır
Saba var yâre bahtımdan figat et
Götür hunab-ı çeşmim armağan et
Sorarsa hâlimi böyle beyan et
Cihan şimdi bana beytü’l-hazandır
Beni men etti hicranın emelden
Yıkıldı hâne-i hatır temelden
Ben artık ihtiraz etmem ecelden
Cihan şimdi bana beytü’l-hazandır
Şarkı
Mest-i zehr-i firkat-ı hicranınım
Hasta-yı nevmid-i bi- dermanınım
Ben helâk-ı navek-i müjgânınım
Sevdiğim şâyeste-i ihsanınım
Dâd edip geldim der-i divanına
El uzattım dâmen-i ihsanına
Redd-i feryad etme düşmez şanına
Ben senin eski kulun kurbanınım
Şarkı
Sislendi hava tarf-ı çemenzarı nem aldı
Bülbül yuvadan uçtu, gülistanı gam aldı
Bağlar bozulup bezm-i vefa şekline girdi
Gülzar-ı muhabbette yine şenlik azaldı
Bir gün seni elbette eder vâsıl-ı canan
Bu ah-ı sehergâh ile bu hal-i perişan
Bak bülbüle sabreyle gönül eyleme efgan
Hengâm-ı güle, nuş-i müle şunda ne kaldı
Hayrette benim sûzişime âteş-i sûzan
Tufan-ı kaza cuşiş-i çeşmanıma hayran
Canımdan usandırdı beni naz-ı tabiban
Biçare gönül pister-i mihnette bunaldı
Şarkı
Ol kaşı keman, cevr ü cefa yayını kurdu
Tir-i nigehi murg-ı dil-i zârımı vurdu
Peykân-ı gamı geçti cigergâhıma durdu
Âşıklığımı nâlelerim halka duyurdu
Sultan-ı kader neyleyim böyle buyurdu
Mehcur olalı ol gül-i nâdide- edadan
Kurtulmadı biçare gönül har-ı cefadan
Feryadımın aksi geliyor semt-i semadan
Âşıklığımı nâlelerim halka duyurdu
Sultan-ı kader neyleyim böyle buyurdu
Müjgân oku sinemde edip kârını icra
Hun-i ciğere çeşm-i teri eyledi mecra
Yârin işidip güldüğüne ağlamam amma
Âşıklığımı nâlelerim halka duyurdu
Sultan-ı kader neyleyim böyle buyurdu
Şarkı
Nâr-ı aşkınla senin ey nev-civan
Döndü âteş-i zâra cism-i nâ-tüvan
Hasret-i hâlinle hâl oldu yaman
Döndü âteş- zâra cism-i nâ-tüvan
El-aman âhû bakışlım el-aman
Sîne-i mecruhun ey cân pâresi
Göz göz oldu hasretinle yâresi
Lutfuna kaldı bu zahmın çâresi
Döndü âteş- zâra cism-i nâ-tüvan
El-aman âhû bakışlım el-aman
Kalmadı gönlümde ârâm ü sükûn
Hâlim oldu âleme hayret- nümûn
Pençe-i cevrinde kaldım pek zebûn
Döndü âteş-zâra cism-i nâ-tüvan
El-aman âhû bakışlım el-aman |