Muhbir-gazeteci kimliğiyle, Alişêr’i katleden Zeynel ve Rehber’le poz veren bu resmi kalemşör, „Dersim’in Erkânıharbi Alişer’i Öldüren Zeynel Neler Anlattı?“ başlıklı bölümde, şunları anlatıyor:
„Alişer’in olumsuz çalışmaları yıllarca devam etmiştir. 9 Temmuz 1937 yılında, gene Dersimli bir düşmanının kurşunuyla canveren Alişer, Dersimliler için gerçekten bir kuvvetti. Okuma yazmasından başka müthiş zekasıyla kabileleri birbirine katmak, sonra müstakil bir Dersim kurmak gibi hayallerle binlerce günahsız insanın ölümüne yolaçmış ve hükümeti yıllarca uğraştırmıştı.
Alişer’i öldüren Zeynel, Dersim’in tipik bir siması idi. Heykel gibi bir vücudu, yılmaz bir cesareti vardı. Bu haberi alır almaz Szeynel’i aradım. Tam bir Türk tipi olan bu dağ adamı, ilk defa ayna görüyor, ilk defa medeni bir şehre geliyor, elektriği görüyordu.
- Zelnel, Alişer’i nasıl öldürdün?.. diye sordum.
- Kurşunla vurdum, sonra başını kestim, dedi.
- Neden yaptın bu işi?
- Fena mı yaptım. Dersim’i kötülükten kurtardım işte…
Zeynel, hükümete yaranmak için değil, muhakkak ki eski bir intikamını almak için yapmıştı fakat sebebini söylemekte bir menfaat görmediği için söylemiyordu.“(19)
Yazar, dizinin bir başka bölümünde de, Zeynel’i Elazığ’a geldi zaman, yetkililerden izin alarak bir otele götürdüğünü ve kendisiyle görüştüğünü belirterek, onu şöyle tanımlıyor:
„Bakılmaya kıyılmayacak levent bir yapısı vardı. Sıktığını avuçları içinde tuzla buz haline getirebilecek olan bu pos bıyıklı, yüzünden kann damlayan Dersimli, hakiki bir Türk tipi idi. Alişer’i öldürmüştü ama Dersimliliğini bırakmıyor ve bir türlü o yaşına kadar bellediği yaşayışından başkasını kabul edemiyordu… Zeynel, pehlivan yapılı, iri fakat güzel cüsseli bir erkek güzeliydi. Kıpkırmızı kanlı yüzü, pos ve gür bıyıklarına rağmen, dünya erkekleri arasında bir yarışma yapılsa, birinciliği mutlaka Zeynel alırdı.“ (agy)
Yazar, daha sonra, Alişer’i öldürdüğü gün Devlet tarafından kendisine 100 altın verilen bu ihanetçiye, yine de güvenilmediği için daha sonra idam edildiğini ve idam edildiği esnada, kendisinden beklenmeyen ölçüde ufaldığını söylüyor.
Yazıdizisinde yer alan ilginç bir anekdot da, Alişêr’in kesik başının resmini çeken Albay Nazmi Sevgen’in duyguları. Bilindiği gibi, Alişer ve karısı Zarife, 9 Temmuz 1937 Cuma günü, Kafat köyü yakınlarında barındıkları bir mağarada, Zeynel, Rehber ve Efendi adlı ihanetçiler tarafından öldürülür. Alişêr’in başı, Zeynel tarafındans kesilerek Alb. Nazmi Sevgen’e teslim edilir. Gerisini, bu kesik başın resmini çekip ilk kez yayımlayan Nazmi Sevgen’den dinleyelim:
„Alişêr’in kesik başının resmini ben aldım. Fakat kesik başın resmini alırken ürperdim, tüylerim diken diken oldu. Günlerce o baş gündüz hayâlimde, gece rüyamda yaşadı.“ (Yeni İnci, Sayı: 44/ 1953)
Birçok özelliği olan Alişêr’in bir özelliği de, şairane sezisidir. Katledilmesinden 2-3 yıl önce, Dersim’i bekleyen felaketi o diplomatik kimliği ve sanatkârane sezisiyle önceden görmüştür:
Ol Yezid’in fikri Dersim’i vura
Silahlar toplanıp çöllere süre
Zâlimler, zannetme bu size kala
İnşallah bir eroğlu meydana gele
Hak yolunda intikam ala…(20)
Bilindiği gibi, Alişêr, bir halk lideri olmasının yanısıra, Kürtçe ve Türkçe şiir yazan önemli bir halk şairidir. Onun şiirlerinde „azınlık içinde azınlık“ statüsündeki Kızılbaş Kürtler’in duygu ve düşüncelerini tüm çarpıcılığıyla görmek mümkündür. Daha, 1930’lu yıllarda İstanbul Konservatuarı’nın türkü derlemeleri sırasında onun üç türküsü de taşplak yapılmıştır. Öte yandan, Nazmi Sevgen, onun Dersim’e ilişkin manzum bir destan yazdığını da bildirir…
Dersim/ Koçgiri konusunu işleyen resmi ideologların sıklıkla Alişêr’in şiirlerini saptırdıklarına tanık oluyoruz. Tankut’un, bu türden „Zazalar“ araştırmasındaki kimi saptırmalarını, Kürdoloji Belgeleri-I çalışmamızda göstermiştik. Bunun kimi örneklerini, Nazmi Sevgen’in yazılarında da görüyoruz. Bunlardan birine de, Zazalar ve Kızılbaşlar adıyla yayımlanan yazılar toplamında rastlıyoruz. Yazar, başta yiğeni Mustafa Bey olmak üzere yakını kimi insanların, onu 1935 Tunceli Kanunu’nun çıkmasından sonra teslim olmaya ikna etmeye çalıştıklarını bildirdikten sonra, Alişêr’e atfen Dördüncü Umumi Müfettiş, Tunceli Vali ve Komutanı, „Dersim Kasabı“ General Abdullah Alpdoğan’a da bir şiir yazdığını iddia etmektedir. Çevrimyazısı sağlıklı yapılmayan ve Alişêr’in şiirsel ve düşünsel dokusuna da pek uymayan şiirin birkaç beytinde şöyle denmektedir:
Cumhuriyet feyzi her yeri sardı
Cumhuriyet nûru zulmeti yardı
Yüksek Başkanımız düşündü yer yer
Abdullah Paşa ki sahib-i tedbir
Bu Dersim Tunceli oldu akibet
Aydınlıklar açtı geçti ol âfet (21) |