|
"Türk
vatandaşlarının mahalli dil ve lehçelerde radyo televizyon
kanallarında yayın yapmasına olanak veren kanunlar
ve yönetmelikler" çerçevesinde devletin kendisi daha önceden TRT
1 radyosunda yarımşar saat radyo, TRT 3 kanalında
da bir saat olmak kaydı ile 9 Hazirandan itibaren, Boşnakça,
Arapça, Kurmançca, Çerkazce ve Kürtçenin bir şivesi olan Zazaca
radyo TV yayınlarına başlamıştı. TRT,
Çerkezce adı altında tüm Çerkez boyları dillerini
bir tek dil ile sunmaktadır.. Bu arada Lazcayı program
dışı bırakmış olan TRT'nin Kürtçe
radyo program saatleri ise, horozların ötme vaktine alınmış.
Kürtçe yayınlar bölümünde ilk çalınan müzik
eserlerinden "Bêje" Kom Müzik yapımın bir eseri ve Ozan
Aydın tarafından seslendirilmiş. Söz konusu eser;
daha önce Diyarbakır Valiliğince yasaklanmış
bir eserdir. Kardeş Türkülerin kılibi ise Şıvan
Perverin "Mîrkût" adnı taşıyor ve bu eseri de hiçbir
TV kanalı kılibi ile yayınlamayı (parası
ödeneceği halde) kabul etmemişti. TRT her iki eseri de
izinsiz yayınlamış ve eser sahipleri ya da yapımcılarına
telif ödememiştir. Yasal bir kurum olan TRT daha ilk başta
kötü bir örnek oluşturmuştur. Bu yapılan sanata ve
sanatçıya saygısızlıktır. Bunun derhal
telafi edilmesi gerekmektedir. Tam da Korsanla Mücadele yasası
çıkmışken, TRT nin böyle korsanvari ve kanunsuz davranışı
bağışlanır gibi bir şey değildir.
TRT'nin yaptığı programlara program demek için hiç
program görmemiş olmak gerekiyor.
Doğal olarak,, Radyo ve Televizyon programları
yapmak kadro ve formasyon işidir. Değişik dillerde
doğru ve verimli programlar yapmak için TRT'nin bünyesinde
gerekli ve yeterli kadrolar var mı yok mu bilemem, ama Kürtçe
"Kültürel Zenginliklerimiz" cümlesinin dahi devlet TV'sinde dile
getirilmiş olmasını önemli bir olay olarak kabul
ediyorum. Geçmişte "Kürtçe otuz kelimeden ibarettir" diyenler,
güneş dil teorisini savunanlar, ya da, hala, Kürtçe diye bir
dilin olmadığını savunanlar, bu gün TRT de Kürtçe
programların yapılabildiğine tanık olmaktalar.
Bu tarihsel bir andır. İnkarın ınkarı,
yanlışın doğru ile düzeltildiği önemli
ve verimli bir gelişmedir.
TRT'nin handikaplarını görebildiğim
için bu konu da işinin çok da kolay olmayacağını
tahmin ediyorum. Bu yüzden diyorum ki devlet eli ile yapılacak
yayınlar ihtiyaca cevap veremez. Devlet ve TRT bu işten
elini çekmelidir. Gerekli yasal düzenlemeler yapılarak Türkçe
dışındaki yayınların özel ve tüzel kurumlar
tarafından, zaman sınırlaması olmadan yapılabilmesine
olanak sağlanmalıdır..
Ama eğer, devlet samimi olarak Kürtçe yayınlardan yana ise, önce bir
"Kürtçe Radyo Televizyon Yüksek Okulu" ya da "İletişim
Fakültesi" hemen kurulmalıdır. Bu Okul mezunlar vermeli
ki onlar arasından programcılar seçilebilinsin, kaliteli
programlar yapılabilsin. Q,W,X harflerine meşruiyet sağlanmalı
ki Kürtçe metinlerle alt yazı geçilebilinsin. Yoksa "Newroz"sözcüğünün
yarattığı tartışmalar gibi tartışma
ve karmaşalar yaşanır. RTÜK bir devlet kurumu olması
hesabı ile genel teamüllere bağlı olarak hareket
ederse, bu işin içinden nasıl çıkabilir. TRT şimşekleri
üstüne çekip günah keçisi olmak istemeyeceği için temkinli
davranıp işi yüzeysel sürdürecektir. Bu işi daha
da zorlaştıracak. Yapılacak yayınlar içerikten
bu gün olduğu gibi, yoksun kalacaktır.
Bu konuda hükümetin açılımları
yeterli değil. Bu iş önce Kürtçe eğitim ve öğretim
kurumlarının açılması ile olanaklıdır.
Akademiler ve Enstitüler ile Kürt dil Kurumu ve yazım kurallarının
sistemleşmesi gerekir. Bu da zaman alır. Ama görünen o
ki hükümet göz boyamak istiyor ve bu konu da çok da samimi değil.
Tüm bunları bir anda gerçekleştirme konusunda zaman sorunu
da yaşıyor. Eldeki olanakları değerlendirip
bu yayınlara yeşil ışık yakmak, belki iyi
bir demogoji ve propoganda malzemesi sağlayabilir. Ama bu Kürtlerin
yeter görebilecekleri bir şey değildir.
TRT ve ötekilerin'nin yaptığı
yayınların kalite denetimini kim yapacak..? Yasalara uyup
uymadığına kim, hangi ölçülere göre karar verecek.
Adalet Bakanlığı bünyesinde, bu konu için oluşturulmuş
bir kurul var mı dır? Salt bu iş için dahi olsa Kürt
Hukuk Fakültesi, ya da Kürt Bilimler Akademisi; Kürt Kürsüsü, hatta
Filoloji Enstitüsü, Kürt Dili ve Edebiyatı bölümlerinin de
acilen kurulması gerekir
Programlarda yapılacak yayınların
dil ve içeriğinin TRT iç yönetmeliğine uygun olup olmadığı
nasıl tespit edilecek. Genel ahlak kurallarına ve öteki
toplumsal kurallara uygun yapılması gereken yayınlar
konusu nasıl uygulamada denetlenecek. Kürt sosyal yaşamı,
gelenek ve görenekleri bilinmeden uygunluk konusunda kim ve nasıl
karar verecek.
Bu alanlardaki gereksinmelerin karşılanması
için de kuşkusuz Psikoloji, Sosyoloji ve Tarih Araştırma
kurumlarına ihtiyaç vardır. Bu kurumlar Kürt sosyal ve
manevi yaşamını; tarih toplum yapısını
araştırıp bilimsel verilere ulaşmalı ve
ona göre programlar hazırlanmalıdır. Ya da bu alanda
bu güne dek yazılmış olan tüm eserler Kültür Bakanlığınca"
yaralı eserler" kapsamına alınmalıdır.
Bu alandaki uzmanlar devletçe finanse edilip desteklenmelidir.
Kürtçe yayınlara geçildiğine göre,
var olan öteki etnik kültürlere de bu hak verilmek zorunda. Bu demokratik
bir haktır ve gereği yapılmalıdır.. Az
yada çok bu ülkenin tüm etniselerinin kendi dillerinde yayınlar
izlemesi ve yapması en temel insani ve demokratik haklarıdır.
Kürtçe dört lehçe ile konuşulan bir dildir ve tüm lehçeleri ile yayınlar yapılması
kaçınılmazdır. Biri, ya da ikisi ile yapıp ötekilerle
yapılmaması, gerçekçi olur mu? Kürtçe için tanınan, günlük bir saatlik süre, yeterli
görülmemelidir. Bu süre haber programlarına ancak yeterli gelebilir.
En doğru olanı Kürtçe Radyo Televizyon Kurulunun oluşmasına
olanak verilmelidir. Özel Radyo ve TV ler de Kürtçe programlar yapabilmelidirler.
Bu konuda var olan Kürt Kültür kurumları ile ortaklaşarak
kaliteli ve eğitici programlar yapmak olanak dahilindedir.
Ama en gerekli olan şey, hemen devlet eli ile, bir Kürtçe yayınlar
kanalının oluşturulması ve 24 saat Kürtçe programlara
geçilmesidir.
TRT de yapılacak Türkçe yayınların, Kürt ve öteki etniselere
mensup kişilerin de kendi dillerinden dinleyebilmesi için alt
yazı ile verilmesi gerekmez mi..? Çünkü bu Kürtçe için zorunlu
ise öteki diller için de zorunlu olmalıdır. Bu ilkeye
Anayasal eşitlik çerçevesinde uyulmalıdır. TRT; altmış
iki yıldır bu konularda hazırlık yaptığını
iddia etti. Ama görülen o ki bu hazırlıklar yeterli değil
ve bu işe Kürtleri katmadan da bu iş kolay sürdürülemez.
TRT bu işi yapmayı sürdürecekse, Kürtçede ki Zaza, Kurmanç, Soran
ve öteki lehçe ve şivelerin yani sıra; Arapça, Ermenice,
Süryanice,Rumca, Çerkesce, Abhazca, Arnavutça, Boşnakca, Tatarca,
Azerice ve daha sayamadığımız bir çok lehçe
ve şivelerde, aynı şekilde yayın yapılabilmelidir.
Yayın süreleri artmalı, içerik zenginleşmeli, haber
ve yorumlar taze olmalıdır. Her gün her dilden yayın
olabilmelidir. Yayın süreleri konusunda en azından nüfus
oranına göre sürelendirmeye gidilmelidir.
TRT Televizyon ve Radyosunda, ya da öteki yerel ve ulusal radyo- Tv'lerde,
Türkçenin dışındaki dillerle reklam izlenebilecek
mi? Vatandaşlar Kürtçe ve öteki dillerde reklam isterlerse
TRT böylesi kar amaçlı teklifleri kabul edecek mi.? Belgeseller
ve diziler yayınlanabilecek mi?
Kürtçe yayınlar karşısında, tüm kamu kurum ve kuruluşları
ile devlet ve siyaset adamları zihinlerindeki tahribatı
ve yanlış bilgileri silmeli, onun yerine hoşgörüye
dayalı, demokratik ve eşit haklar temelinde şekillenmiş
bir düşünce sistemi yerleştirmelidirler. Her kes bu konuda
elini vicdanına koyup öylece yorum yapmalıdır. Kürtçe
yayınlara geçildi. Hani ya ülke bölünecekti,bölündü mü..?
Bölünme ve parçalanma korku ve kaygısından kurtulmak gerekir.
Kürtçenin gerek kamu gerekse sosyal yaşama katılmasında
korkulacak bir şey yok. Dil bölünmenin değil anlaşmanın
ve birleşmenin aracıdır.
Hükümet, dolayısı ile TRT bir iki kanalı bu iş için
tahsis ederse tartışmalar azalır, öteki özel ulusal
kanallara da cesaret gelir.. Ya da özel kanalların açılmasına
izin veririse onlar bu alandaki gereksinmelere yanıt olabilirler.
Bu konu da yerel Radyo ve Televizyonlara daha çok iş düştüğü
halde her ne hikmetse yönetmeliklerde yerel kanalların hakları
oldukça kısıtlanıp izne tabi kılınmış.
Bunu anlamak mümkün değil. Belki tersi daha doğru olurdu.
TRT, RTÜK ve hükümet hala kaygılar taşımaktadır. Çünkü
onlar Ankara'dan taşrayı denetlemek isterler. Tüm bu kaygılardan
uzak bir yayıncılık için büyük bir bütçe ve tabi
geniş bir kadroya ihtiyaç var ama ortada ne bu işler için
gerekli paralar, ne yasal bir düzenleme ne de kadrolar mevcut. Dahası
ne hükümet ne de TRT vatandaşlarına yeterince güvenemiyor,
zihnindeki kaygılardan kurtulamıyor.Öyle görünüyor ki
kafalardaki karakollar hala yıkılmamış.
Her şeye rağmen eğer TRT ve RTÜK bu işi özel Kurumlara
bırakmayacaksa -ki bunu yapmak zorundadır- Türk ve Kürt
aydınları ile tümden yada kısmen bu konu ile ilgili
olan uzmanlar ve bilirkişilerden oluşacak bir çalışma
gurubu, bu konuda, RTÜK ve TRT ye yardımcı olabilir. Gerekli
Anayasal değişiklikler ile bu sorun rahatlıkla çözülebilinir.
Yoksa yüz tane de yönetmelik yayınlanırsa bu sorun yönetmeliklerle
çözülebilecek gibi görünmüyor. Bu sorunun gerçek çözümü işaret
ettiğimiz Anayasal değişikliklerden geçmektedir.
En demokratik ve olumlu olan ise halkların kendi ana dilleri
ile yayın yapabilme hakkının kendilerine tanınmasıdır.
Böylece devlet de ağır bir işten kurtulmuş olur.
Anadilde yayına geçildiğine göre Anadilde Eğitim ve öğretime
de gelecek öğretim yılından itibaren geçilmelidir.
Eğitim ve öğretim Anayasaya göre parasız olduğundan
Kürtçe Eğitim ve Öğretim almak isteyenlerin tüm giderleri
devletçe karşılanmalıdır. Özel Kürt Kolejleri,
Lise ve Üniverisitelerin Kurulması için gerekli yasal düzenlemeler
yapılmalı ve bu kurumlardan mezun olan öğrencilerin
diplamaları muadil kabul edilmelidir.
latifepozdemir@hotmail.com
|