Şimdi belki sevgili okurlarımız merak edeceklerdir: bu da nereden çıktı diye. Ama eminim ki yazımın devamını okudukça kendilerini yazıdan alamayacaklardır. Bu kanatlı “kuş”ların birbirlerine huyları, yaşam tarzları ve yaşam felsefeleri hiç benzemiyor. Yani onların tek ortak noktaları kanatlı, iki ayaklı, gagalı ve de genel kategorilerde aynı ya da benzer sınıflarda yer alıyor olmalarıdır. Birer birer bakalım acaba bu kanatlıların kendilerine özgü ne özellikleri var:
Hindi; çok içli bir hayvandır. Etrafındaki bir çok soydaşının yaptıklarını tasvib etmez. Ortak yaşamayı sever ama yaşamdaki fırsatçılığı, bencilliği ve benzer bir takım şeyleri kolay kabullenemez. Hele baskıya zulme, sömürüye ve eşitsizliğe karşı asla hoşgörülü değildir ve bu durumları kabullenemez. Bozuk düzenden yana hep dertlidir, kaygılıdır ve rahatsızdır.
Ama gelgelelim ki tüm bu olumsuzlukları, haksızlıklar görür, kavrar, hatta kimi zaman işaret de eder. Lakin seslendiremez. O çok içlidir ve tüm bunları sesli bağırıp dillendirmesi olanaklı değildir. Gördüklerini, yaşadıklarını hep içine atar, kendi kendine içerlenir ve sessiz kalmayı selameti için uygun görür. Her zaman bir bahanesi de vardır. Tüm dertleri içine ata ata içinde devasa bir dağ gibi birikir dert ve sıkıntılar. Sonra günün birinde patlar, içindeki dertlerle göçer gider. Çok gizliden düzen düşmanıdır. Bunu ölünceye dek kimse bilmez. O yaşamında kendine ters gelen bir çok şeyi de istemeyerek de olsa yapar. Dedim ya her zaman bir gerekçesi de vardır onun. Özcesi içli ve duyguludur. Sessizliği tercih eder, çareyi susmakta bulur., hiç rahat değildir ama elinden bir şey gelmediğini sanır. Yaşamı hep böyle kendine özgü kurallara hapsolmuş durumda devam edip gider.
Papağan, tutarsız bir kuştur. Toydur. Kafasını pek yormaz. Olaylara yorum getirmek, düşünmek, tasavvur etmek gibi meziyetlerden uzaktır. Onun yerine her zaman birileri düşünür. Ona da her zaman düşünülmüş şeyleri tekrar etmek düşer. Tekrar ettiği şeylerin doğruluğu ya da yanlışlığı onu pek ilgilendirmez. Kendisine ne öğretildi ise onu yapar. Onun dışında farklı, ya da kendine özgü bir duruşu yoktur. Bu yüzden sahibi onu çok sever. Uslu bir kuş olduğu, her söyleneni tekrar ettiği için de tam bir düzen kuşudur. Düzen sözcülerinin ve sahiplerinin her söylediğini ezberleyip tekrar eder. Resmi görüşün en iyi savunucusudur. İnandığı için değil, sahibine ve düzene yaranmak için.
Çıkarcı ve bencildir. Hak adalet, özgürlük eşitlik gibi kavramlar onun literatüründe yoktur çünkü ona ezberletilmemiştir. O Pavlovun köpeği gibi şartlanmıştır ve refleksleri ile yaşama devam eder. Sahibi, ona ne kadar yiyecek ve içecek verir ise, hangi hak ve özgürlükler tanırsa onlarla yetinir. Kavgacı değildir. Ama kavga edenleri destekler ve alkışlar, Safını sistemden yana tutar bu yolun geçer akçe olduğuna inanır.
Atmaca, adı üstünde her şeye atlar, tepki ve öfkesini anında gösterir. Müthiş bir cesareti vardır. İlkelidir. Cesurdur, atılgandır. Sistemden gelen hemen her şeyde bir şüphe arar ve karşı gelir. Hep oyuna getirilmek istendiğinden şikayetçidir. Doğru yanlış düşündüklerini fütursuzca ve de sesli olarak dile getirir. Amacı kahraman olmak değildir çoğu zaman. Ama kimi zaman da farkında olmayarak kahraman oluverir. Kendini sever ve saygı duyar. Özgürlük, eşitlik, adalet gibi ülküler onun vazgeçilmezleri arasındadır. Düzenle arasındaki tüm bağları koparmıştır. Sivri dillidir. Düzen dışındadır. Düzenle davalıdır. Bu yüzden ömrünün büyük bir bölümü baskı altında, işkence ve yoksullukla geçer. Yaşamı genel standartların altındadır. Bir çok kez engellenir. Kamu haklarından yoksundur. Sülalece potansiyel suçlu ve tehlikeli gibi tanıtılmıştır.
Dedik ya Atmaca, olup bitenlere sert tepki gösterir. Hareketten bereket doğacağına inanır. Onun da hipnotize olmuş bir papağan kitlesi vardır. Çok tepkici ve hareketlidir. Bu yüzden yaşamı çoğunlukla tutuklu geçer. Ceza alır, zindana atılır. İçerde bile, düzen dışı ve muhalif çalışmalarını sürdürür, çevresindekileri birlik olma yolunda ikna etmeye çalışır. Büyük kazanımlar için acelesi yoktur. Küçük kazanımlarla büyük mutluluklar yaşar. Kendi gibi olanlarla arasında doğal bir kader birliği olduğunu bilir. Kimi zaman., soydaşlarının ihbar ve ihanetine maruz kalır. Ya da mücadelesini verdiği kesimler tarafından ele verilir, ihanete düşürülür Doğal olarak ihanet içinde olan soydaşlarına karşı acımasız ve merhametsizdir. Karizmatik ve hümanisttir. Kararlı ve de inançlıdır. Olaylara seyirci kalmaz, müdahale eder kendince olumsuzlukları teşhir eder ve onlarla savaşır. Çok sesliliğe, demokratik dokuya, çoğulculuğa tehamülü yoktur.
Şahin, son derece sinsi ve moda tabirle ‘derin’ bir kuştur. Şiddetten beslenir. Çevresine korku salar. Şiddet olmadan gündemde kalmaz. Geniş yetkilerle donatılmıştır. Kendisini doğanın tek ve de en iyi sahibi sanır. Kendi dışındaki farklı düşünen ve farklı olan her şeyi kendine düşman bilir. Onlarla mücadele ederken her zaman şiddet yolunu seçer. Dayakla çevresini disipline edebileceğine inanır. Çok hızlı ve ataktır. Barış, diyalog ve tartışma., düşünme gibi erdemler onun canını sıkar. Bu tür kavramların altında gizli bir takım niyetler olduğuna inanır. Kendi gibi olmayanları —ki en çok aykırı olan Atmacalardır ya da Güvercinler— hak sahibi görmez. Aba altında sopa gösterir. Dövmekle tehdit eder. Arada birde döver. Tüm bunları da “Doğanın bekası ve bölünmez bütünlüğüne yönelik tehditlerin bertaraf edilmesi’’ adına yaptığını beyan etmekten geri durmaz.
Ülkeyi salt kendinin görür. Kendi gibi düşünmeyenleri vatan haini ilan eder. Ona göre farklı olan her kes, ya bölücüdür, ya yıkıcıdır ya da dış güçlerin piyonudur. O sorunların çözümü konusunda bir tek geçerli yol bilir. O da yok etmek. Yani bir sorunu yok edersen onu çözmüş olursun. İmha politikası temel felsefesidir kısaca. Red eder, inkar eder, işkence yapar döver söver, kendi başına buyruktur. Birçok komplo ve kirli işin altından o çıkar. Şiddetten beslenir, kanı sever, korkutur, korku ile sindirir. Ama entrikalarının gizliliği uzun sürmez. Er ya da geç yaptıklarının tümü, kirli çamaşırları ortaya çıkar. Korkudan kendine karşı aleni bir muhalefet oluşmaz. Ama sandık başlarına gidilirken verilen tepki oylarının büyük kısmı kendine duyulan öfkenin ifadesi olarak yorumlanır.
Atmacalar ve Şahinlerin ortak en önemli özellikleri her şeyden önce ikisinin de yırtıcı kuşlar sınıfından geldikleridir. İkisi de kanla beslenir, gıdasını kandan alır, kan üzerinde pazarlık yapmaktan geri durmazlar. Duygu sömürüsü ve kitlelerin dikkatlerini doğrulardan saptırmak konularında ustadırlar. Şiddet ikisi için de temel geçer yoldur. Yumuşama, diyalog ve hoşgörü, geliştikçe onlar emellerinden uzaklaşmış olurlar. Aynı denize dökülen farklı iki ırmak gibidirler. Çabaları aynı sonuca varır. İkisinin de hitap ettiği bir müritler grubu vardır. İkisinin de papağanları vardır. Söylem ve göndermeleri birbirlerinin karşısı gibi görünse de, özünde, aynı kaba su taşırlar. Varlıklarını çevrelerindeki mürit papağanlara borçludurlar. Sularının döküldüğü deniz ortak su içtikleri pınar müşterektir.
Bir de tabi Güvercinler… Bunları hiçbir kesim sevmez. Atmacalar seviyor gibi görünse de özünde Güvercinleri kendi politik kontrol alanlarında tutmak içindir. Beyaz renktedirler ve mavi gökleri severler. Tüm yaşamları şiddet yanlısı Atmaca ve Şahinleri iknaya çalışmakla geçer. Sesleri kan ve barut seslerinin üstüne çıkamaz. Çok bedel öderler. Düşünceleri yüzünden başlarına gelmedik şey kalmaz. Bunlar bir ara tabakadır doğal alemde. . Her dönemde etkili ya da etkisiz sesleri çıkar. Ama işler çoğu kez onların istediği gibi gitmez.
Tüm bunların dışında, farklı adlar ve renklerle seyreden kuşlar da var kuşkusuz. Güzel sesli ötügenler, sülünler, serçe ve kırlangıçlar, ve daha nice değişik tür vardır ama bunların doğal yaşam üzerinde pek etkileri yoktur.
Şimdi gelelim neden bu dört önemli kuş katagorisini yazımıza konu ettiğimize…. Yaşadığımız sistemde çok belirgin olarak bu dört katagoriye çok sık rastlamıyormuyuz? Kepimizi önümüze koyup katagorimizi belirleyelim. Toplumun çoğunluk kısmı, bu gün Hindi gibi kendi halinde sessiz sedasız yanar, kavrulur ama kendini riske edecek en ufak bir eylem içine girmez. Her şeyi içine atar, yaşamı sonuna dek tepkisiz sürer gider. Her zaman bir mazeretleri vardır. Dahası, devleti çok iyi tanır. Onun ne denli ceberrut olduğunu iyi bilir. Kolay kolay kendini riske etmez. Ama memnuniyetsizliği de sessizce sürüp gider.
Kimi kesim de vardır ki, Atmaca gibidir. Bu kesim devingen, dinamik ve ataktır. Tepkicidir. Toplumun küçük bir bölümünde böyle bir cesaret vardır. İlk kurşunu kendine sıkmış kişilerdir bunlar. Korkuyu aşmış açıktan, göğüs göğüse demokrasi mücadelesi verirler. Hep en ön saflardadırlar. Ancak dedik ya azınlıktadırlar. Toplumu dönüştürmek için gerekli bir çok olanak ve araçtan yoksun bırakılmışlardır. Elleri kolları bağlıdır. Var olan olanaklarla mücadelelerini sürdürürler. Yaşamlarının büyük bir kısmı cezaevinde geçer. Cezaevlerine ve nezarethanelere aşinadırlar, dahası, çoğu abonedir. Bazen farklı izler birbirine karışır. Onlarınki başkalarınki ile karışır. Bunun çok sonraları farkına varırlar.
Papağana benzeyenler de az değildirler. Düzene yaranmak için yarış halindedirler. Resmi görüşe içten içe inanmasalar bile inanıyormuş gibi yapıp öyle davranırlar. İkircikli ve çifte kişiliklidirler. Resmi görüşün her dediğini tekrar edip dururlar. Kendilerine ait bir dünya görüşleri yoktur. İthal fikirlerle yaşarlar. Şakşakçıdırlar. Düzenin gücünün arkasına gizlenip atıp tutarlar. Bayrağı ve el kol işaretlerini çok severler, ya da öyle görünürler.
Şahinleri anlatmama gerek yok. Dedik, moda deyim ile derin bir kesimdir. Hem kral hem de kralcıdırlar. Astıkları astık kestikleri kestiktir. Tek vatansever kendileridir onlara göre... Adları dünyanın en büyük zenginleri arasında geçer. İnanılmaz büyük bir konfor içindedirler. Kim iktidar olursa olsun onlar her zaman iktidar üstü görürler kendilerini. Devletten kasıtları kendileridir. Sivil oluşumlara tahamülleri yoktur. Hep kendileri devleti yönetsinler isterler.
Diyeceksiniz ki: Kuş işte... Hepsi de kuş sayılır. Kuşların yaptığını ciddiye almak mümkün mü? Siz de haklısınız. Bende istedim ki çevremizdeki kuşları bir kez daha anayım. Amaç kimseye haksızlık ya da hakaret değil. Kimseyi küçük düşürmek değil. Ama gerçekten şöyle bir düşünün: Söylediklerim ve benzetmelerim uygun düşmüyor mu. Belki şık benzetmeler değil ama aklıma gelen en yakın örnekler bunlardı.
Ve elbette, dikkatinizi çeken başka bir şey daha olmuştur bu yazıda, kuşlar ve insanlar birbirlerine nede çok benzerlermiş. Öyle ya insanlar ve kuşlar bu doğal denge içinde birlikte aynı atmosferde yaşıyorlar. Birbirlerine benzemelerinden daha doğal ne olabilir ki…. |