Medet Serhat’ın Anısına
“ Yasaklı sevdalar ateşi ile
Kıvılcımlar dökülüyor
Gözlerinden yeryüzüne,
Aklının ucundan geçirmeliydin
bir gün
Hain tuzaklarda
Amansız
Sinsi ve karanlıkken gece;
Kurşunlara göğsünü siper edeceğini..
Ufkundan
Sevdalı bulutlara Işık saçtığını
Bilenler artık az değil,
Yara giden zorlu yolda,
Şarkılar derledik, haykırmaktayız
Yasaklı da olsa dilimiz,
Lal değil,
Gün gelecek
-Ki yakındır kuşku yok-
Dilimize vurulmuş zincir
Bu prangalar,
ellerdeki kelepçe
Toprağa hizmet edecek.
Ve yıkılası kananlıklar, bu zulüm,
Tarihe gömülecek.
Bugün, “ Medet Yarab “ demiyorsak
Serhat’ta akşamın erindendir,
Yaralı coğrafyamızda,
Sofralara hüzün taşımağa alışmaktandır.
Oysa ki baştan başa o gün
Serhat ve ötekiler yaştaydı.
Avuçların sıcağında saklı umut, hastaydı
Bu, harlı sevdanın bir başı Fırat’ta
Ötekisi güzelim Kars(taydı…
Mazlum toprağımızda
Nal seslerini barut kokuları bastırmakta,
Ve sen de tıpkı onlar gibi
Sevdamızın hamuruna maya olmaktasın,
Özgürlük bitsin diye toprağımızda;
Tarlamıza tohum oldun, yeşermektesin..
Hey… gözü kör, kulağı sağır
Kendi hülyalarıyla sarhoş, koca dünya
Kan fışkırıyor gözünün önünde
Şu kuşatılmış coğrafyada.
En iyi oyuncakları,
Yerde, patlamamış havan mermileri,
Geçmişten yadigar şimdi
Kızlarımıza, oğullarımıza,
Konu :
Bin yıllık hasretimizin umudu,
Kolu kopmuş,
Parmakları havada uçuşan
Kenar mahalledeki Kürt çocukları..
Kaç kuşak devirdin
Be hey koca adam,
Yılmadın geceden, zemberekten;
Daim güler yüzün, belleklerdedir
Ve nice bir yiğit oluşun, bir de.
Senin uzlaşamadığın bir tek şey vardı, esaret,
Onurlu yaşamaya gönülden vurgun
Gül yüzün, yas ayinlerinde bile umut saçardı.
Artık zulüm çarmıhlarda
Faklarda, can çekişmektedir.
Aşılmış korku duvarının öte yakasında halkımız,
Yarına,
Mutlak zafer gözü ile bakmaktadır.
Çünkü bilmekteyiz, biliyorlar:
Kazanmak için tutkuyu
Yenmek gerek korkuyu;
Ve bu zindan içinde
Tutkuya az bir zaman var
Çünkü korkuyu aşmış bulunuyoruz
Onun için yarına umutla bakıyoruz.”
( Latif Epözdemir. Yasak Aşka şiirler. Kora yayınları )
MEDET SERHAT : GÜLERYÜZLÜ PRENS
Medet SERHAT , Iğdır'ın Alıcanlar köyünde doğdu. Doğduğu köy Aras nehrinin kıyısında bir köydür..
Istanbul Hukuk Fakültesini bitirdi.. 1959 yılında, göz altına alınarak 13 Ay tutuklu kalmış, daha sonra serbest bırakılmıştır. Yargıtay'ın tutuklama kararını bozması üzerine yirmi gün hapse mahkum oldu.
1963 yılında Istanbul'da, Yaşar Kaya ve Ergun Koyuncu ile birlikte, çıkarttığı "Deng" adlı dergiden dolayı yargılandı. 1965 te gizli örgüt kurmaktan göz altına alındı. Daha sonra tutuklandı ve 1 yıl 4 ay hapis cezası aldı.
1997 yılında Yugoslavya / Zagreb'te yapılan Uluslararası Avukatlar Toplantısına katıldı.
1979 tarihinde yapılan mahalli seçimlerde Kars'tan CHP adayı olmuştur.
27.01.1981 tarihinde “Komünizim” ve “Kürtçülük” propogandası yaptığı gerekçesiyle, göz altına alındı ancak üç gün sonra tekrar bırakıldı.
1982 tarih itibariyle Erzurum'da sürdürülen PKK davasında müdahil avukat olarak katıldı..
Yine aynı yıl (1982 ) Barış Derneği Yönetim Kurulu üyesi iken tekrar tutuklandı ve 1983 yılı Kasım ayında serbest bırakıldı.
1984 yılı itibarıyla, basında ve kamu oyunda adından sıkça söz edilen Behcet Cantürk'ün de Avukatlığını da yapmaktaydı..
1990 yılında, bir gurup Kürt aydını ile birlikte, KÜRT-KAV, yani o günkü adı ile "Kürt Hak ve Özgürlük platformu” nu kurdular.
1991 yılında "Barış Derneği" davasında avukatlık yaptı.
Ekim 1994 tarihinde Ankara DGM'de yargılanmış olan, kapatılan DEP milletvekillerinin avukatlarındandı.
12.11.1994 tarihinde İstanbul/Erenköy'deki evinin önünde şöförü ile birlikte öldürüldü.
Av.Y. SERHAT BUCAK, 10 Kasım 2004 tarihli Özgür Politika gazetesinde, onun için, yani “ Ağabeyi” için tarihe şu notları düşer.
“ İsmini 1960'larda rahmetli şehit babamdan duymuştum. 49'lar tevkifatının önemli isimlerinden birisiydi. 1963 yılında İstanbul'da çıkartılan "Deng" dergisinin Genel Yayın Yönetmeni idi. Albay Talat Aydemir öncülüğünde yapılmak istenen 21 Mayıs 1993 darbesinin bastırılması üzerine sıkıyönetim ilan edildi. “
“İçişleri Bakanı H.O.Bekata'nın yaptığı basın toplantısında "Türkiye'nin doğusunda Kürt Devleti kurmak isteyen 23 Komünist-Kürtçü'nün yakalandığı" açıklandı. Ağabey de tutuklananların arasında idi.”
“ Aradan uzun yıllar geçti. 1980 cuntası döneminde "Barış Derneği" davası nedeniyle aranır duruma düşünce yurt dışına çıktı. Yurt dışındaki sürgünlüğü pek uzun sürmedi bizimkisi gibi. İstanbul'a döndükten bir müddet sonra DDKD davası nedeniyle gözaltına alınıp rahmetli B.Cantürk ile birlikte insanlık dışı işkenceye tabi tutuldu.”
“En önemli özelliklerinden birisi de dedikoduyu sevmemesi, yanında hiç bir Kürt yurtseverine toz kondurtmaması idi. Hiç kimse onun bulunduğu mekanda dedikodu yapmaya cesaret edemezdi.”
“Kendisine suikast düzenleyen tetikçinin MİT bağlantılı meşhur itirafçı ülkücü Tevfik Ağansoy olduğunu ikinci eşi Dr.Yurdanur Serhat, Ağansoy öldürüldüğünde teşhis etmişti. Türk Basını ölümü üzerine büyük bir dezenfarmosyon harekatına girişti. Ancak Medet ağabeyin devlet bağlantılı çeteler tarafından öldürüldüğü birkaç hasut Kürt'ün dışında herkes tarafından biliniyor.”
YÜREĞİNİ HALKININ YÜREĞİNİN YANINA KOYMUŞ SOYLU BİR YURTSEVER
49’lar olayının ateşli genci, yurtsever bir hukukçu idi Medet SERHAD.. Zor günlerdi o günler, ama aşılarak bu günlere gelinmişti. 67’ lik koca bir adamdı Medet vurulduğunda.
O anıları ve onurlu mücadelesi ile, romanlara sığmaz, bir yüce insandı. Medet Serhad, Serhad yöresinin mağrur prensiydi…
M.Serhad; Zor günlerin adamı, dardakilerin, zordakilerin kurtarıcı meleği, moral kaynağıydı. Yaşamı boyunca o güleç yüzü, nazikliği ve tatlı dili hep onu göklerde tuttu. Sevene dost, sevmeyene ise düşman olmayan barış ve sevgi dolu bir yürek taşıyordu. Her boydan, her soydan, her kesimden dostlar edinmişti bu saygın kişiliği sayesinde.
Bunca yıl onurundan ve düşüncelerinden,- hiçbir ortamda ve koşulda.- ödün vermedi Medet Serhad. Barış derneği sanığı, bir halkın 60 yıldan bu yana özgürlük hareketinin neferi ve tanığıydı. Bunca yıl, yıldıramadılar, yılmazdı çünkü o.Yılmadı, kara toprağa düştü nazlı bedeni..
Av. Medet Serhad cinayeti, alışık olunan bir senaryo ile ifade edildi. Oysaki bu bir tertipti, bir sindirme operasyonuydu. Kürt halkının moral değerlerini çökertme harekatıydı. Bu böylece bilinmektedir.
Medet cinayetini, boyalı basın “mafya hesaplaşması” olarak sundu. Bu ülkede mafya olduğu, hatta karanlık güçlerin bizzat devlet eliyle beslendiği ve korunduğu bir gerçek. Ama Medet’in bu olayla ilgisi neydi ki…? O sadece Behçet Cantürk’ün dava vekiliydi. Behçet’le arkadaşlığı ise geçmişten geliyordu. Lakin Medet işini yapıyordu. Çünkü işi avukatlıktı ve başkalarını savunmaktı. Savunduğu kişiler ise kuşkusuz kamu ile davalı, devlet ile davalıydılar. Eğer bu bir öc alma işi ise öyleyse devlet öc aldı, çünkü karşı taraf, yani davalı, devletin kendisiydi.
Daş davasının avukatı, cezaevinden kaçan müvekkilinin babasının öcünü almak için kaçtığını söylemişti. Peki kimden ve nasıl öc alacaktı. Hedef neden Medet Serhad olsun ki…? Sonra öyle olduğunu varsaysak bile avukatın bu beyanını suç duyurusu kabul edip Daş’ın muhtemelen yönelebileceği kişi-kişiler nasıl olur da korunmazdı…?
Elbette ki tüm bunlar sahte senaryolar, karanlık güçlerin cinayetlerinde hedef şaşırtan uygulamalarıdır. Medet Serhad, Vedat Aydın’la başlayıp Şevket Epözdemir, Musa Anter, Muhsin Melik ve onlarca Kürt yurtsever aydının katledilmesi ile süren karanlık bir oyunun kurbanıydı… Kürt halkı ve demokrat-barışsever kamuoyu bunu böyle biliyor.
Faili bulunmayan her cinayetin zanlısı hukuksal ve mantıksal olarak devletin kendisidir. Eğer devlet bu zan altından kurtulmak istiyorsa yüzlerce cinayetten birkaçının bile olsa faillerini bulacak ve cezalandıracaktı. Mumcu, Üçok, Dursun, Aksoy, Emeç, Anter, Aydın, Epözdemir, Sincar, Kılıç ve Melik ile Serhad cinayetlerindeki tetikçilerden nasıl olur da,hala yakalanamayanlar var.? Ya da yakalanmış olanlardan aydınlanmamış cinayetlere ilişkin olarak,elde edilen bilgi ve belgeler değerlendirilemiyor.? Çünkü, o günler devlet,bir çoğunu koruyordu. Ve devlet baltayı dizine vurmak istemiyordu. Çünkü, o, terör ve kargaşayı bahane ederek politik malzeme depoluyordu.Bu anlamda, sorumsuz bir yaşam sürdürüyordu. Çünkü devlet politikası artık şiddet ve gerginliğe angaje olmuş ve endekslenmişti.
O günlerde, devletin karanlık güçlerinin boy hedefi, barış ve yumuşama yanlısı yurtsever-demokrat kişiler oldu. Çünkü bu kişiler, kitlelerin manevi yaşamında ve gönlünde bir değer oluşturuyorlardı. Kitlelerin moral kaynağı ve güven duygularının önemli simaları durumundaydı. Sürüp giden kirli savaş, giderek psikolojik savaşı da devreye sokmuştu. Bu durum, top yekun bir imha hareketinin işaretlerini veriyordu. Medet’e ve yüzlerce Kürt yurtseverine sıkılan kurşunlar aynı depodan geliyordu. Bunu Kürt halkı ve barışsever kamuoyu böyle algılıyor.
|