| |
Özgür ve demokratik bir yaşam
nasıl kurulur?
Irak Kürt Federe Bölgesi'nden notlar-2 |
| |
|
| Öncelikle teşekkür etmekle başlamak istiyorum
gözlemlerime ilişkin yazımın ikinci bölümüne geçmeden
önce. Navkurd sitesinde yayınlanan bu yazının 1.
bölümü daha sonra başka sitelere de aktarılarak, birden
fazla sitenin sayfalarında yer aldı. Çok sayıda insan
bu siteleri ziyaretleri sırasında, ilgili yazımı
okudu. Hemen belirtelim ki, Aydınlar Ocağından tutun
da toplumun bir çok kesiminden kişilere dek, geniş yelpazede
ziyaretçilerden olumlu ve olumsuz bir çok mektup aldım. Gelen
mektuplar arasında küfür edenler de vardı.
Bunlar, hiç kuşku yok ki, Kürtlere ilişkin
hiçbir insani iyileşmeye sabrı olmayan şoven ve ırkçı
kesimlerden geliyordu. Bunu bildiğim için de, çok fazla öfkelenmedim.
Bu yazıdan sonra da tepkiler geleceğini biliyorum. Ama
bu durum, benim gözlemlerimi aktarmama engel oluşturmuyor.
Bu açıklamadan sonra yazımızı sürdürelim. |

Zaxo'da Bir Parktan Görüntü |
|
| Güneyli Kürtler öteden beri,
Irakta ki ulusal hareketin özgürleşmeye daha yakın olduğunu,
bu parçada, koşulların daha çok olgunlaştığını
söyleye gelmişlerdir. Bu yüzden öteki parçalarla ilişkilerinde
bile, ihtiyatlı olmuşlardır. Kimi zaman öteki parçalardaki
silahlı mücadeleler, işlerini zora soktuğunda, kardeş
kurumlardan dileklerde bulunmuşlardır. Bir Ulusal irade
ya da otoriteden yoksun olan genel Kürt Ulusal Hareketi, tek tek
parçalarda, kendine özgü sıtratejiler koyup bunu izlemiştir.
Her parça kendi kurtuluşunu
getirecek mantığı, bu coğrafyanın maküs
talihi olarak hala ortada durmaktadir. Hal
böyle olunca da, doğal olarak, ahval de bu doğrultuda
biçimlenmiştir.
Güneyli Kürtlerin öteki
parçalardan kimi şeyleri dilemesi konusu, belki, doğruydu,
ama, her nedense, bu tutumları çok ta eleştiri alıyordu.
Geçmişte kimi tatsız şeyler de yaşanmadı
değil. Ancak, Güneyli Kürtler,
bu gün, takdir etmek gerekir ki tüm Kürt Dünyasının
yüzünü güldürüp, Kürtleri onurlandırdılar. Bu yüzden,
geçmiştekine benzer sert eleştiri odağı değiller artık.
Bu gün tüm Kürtlerin efsanevi lideri olduğu asla
tartışma götürmez olan Mela Mıstefa Berzani, güneyli
bir Kürttü ve o, Kürlere zengin manevi değerler miras bıraktı.
Kürtler Barzanileri çok eskiden beri tanır ve onların
mücadelelerini yakından bilirler. Mela Mıstefa'nın
adı, hala Kürt Ulusal hareketi ile bir anılır. Dahası
bu ad, kitlelerin maneviyatını güçlendirmiştir.
Kürt Ulusal direnişlerinin
hemen hepsi, kan ve gözyaşı dolu bir geçmişi miras
bıraktı geriye. Kürt hareketleri, pragmatik davranamadı.
Onca mücadeleler sonucunda kalıcı ve uzun erimli bir özgürlük
elde edilemedi bu güne dek. Bunu en iyi kavrayan Iraktaki Kürtler
olsa gerek ki, onlar bu konularda her zaman ihtiyatlı davrandılar.
Bir yandan da, kahramanca savaştılar. Bir
çok fırsat ve olanak yan yana gelince, üstüne birde
Iraktaki son siyasal gelişmeler eklenince, müthiş bir
diplomasi ve politika sonucu, bu gün, Irakta, yıllardır
özlenen o özgür ve demokratik ortam Kürtler açısından
kurulmuş oldu.
Kendini solcu gibi tanıyan,
özünde hala geçmişte yaşayan bir takım güçler, Kürt
Halkının Iraktaki gelişmeleri kendi lehlerine ustaca
çevirmesini bilen bu davranışlarını yanlış
lanse etmek konusunda adeta birbirleri ile yarıştılar.
Oysa ki, gelişmeler gün gibi ortadaydı. Saddam, yıllardır
bölgede kan döküyordu. Sadece Germiyan mıntıkasında
Enfal yıllarında, 182 bin kişi katledilmiş,
keza Halepçe'ye kimyasal bomba atılmış ve binlerce
masum insana kıyılmıştı. Süleymaniye de,
Özgürlük parkında adlarına anıt yapılmış
87 Kürt aydını bir gecede yakalanmış ve katledilmişti.
Kısacası:
'' siz yerde yatansınız ve üzerinize tünemiş zalim
biri elinde, bıçağı ile sizin
boğazınızı kesmeye çalışıyor,
bu manzarayı gören diğer bir yabancı da, üzerinize
tünemiş olan eli bıçaklı katilin sizi öldürmesini
engelliyor. Böyle bir durumda, tavrınız ne olurdu. Siz
üçüncü kişiye "git , bırak beni öldürsün" mü derdiniz,
yoksa sizi kurtarana teşekkür mü ederdiniz.? Iraklı Kürtler,
doğrusunu yaptı, kendilerini ve toplumun büyük bir kısmını
boğazlanmaktan kurtaran yabancıya teşekkür etti.
Öte yandan, biri hem sizi boğazlıyor, hem de tüm zenginliklerinizi,
her şeyi, ekmeğinizi elinizden alıyor. Üstelik de
sizin toprağınızdan elde ettiği ürünleri kurşun
yapıp üstünüze yağdırıyor. Öte yandan da, bir
başkası, sizi ölümden kurtarıyor, ülkenizin gelirlerini
de, tümden aşırmıyor, paylaşalım diyor.
Şimdi, tercihiniz ne olmalı diye sorarlarsa, en azından
aşıranı değil de, paylaşanı tercih
etmez misiniz. Kim olsa tercih eder ve Kürtler de böyle bir tutumu,
ulusal çıkarları bakımından uygun gördüler.'
Böyle ifade ediyor ahvallerini
Güneyli Kürtler. Yorum, size kalmıştır. İster
insaflı ve serin kanlı
olur, durumu anlamaya çalışırsınız,
isterseniz de, bunu kendiniz için karalama ve propoganda malzemesi
yaparsınız. Buradaki tercihi de, siz yapacaksınız.
Ama hiç kuşku yok ki, Mam Celal ve Başkan Berzani, Kürt
Halkına özgür bir ülke hediye edecekler ve onlardan geriye
bir Kürt devleti kalmış olacak gelecekte.
Şurası bir gerçek
ki, daha şimdiden, Güney Kürdıstan, artık tüm Kürtlerin
kıblesi durumundadır. Kürt Ulusal
hareketinin politik merkezi konumuna gelmiş olan Kürt
Federe Devleti, gelişim ve değişim alanında
hızlı adımlarla ilerlemektedir. Onlar, büyük bir
ustalık ve baş döndürücü bir hızla,
bölgedeki bir çok devletin, onlarca yıldır yapamadıklarını
şu kısa dönemde başardılar. Beğeniriz beğenmeyiz,
destekleriz desteklemeyiz, eleştiririz eleştirmeyiz, bu
ayrı bir şey. Ama bugün ortada bir gerçeklik var ki, o
da Kürtlerin, artık geriye dönüşü olanaksız
bir yolda olduğu gerçeğidir. Bu yolculuk, daha
çok özgürlük, daha çok demokrasi ve refah yoludur, gelişme
ve kalkınma yoludur.
Kürtler
açısında övünülür ve gurur duyulur olan bu gelişmeleri
korumak ve sahiplenmektir. Bu her
Kürdün, başat görevidir. Bu görüşler yalnız
benim görüşlerim değil, güneyde halkın büyük çoğunluğu
da böyle düşünüyor. Her seferinde de, ''Buradaki kazanımlar
tüm Kürtlerin kazanımıdır, burası her Kürdün
vatanıdır '' doğrusunu dile getirmekten de
geri kalmıyorlar. |

Halepçe Anıt Mezarının İç Görünümü |
|
Kerkük:
Geleceği merak konusu olan kadim kent
Kerkük halkı: ''Kerkük,
Kürdistan'ın kalbidir. ''Başkan Berzani: ''Kerkük, Kürdistanın
başkentidir. ''Mam Celal: ''Kerkük küçültülmüş Iraktır.''
Türkler: ''Kerkük Türkmenlerindir.'' Araplar: ''Kerkük, Irakı'ndır.
''Üzerinde bu kadar tartışma yapılan, ve bunca fırtına
koparılan bu kadim kentin, geleceği nasıl belirlenecek.
Gerçekte, kim haklı.?
Geçmişte, Saddam ciddi
bir biçimde, kentin demografisi ile oynamıştı. Kürtler
sürgün edilip, kente Baas partisi yanlılarını yerleştirilmişti.
11 Mart anlaşmı, 1974e dek bir reform öngörüyordu. Ancak
bu o zaman gerçekleşemedi. Şimdi, bu sorun, Anayasal güvence
altına alındı ve bu kentte Aralık 2007 de, bir referandum yapılacak ve kente ilişkin doğru tespitlere ulaşılacak.
Elbette ki, Saddam zamanında, kentten göçertilenlerin tümünün
geriye dönüşü gerçekleştirecek, böylelikle kent gerçek
tanımını ve kimliğini bulacak. Ancak, Kerkükükn
o çok renkli ve çok sesli yapısının bozulmasına
asla izin verilmeyecek Kerkükteki kültürler ve etnik yapılar
özgürce kendilerini ifade etmeye devam edeceklerdir.
Kentin güvenliğini
Irak ordusuna bağlı askerler sağlıyor. (çoğunluğu
eski péşmergelerden oluyor. Bu gün Irak Ulusal ordusunda görev
yapıyorlar.) Kentin on iki televizyon ve radyosu var. Sayısız
dergi ve gazete yayimlanıyor. Her halkın kendi dilinde
yayını var. Şu anda merkezi hükümet bağlı.
Kent valisi bir kürt, ancak kent meclisinde tüm halkların siyasal
temsilcileri var ve kardeşçe birlikte kenti yönetiyorlar. Zengin
petrol yataklarına sahip. Ancak henüz kuyular açılıp
faaliyete geçilmemiş. Ama çok kısa bir zamanda, bu kuyular
işletmeye açılacak. O zaman, yörenin çehresi hızla
değişecek.
Kentin
şimdi bile en büyük kitlesinin Kürtler olduğu, son seçim
sonuçlarından da, anlaşılmaktadır. Seçimlerde
Kürt itifakı % 75 kadar oy aldılar. Kaldı ki,kimi
ilçelere -ki bunların
çoğu Kürtlerdir- seçim sandığı kurulamadı,
lakin oy pusulası yeterli gelmemişti. Kürtlerin yanı
sıra, Türkmenler de, hatırı sayılır bir
nüfusa sahiptirler ve çok sayıda parti ve örgütlr temsil ediliyorlar.
Kimi Türkmen guruplar,seçimlerde Kürt Bloku ile ortak hareket etti
ve bu bloktan adaylar önerdi. Bir tek Türkmen Cephesi, farklı
bir çizgi izledi. Ancak sanıldığının çok
altında bir oy aldı.
Burada
sayın Başkan Barzani'den iki alıntı aktarmak
yerinde olur kanısındayım. Başkan öteki parçalardaki
Kürt soydaşları için şöyle diyor: 'Komşu ülkeler
arasında bölünmüş olan Kürt ulusuna gelince, akıllarımızın
ve kalplerimizin onlarla birlikte olduğunu ve onların
çektiği acıları, yüreğimizde hissettiğimizi,
kardeşlerimize belirtmek isteriz. Günümüz dünyasında şiddete
yer olmadığı için, umarız kardeşlerimiz,
haklarını savunmak için, uygar ve çağdaş yöntemlere
baş vururlar. Çünkü şiddet Kürtlere ölümden ve yıkımdan
başka bir şey getirmemektedir. Benzer şekilde,umarız
bu ülkeler de, kardeşlerimizin bu taleplerine kulak verirler
ve onlarla diyaloğa girerler.'' (Başkan Barzinin görev
teslimi esnasında yaptığı konuşmadan )
Kerkük'e ilişkin de Başkan Barzani, aynı konuşmasında
: ''Kerkük sorununa gelince, Geçici Yönetim Yasasında, gerçek
bir çözüm formüle edildi. Biz başka hiçbir çözümü kabul etmeyiz.
Bu hepimiz tarafından imzalanarak yasa haline getirilmiş
bir anlaşmadır. Ve bu yasa gecikmeden uygulanmalıdır.
Geçici yönetim yasasının 58. maddesi, ciddi bir meseledir.
Ve bizler bu noktada geriye çekilmeyi kabul etmeyiz. Benzer şekilde,
koparılmış tüm diğer bölgeler de iade edilmelidir.
Çünkü onlar Kürdistanın entegral parçalarıdır. 'Buradaki
' öteki bölgelerden ' kasıt, Kerkük kenti dışında,
Kürt coğrafyası olduğu halde henüz Kürdıstana
bağlanamamış kimi yerleşim yerleri kast ediliyor.
Ekonomik
ve mali durum: Ulusal gelir kaynakları
Başta Kore olmak üzere,
bir çok Dünya ülkeleinin ciddi yatırımları var bölgede.
Ülke şimdilerde bir şantiye gibi. Alt yapılar, yollar
ve binalar, hızla yenileniyor, onarılıyor. Çok katlı
konutlar giderek çoğalıyor. Gözle görülen en önemli gelir
gümrük girdileridir. Gıda ve temizlik ürünleri her aileye BM
tarafından aylık olarak sağlanıyor. Su, elektirik
ve telefon parasız. Vergi sistemi henüz oluşmamış.
Irak Anayasasına göre
Irak Ulusal gelirinin % 17 si bölgeye aktarılıyor. Petrol
kuyuları açık değil. Ancak gene Anayasa, bölge petrol
gelirinin büyük kısmını bölgeye bırakmış.
Eski Péşmergeler ve bölgedeki Irak devlet memurlarının
maaşları Irak devleti tarafından ödeniyor. Sanayi
yavaş bir hızla gelişiyor. Gıda, konut, giyim-kuşam
konusunda bir sıkıntı yok ama çoğu da komşu
ülkelerden satın alınıyor. Üst düzey bir devlet memuru
aylık ortalama 500 dolar maaş alıyor. Konut bedelleri
ve kiralar oldukça yüksek. Ancak konut sorunu pek yaşanmıyor.
Çünkü hemen herkesin bir evi var.
Tarımda ise , durum
farklı. Ülke bir tarım ve hayvancılık ülkesi.
Zengin ekin alanları var. Buğday, pirinç, nohut, bakliyat,
sebze ve meyve üreticiliği var. Toprakların büyük bir
kısmı sulak. Ne yazık ki, tarımsal ürünlerin
pazarlanabileceği
dış pazar mevcut değil. Bölgenin jeopolitik durumu,
uygun olmadığından, tarımsal
ve hayvansal ürünler pazarlanamıyor. Bu yüzden artı üretim
yok, yalnızca lokal ihtiyaç kadar üretim söz konusudur. Şimdilik
o geniş sulak ovaların büyük bir kısmı boş
duruyor yani ekilmeyi bekliyor. Tabir caizse topraklar
nadasta.
Dış borçlanma,
kredi ve hibeler ile çeşitli uluslar arası yardımlar,
ekonomik yaşamı dengeliyor. Ancak, tarımsal ürünlerin
pazarlanmasına alan yaratılamaz, sanayleşme gerçekleştirilemezse,
yakın zamanda, ekonomik sıkıntılar baş
göstereceğe benziyor. Gizli bir işsizlik mevcut ancak
bu yüksek düzeyde değil.
Buna rağmen halk kendi
halinden pek şikayetçi değil. Özgür ve demokratik yeni
yaşam sisteminin sarhoşluğuna vermek gerekir halkın
şikayetçi olmayışını. Doğal olarak
da, önlem alınmaz ise, şimdinin mutlu, huzurlu ve mürefeh
ülkesi, gelecekte ciddi sıkıntılara girebilir, ekonomik
kırizler yaşanabilir. Zaten kimi bölge ülkelerinin istediği
de budur. Şu anda resmen olmasa dahi, fiilen Türkiye ve İran
gizli bir ambargo uyguluyorlar. Dışarıya açılmanın
her iki kapısı da, kapalı görünüyor. Arap ülkeleri
ise henüz yeni Irak yönetimini tümü ile sindirmişe benzemiyorlar.
Başkan Berzani şöyle
diyor: '' Kürdistan ekonomisi serbest pazar ilkelerine dayandırılmalıdır.
Özel ve karma yatırımlar teşvik edilmelidir. Hükümet
bu konuda işleri kolaylaştırma ve diğer destekler
de dahil olmak üzere, her türlü yardımı sunmalıdır.
Halkımız tüketici ve parazit değil, üretici olmalıdır.
Kürtler faal ve çalışkandır. Kendi fiziki ve zihinsel
güçleri istikametinde geçimlerini sağlamalıdırlar.
Mutluluk ve refah içindeki bir toplum kendisi için parlak bir gelecek
oluşturabilir.''
Bankacılık, sigortacılık,
taşımacılık gibi önemli ticari kurumlar henüz
yok. Bunlar, kuşkusuz Irak devleti ile birlikte şekillenecekler.
Sosyal güvenlik alanında çok ideal değiller. Ancak yaşlı
ve düşkünler, emekli dul ve yetimler konusunda duyarlıdırlar
ve bu alanları hiç ihmal etmiyorlar. Kadınların eğitim
ve iş dünyasındaki oranı, politik yaşamdaki
sayıları azımsanacak
gibi değil. İlkokul 8 yıldır ve zorunludur.
Eğitim ve sağlık her düzeyde parasızdır.
Üç
büyük Ünüverisite var ki eğitim düzeyleri son derece yüksektir.
Tarihsel dokular, özenle korunuyor, çok sayıda müze var. Bir
çok tarihi eser koruma altına alınmıştır.
İletişim ve bilişim konusunda yeterli ilerleme henüz
sağlanamamış görünüyor. Mesleki ve akademik kurmların
tümü mevcut. Sivil insiyatifler, çevre ve doğa örgütleri, kadın
ve gençlik kuruluşları, humaniter ve hayır kurumları
var ve özgürce faaliyet göstermektedirler.
Türkiyeyi, komşu ve
dost bir ülke görüyorlar. Bu konuda vefalı davranıyorlar.
Sayın Irak Devlet Başkanı Mam Celal, bir söyleşide
şöyle demiştir. ''Ben emekliliğimi İstanbulda
yaşamak isterim. Türkiye soydaşlarımızın
yaşadığı komşumuzdur.'' Geçmişte Sayın
Özal'ın Kürt liderlerine gösterdiği sıcak yakınlık
unutulmuş değil. Siyasal düşüncesine bakılmaksızın,
çok sayıda Türkiyeli iş adamına inşaat ve teahhüt
işi havale etmişler ve kendilerinden de memnundurlar.
PKK nin, bölgenin politik
yapısı üzerinde hiçbir etkisi yok. Tersine yetkililer
bu örgüte silah bırakıp barışçıl yollarla
mücadelesini sürdürmesi gerektiğini sık sık telkin
etmekteler. Bu koşullarda herkesle barışık yaşamayı
ilke edinmiş görünüyorlar. Kanımca doğru olan da
budur. Türkiye ile daha fazla ticaret ve dostluk ilişkisi geliştirmek
istiyorlar ancak Türkiye hala o klasik tutumunu sürdürdüğünden
yeterince bir yakınlaşma sağlanamıyor. Sayın
Talabani, resmi ziyaret talebine hala yanıt bekliyor.
latifepozdemir@hotmail.com
NOT: Bu yazının üçüncü bölümü
Kurd-Kav'ın bölgeye yaptığı gezi ve görüşmelerini
kapsayacaktır |
|
|