Ana dilde eğitimin gerekliliği üzerine çok şeyler yazıp çizebiliriz. Bu konu üzerinde söylenecek çok sözler olabilir.Ancak ben anadilde yapılan eğitimin, birey üzerindeki olumlu veya olumsuz etkileri üzerinde durmak istiyorum. Olumsuz etkileri vardır diye düşünenleri üç gruba ayırıyorum.
- Resmi görüşün dışında görüş beyan edemeyen şartlanmış bellekler,
- Ana dilde verilecek eğitimin faydaları hakkında belli bir bilince sahip olmak, istemeyenler ,
- Anadilde yapılacak eğitimle ülkenin bölüneceği paranoyasıyla yatıp kalkanlar,
Bilinç yetersizliğinden dolayı günümüzde geçeri dilin ingilizce veya fransızca olduğunu, kürtçeye gerek olmayacağı gibi ilkel tezlerin peşinden giden bir kısım halkımız, yazarımız veya aydınımız adeta Kör olmuşlardır. Bakın bu önemsemedığimiz dilin tanımı nasıl yapılmaktadır
T.D.K (Turk Dıl Kurumu) dilin tanımını şöyle yapmaktadır. Dil; düşüncelerin, duyguların ve tüm ekinsel değerlerin oluşturucusudur. Bir iletişim aracı olmaktan öte insanın,kişiliğini, düşüncesini ve duyarlılığını biçimlendiren ana etkenlerden biridir. Yaklaşık 6 bin yıldır dil dediğinde sadece konuşma ve dinleme değil, okuma ve yazmada anlaşılmakta, dil bu dört öğenin bütünlüğü içinde kavranmaktadır. Bir dilin özgür olması salt özel yaşamda kullanılmasından ibaret olamaz. Okuma yazma öğelerinden yoksun bir dil ,gerçek anlamda toplumsal bir ilişkiyi ifade etmez. Yazı dili olmadan ne bilim ne sanat, ne de kültür değişebilir. Dolayısıyla kendi kültürünü,bilgi ve becerilerini bir sonraki kuşağa aktaramaz. Yazı dilinden ve okuma yazma olanağından yoksun bırakılmış bir dil sadece konuşmayla sınırlandırıldığı için kendi özgün devinimlerini tamamlayamadan yok olur yada asimilasyona uğrar. Çünkü bir dil konuşulduğu yazıldığı okunduğu oranda zenginleşir kendini yeniler. Hemen bir örnek ‘’Kapı açmışke’’ ‘’ez pır çalışmışdıbım’’v.s örnekleri çoğaltmak mümkün görüldüğü üzere Türkçe kelimelerle Kürtçe kelimeler flört ediyor. Manasız şeyler ortaya çıkıyor. TV programlarında rastlarız bazen türkçeyi sonradan öğrenenlerin kendilerini ifade etmede ne kadar zorlandıklarını yine zorlanma sonucu, alay konusu olduklarını hepimiz izleriz hatta bazen güleriz telafuzu yapamayan hallerine. Oysa eleştirel bir gözle baktığımızda işin öteki yüzünü görür ve de sorgularız. Yaşamın olmazsa olmazlarından biri olan ‘dil’imize uygulanan manasız ambargoyu anlamaya çalışırız.
Dil yasağının uygulayıcı kurumu şüphesiz okullar dır. İlkokul çağına gelmiş bir çocuk hem bedensel hem zihinsel olarak eğitim ve öğretime hazır demektir. Ancak 6-7 yaşına kadar evde Kürtçe konuşup bu yaştan sonra okulda yabancı bir dille karşılaşan çocuk tabiî ki eğitime hazır olamaz çünkü. E ğitim aynı zamanda çocuğun ruhsal yapısını da hedefleyen bir süreçtir. Yabancı dil çocuğun yapısına uygun değildir. Kürt çocukları elbette Türkçeyi de Almancayı da öğrenmelidirler ancak eğitimlerini anadilde yaptıklarında kişilikleri daha olumlu ve hızlı gelişecektir. Anadilde eğitim konusunda bütün eğitimciler hemfikirdir zaten.
Bakınız ROHAT ana dilde eğitimin yararları hakkında neler yazmaktadır.
- Bir insan kendi anadiliyle daha rahat düşünür
- Anadilini iyi bilen bir insan ikinci yabancı dili daha rahat öğrenir
-
Çocuk,eğitimin içeriğini çok iyi bildiği ana diliyle daha çabuk kavrar
- Ana dilini bilen çocuk kendisini güven içinde hisseder, benliği daha rahat gelişir
Baskı altına alınan ulusların dillerine yasak konarak konuşulmasına izin verilmemesinın amacı çok boyutludur.. Dil aracılığıyla gelişen ulusal bilinci kırmak dolayısıyla onun toplumsal kimliğini yok saymaktır. Dile konan yasağın esas hedefi budur. Onun için ana dilde eğitim hakkı var olma hakkıdır vazgeçilemez temel insani bir haktır.
Bir ulusal kültürün, bir, ulusal dilin gelişip serpilmesi dünya kültür zenginliği açısından bir kazançtır.Bir ulusun zorla asimilasyonu, egemen ulus tarafından yok sayılması insanlık açısından bir kayıptır. Her ulusun her toplumun kendine ait bir takım değerleri,gelenekleri vardır bu değerlerin gelştirilmesi ve yarınlara bırakılması için ana dilde eğitim olmazsa. Olmaz koşuldur. |