Ülkemde demokrasi kahramanları medyanın baş köşelerinde gene.
Bir soru, aklı yeten yetmeyen, sorduğu soruya ciddiyetle yanıt arayıp aramadığını bilmeyen birileri tarafından ha bire konuşulup duruyor: AKP kapatılacak mı?
Hukuk ne der? deyip konuşuyorlar… Demokrasilerde partiler kapatılır mı? deyip konuşuyorlar…
Parti savunma yapsın mı? deyip konuşuyorlar…Yeni parti kursunlar mı sorunu aşmak için? deyip gene konuşuyorlar…
Malzemesiz kalmış olan köşe yazarları “mal bulmuş Mağrip delileri” gibi ellerine geçen malzemenin derin coşkusu içinde, ha babam de babam, konuşuyorlar… konuşuyorlar….
Ülkemde herkes demokrasi havarisi bu günlerde.
İktidar sınaması bu, deyip, totaliter Kemalistlerin iktidar kaybına tahammülsüz kaldıklarından ve o yüzden bu kapatma davasını açtıklarından dem vurup konuşuyorlar... AKP’nin, 301. maddeyi kaldırırsa ve DTP’nin kapatılmasını da engelleyecek formüller bularak yeni yasal ve anayasal değişiklikleri yaparsa bu süreci demokrasiyi genişleterek aşabileceğinden bahsedip konuşuyorlar…
Bu davanın, ekonomiyi ve siyaseti istikrarsızlaştıracağına vurgu yapıp konuşuyorlar, bu istikrarsızlığa ülkenin girmemesi için AKP’nin kapatılmasına engel olunması gerektiğini propaganda edip konuşuyorlar…
Ağzı olan konuşuyor yani…
Ağzı olan sadece konuşmuyor, bağırıp çağırıyor. Tehditler savurup konuşuyor, kuzu postuna sarılıp kurt olarak konuşuyor.
Yani, zalimler kendilerine mazlum süsü verip konuşuyor… Mazlumlar birbirinin boğazına sarılıp konuşuyor… konuşuyor…
Varsın konuşsunlar….
* * *
Newroz bayramı oluyor ülkemde…
Birileri “w” ile mi yazılmalı new(v)roz diyip konuşuyor. Birileri “v” ile mi diyip konuşuyor. Birileri “o” ile mi yazılmalı diyor, “u” ile mi yoksa? deyip, konuşuyor, konuşuyor…
Tarih babanın, gün gelip kendi yeni kuşak çocuklarını doğurduğunda, nasılda bize güleceğini; “nasılda aptallıklar etmişiz, bu obsesif takıntılar nedeniyle nasılda gereksiz yere enerjimizi tüketmişiz” diye kıçıyla bize gülüp, yüzümüze tüküreceğini hesaba katmadan konuşuyorlar… ha bire konuşuyorlar birileri…
Newroz bayramı kutlanıyor ülkemde.
Valiler halkın bayram kutlamalarına izin vermiyor.
Çatışmalar yaşanıyor yasal olmayan bayram kutlama törenlerinde ve onbeşinde çocuklarının kolları kırılıyor kameraların önünde.
Bayramya bu; bayramlara kurban gerek deyiveriyor birileri ve üç insan kurşunlarla öldürülüyor gözlerimizin önünde. Ve aynı valiler, küçücük çocukları seyirci yapıp diziyorlar duvar diplerine… Diziyorlar asker selamıyla ilkokul çocuklarını, halka yasakladıkları bayramda halkın çocuklarını duvar diplerine tören geçidini selamlamaları için diziyorlar ana babalarına yasakladıkları bayramın törenlerine… Ve hayatlarında başka hiçbir zaman ellerine almadıkları çekiçleri geçirerek ellerine “yasakçı valiler”, vuruyorlar , vuruyorlar demirlere…
Gün gelip tarih babanın kendilerini mahkum edeceklerini; kendilerinin bu çelişkili ruh halleriyle ülke yönetme anlayışlarının bu ülkede nelere mal olduğunu gözlerine sokacağını tarih babanın, bilemeden ha bire demire vurup duruyorlar gürzlerini…
Varsın vursunlar…
* * *
Sokaklara dökülüyor emekçiler ülkemde.
Sosyal güvenlik(sizlik) yasasını protesto ediyorlar, başkentte meclisin önünde.
Coplanıyor emekçiler.
Haklarını savundukları kendileri gibi emekçi olan, kendileri gibi emeklerini satarak yaşamak zorunda bırakılan polisler tarafından; coplanıyorlar, coplanıyorlar…
Varsın coplasınlar…
* * *
Kadınlar, sokaklardalar ülkemde.
Kadınlar sokaktalar ve gerçekten kelimenin tam anlamıyla dardalar…
İçlerinden birileri başörtüsüne özgürlük diyor kadınların, özgürlük adına yola çıktıkları başlarını örtme özgürlüğünün tamda erkekler tarafından kendilerini köleleştirme aracı olarak kullanıldığını bilmeden/bilemeden…
Alkış tutuyor demokrat(!) erkekler başörtüsüne özgürlük isteyen kadınlara… Ve tam da kadınları kendilerine köleleştirmek istediklerini (demokratik kafalar olarak) bilerek alkış tutuyorlar demokrasi ve özgürlük adına…
Varsın tutsunlar…
* * *
Başka kadınlarda sokaktalar ülkemde…
Dilleri yasaklı, kültürleri yasaklı kadınlar…
Üzerlerinde geleneksel kıyafetleri, daha düne kadar kocalarına köle kadınlar sokaklardalar ülkemde…
Ses vermek istiyorlar kendi dilleriyle demokratlara, güç katmak istiyorlar demokrasi mücahidi olmaya azimli görünen liberallere… Ama beceremiyorlar…
Onların sesini duyan yok.
Onların çığlıkları demokrat (!!!) erkeklerin kulakları tarafından duyulmuyor. Demokrat erkeklerin kulakları sağır, demokrat erkeklerin gözleri kör, dilleri lal…
Varsın lal olsunlar, varsın konuşmasınlar… Varsın yazmasınlar, kör olup görmesinler bu iki yüzlü demokratlar, o kadınların seslerini.
Hissetmesinler iki yüzlü demokratlar, dağ başlarında ölüme gönderilmiş onbeşindeki çocuğunun cesedi bulunamayınca yada bulunan cesedine dokunamayınca o kadınların çektiği yürek dayanmaz acılarının yasını…
Varsın hissetmesinler,varsın yaslarını tutmasınlar…
* * *
Velhasıl kafalar karışık ülkemde…
Demokrasi nedir diyen birileri, aynı soruya cevap arayan birilerinin boğazına sarılarak demokrasi tarifi yapmaya çalışıyor ülkemde…
Medyada süslü konuşmalar yapıp demokrasi tarifi yapıyorlar kafalarına göre birileri, milyarlarca para aldıkları programların baş konuğu olarak.
Ve sokaklara dökülüp başka birileri, demokrasi tarifi yapıyorlar bedenlerine inen coplar üzerinde…
Varsın sürsün hayat bu kadar çelişkiler içinde…
* * *
Benim payıma, seyircilik düşüyor…
Benim payıma düşüyor, teşhir arenasında kendini teşhir edenleri izlemek…
Yoruluyorum bu izlenceden ben.
Bu seyirlik atmosferden, bu seyirlik eğlenceden boğuluyorum –nedenini bilmeden…
Konuş diyor bir yanım sen de konuş. Konuşmazsan yada susarsan, yani izlemeye devam edersen, bu seyirlik atmosferde sen de tüm yanacak olanlar gibi kendinin yakmadığı bir ateşin içinde yanarsın, diyor…
Öte yanım sus diyor.
Öte yanım, konuşursan sende izlencelik olursun bu arenada; bu arenada seyirlik olur ve birilerini bu seyirin içinde boğarsın… |