Sahtekarlıktır hayatı samimi kılan
Ki bundan sonra söyleyeceklerim
samimidir, yani yalan…
Biri, “Merhaba yabancı” diye başladı söze gülen gözleriyle, şaşkın gözlerinin içine bakarak yabancının.
Bilmiyordu ki, bu merhaba demesiyle ne büyük acılar çekmek zorunda kalacaktı, ülkesinde yaşanan onca acının içindeyken herkes ACININ…
Ve yabancı, yaban ellerde kendine merhaba diyen SESE sığındı şaşkın gözleriyle…
Çünkü, gülen gözlerinden şaşkın gözlere bir ışık göndermişti yabancı olan ve YABANCI OLMADIĞINI sanan adam.
Ve artık yüreği durulmuştu YABANCI OLDUĞUNUN bilen yabancının,
Ve yüreğinde yabancı olduğunu bilen adamın ne keder kalmıştı geride bu merhabayla, ne gam…
* * *
Yabancı sadece sığınmadı kendine merhaba diyen gözlere,
Tüm hayatı boyunca nasıl kandıysa bu türden gözlere yeniden aynı nedenlerle kandı…
Ve o gün, orada…
binlerce kez aldatılmış biri olarak, bir daha aldatıldı.
Acı çekti yabancı yeni bir aldatılmışlıktan.
Yeni bir aldatılmışlıktan yabancı bunaldı, daraldı.
Hiç kimseyi aldatmamıştı yabancı o güne dek ve ilk defa o gün birilerini aldatma düşüne odaklandı.
“Kimi” diye sordu kendine, “kimi aldatabilirim?”
“kimi aldatmama rağmen yanımda tutabilirim?”
Ve böyle başladı aldatma öyküsü yabancının…
Aylardan marttı yada nisandı…
Ve nihayet aldatmaya meyletmiş yabancıda sonuçta bir insandı.
Yada ekimdi aylardan yada kasım
Yada zemheriydi bir başka dilde ama ne önemi vardı ki ismin…
Zamandı sadece, yabancının aldatmaya meylettiği an
Ve andı sadece, yabancının bu duyguyu hissettiği zaman…
en yakınlarında olmalıydı aldattığı kişi yabancının
çünkü en yakınında olursa kişi
aldatıldığını fark etmeyecek ve rast gidecekti yabancının işi…
Başladı aldatmaya yabancı…
Ne de olsa aldattığı yolcuydu ve kendisi hancı.
“Kervan yolda dizilirdi ZAHİR” ve yabancı ise zaten kervancı…
* * *
madem ki en sevdiklerinden başlamalıydı,
O’da öyle yaptı.
İlkokuldaydı yabancı .
Annesi yaşındaki bir öğretmene sevdalandı ve annesini aldattığını sandı.
(günler geceler boyunca istiareye yattı ve istiareden uyandı. Aldattığı annesinin yaştaşı olan öğretmeninden bir çocuk peydahlamanın düşlerine daldı. Tayini çıktı annesini aldatmayı seçtiği annesi yaşındaki kadının. Annesinin ise tüm olup bitenden haberi dahi olmadı).
* * *
Bir başka zamanda hayatın, gülen gözleriyle baktı gene yabancıya bir başka kişi,
Ve kaderi şaşkın gözleriyle izlemekti hayatı yabancının
biliyordu artık şaşkın gözleriyle çevreye bakmaktı sadece (aldatılmış ve aldatmaya meyletmiş) bir yabancı kişinin işi…
Ortaokuldaydı bu kez yabancı,
ve annesinin yaşındaki bir kadının sevdası üzerinden annesini aldatma düşleri kurup istişareye yatmadı.
Bu kez, vatanı kurtarma düşlerine daldı.
(bu vatan satılıyordu, öyle diyordu kendisine gülen, ve en hayırlımızdır satılan vatanı kurtarmak için satılan vatanın uğrunda ölen. Ama vatanın haberi bile olmadı, kendisi uğrunda ölmeyi ve öldürmeyi göze alan bu çocuğun halinden)
* * *
babası umut bağlamıştı oğluna,
kendi umutsuzluklarından umut türetmek için umutluydu oğlunun okumasında.
Oğul lise ve üniversite okudu.
Yazdı-çizdi, dövüştü.
Yer geldi dövüşlerinden kimsenin karnını deşemeyince strese gömüldü ve kendi midesini midesinden çıkan asitlerle deşti.
Ve aldatmak istediği vatan hainlerini bir bir sıraladı defterine
-ki o vatan hainleri ha bire büyüyor büyütüyorlardı kendi bedenlerini enine-…
Ne var ki,başa çıkamadı adam gençliğinde bile ha bire enine doğru büyüyen vatan hainleriyle (!).
Derken babasını aldatmayı denedi oğul.
Ve kimseye kulluk etmemeliydi ( babasına bile),
aslında kendisi bütün evreneyken kul…
Ve babasını aldatmak isterken hayat kendine siktir çekti…
Böylece yabancının bütün hayatı gerçeklik ötesine geçti
ve hayat bir zula dönüştü, sadece zul…
* * *
Burkuldu yaşadıklarından yabancı, buruldu;
derken durdu, duruldu yabancı kişi
ama uzun sürmedi bu durulma
binlerce kez aldatılmıştı ya, artık aldatma üzerine kurulmuştu yabancının hayata dair bütün düşü…
Bir kıza aşık olup yabancı, kendi yaştaşı olan bir kızı sevdi.
Elinde avcunda ne kalmışsa geride hepsini o kıza verdi.
Kız da sevdi yabancıyı katıksız…
Ve katıksız aşktan yabancı katkısız bir sevgi türetmeyi denedi…
Bu kez en yanıbaşındaki o kız dı yabancının
Ve katıksız sevdiği ama katkı sunmadığı sevgiden arta kalanı aldatmaya yöneldi.
yabancı bunu gördü ve bunu görmesiyle eğlendi
Ve yabancı bu kez, kızı aldatmayı fantaziledi…
* * *
kızı da aldattı yabancı.
nasıl olduğunu tasarlamaya bile gerek duymadan yaptı bunu
sanki hayat gerçek değildi artık.
Hayat hayattı işte …
yani,
hayat aldatma üzerine kurulu bir sunuydu sanki gerçekte yaşanırken bile, düşte….
Ve yabancı
Tüm bu aldatılmışlıklardan ve kendinin aldatılmışlıkları üzerinden bir başka insana dönüştü…
Günlerce gecelerce en karanlıklık sokaklarda
Yüzünü görse bir daha hatırlayamayacağı fahişelerle 8ÖMÜRÜNCE YAPMADIĞI ŞEYLERİ yaptı ve mesela, para karşılığında sevişti…
* * *
ayrıntısı gereksiz,
böyle sürdü işte hayat
ama yinede bu yazıda söylenilenlere kimi eskimiş der şimdi okuyunca, kimisi bayat…
* * *
Sözüm,
- ki sahtekar bir samimiyet üzerinedir, yani yalan…
Şimdi okuyanlar desinler bana,
Sahtekar olmadan ses versinler.
Ve Desinler ki,
Biz bu sürecin dışında tuttuk kendimizi
Senin söylediklerin duygusal bir serzeniştir
Biz böyle yaşamadık,
yani söylediklerin külliyen yalan
Desinler ki, özgürlüktür, demokrasidir, insandır
Yani varolmaktır, samimiyet ve dostluktur,
Yani, zenginlik ve barış
Yani huzur ve dinginliktir bizden geriye kalan…
Desinler ki, inanayım gülen gözlerinden bir kez daha yabancı biri kişi olarak benim yabancılaşmamın bana özgü olduğuna,
Desinler ki, sadece kendi ömrümü heba ettiğime bir kez daha yabancı bir insan olarak kanayım…
Ve ülkemdeki herkesin yabancılaşmasına değil, sadece vede salt kendi yabancılaşmamın kederine (bir yabancı olarak) bir kez daha yanayım…
|