ÖZET bakmak lazım hayata
Hayatı kendi içinde özet YAŞAMAK lazım
Yada özet YAZMAK lazım hayatı yada özetle okumak…
Kim ne derse desin, mesele hayatta değil, bizatihi hayata özet bakabilmekte…
Mesele, gideni ve gelmekte olanı anlamakta değil, olanı özetlemekte…
* * *
Sözgelişi, şimdi ben hayatın özetlenmesi GEREKLİLİĞİ YADA GEREKSİZLİĞİ üzerine ahkam keserken, bir gün boyunca yaşadığım şeyleri ne diye size ayrıntılı anlatayım ki…
Ben ne diye anlatayım size ve kendime,
Salt size ve kendime de değil…
Hayatı kendi içinde kendi doğrularıyla ÖZETLE anlamaya çalışan eşime,
hayatı ne diye anlatayım…
Ne halt etmeye yorucu bir günden sonra, kendi psişik hayatıma dair kendi düşlerimden kurduğum dünyamdan bahsedeyim ki…
(Varsın anam aldatmış olsun babamı örneğin,
ve ben varsın bir ara en bilinmez ve en anlamak istediğim soru olarak kendime sormuş olayım bugünümde,“ acaba anam hiç babamı aldatmış mıdır diye?”
Ve bunun fantezilerini kurayım…
Ve de ben kendi fantezilerimden binlerce hayal doğurayım…)
Ben onlarca hayal doğurayım kendi çocukluğumdan
Onlarca doğurduğum hayal üzerinden kararmış bugünümü yeniden kurayım yada kurmayı deneyeyim, ÖNEMSİZDİR…
Ey hayatı özetlemek üzerine kuran sizler,
bilin ki; (binlerce şey bilirsiniz hiç bilmez miyim ama bildiklerinize bir şey daha ekleyin)
BİR TEK realite vardır hayatta;
Hayat, kendi özetinde işlemez, hayat TEKİNSİZDİR.
* * *
Ve hayat, tamda kendi TEKİZNSİZLİĞİNDEN başlar,
ve hayat tamda kendi tekinsizliğini çözmek derdindedir,
biz bunu dert edinmesek de, o kendi sırlarını anlamak derdinin ERDEMİNDEDİR….
Tekinsizliktir hayat,
Yada hayat tekin olana başkaldırandır,
Ve hayat tekin üzerine kurulu düşleri yıkmak üzere saldırandır…
* * *
biz, tekinler yada tekinlikler üzerine kurmaya çalışırken hayatı, kestik damarlarını hayatın, (ki aslında kestiğimiz hayatın değil hayatla özdeş olan kendimizi kesişimizdi)
ve biz özetlemek isterken hayatı
yada hayatı yaşamak isterken özetle (onun sırlarına vakıf olmayı bile denemeden) kendi candamarlarımızı kestik (bilmeden bilemeden)
Böyle olmasaydı,
nasıl akardı bunca kan?
Bunca zulüm sürekli yeniden nasıl İNŞA EDİLEBİLİRDİ?
Böyle olmasaydı,
En sevdiklerimize böyle nasıl kıyardık
En sevdiklerimizi var etmek adına onlara kıyarken
Hayatımıza girmiş ve hala gece uykularımızı bölen binlerce ölünün tek tek isimlerini nasıl sayardık?
* * *
şimdi ben (GECENİN BU AATİNDE) TEKİNSİZLİĞİNDEYİM hayatın…
ve hayatı tekin kılanlar kendi dünyalarında, lanet olası bir operasyonu anlatıyorlar:
Bir general açıklıyor,
biri bizi gözetliyor evinde gibi gözetledik operasyonu o gece,
hiçbir kurşun boşa gitmedi
ve hedeflemediğimiz hiçbir yere düşmedi bir mermi…
Bir keklik sekiyor bir dağ yamacında, aynı saatte, ayakları kan
Bir kuş, aynı saatte gelen gürültüden tedirgin yuvasını terk ediyor,kanatları kırık
Bir ceylan endişe dolu gözlerle bakıyor karanlıkta birden bire peydahlanan aleve ve kaçacak delik arıyor, bulamıyor
Bir tilki, bütün kurnazlığını sınıyor… olmuyor, kurtaramıyor tüylerinden başlayıp bedenini saran ateşten kendini…
Bir kurt, tamda o saatte çiftleşmek arzusuna GÖMÜLMÜŞKEN, yanan alevler içinde bırakıyor bedenini ve dişisini…
(Bir köylü kaçırmaya çalışıyor ateşlerden keçilerini, daha az önemli olduğunu düşünerek kızlarını geride bırakıp
ve başka bir köylü elindeki mavzerle karşılık vermeye çalışıyor düştüğü yeri tümden yok eden uçak mermilerine, ölünce ŞEHİT OLACAĞINI ve CENNETE gideceğini sanıp )
gene de olanı-biteni özetliyor bir general karargahında :
biri bizi gözetliyor evinde gibi gözetledik operasyonu o gece
hiçbir kurşun boşa gitmedi
ve hedeflemediğimiz hiçbir yere düşmedi bir mermi…
* * *
Ve ben (tüm bunları bile bile) hala, bu akşam hayatı özetlemek üzere değil, tekinsizliğini anlamak üzere sorduğum sorumun peşindeyim;
“acaba, meşakkatle tüm ömrünü geçiren anam, gurbet gurbet dolaşan babamı hiç aldatmış mıdır” diye
ve birileri bu sorumdan yola çıkarak özetleyiveriyor hayatımı
“bu adam piçtir mutlak, olmasa bu türden soruları neden sorsun, niye?”
|