Renklerine tutunmak istedim evrenin, akşamüstü;
Mora çaldı deniz,
Dalgalar şarap rengine dönüştü…
Gökte güneş kendi ölümünü müjdeledi
Ve kızıla döndü gökyüzü…
Bense aşka dair bir şarkıyı mırıldandım bu gece
Ve her daim,
(akşam renklerinin cümbüşü içinde olmayan bir
rengin şarkısını mırıldandığımdan olsa gerek)
Evren bana küstü…
* * *
Beyaz bir şarkı söyle bana.
Öyle içli söyle ki,
söylediğin şarkının içinde tüm renklerde dolaşsın senin sesin.
Beyaz bir şarkı söyle bana
söyle ki, her rengi bin duyguya boğsun şarkının içinde gezintiye çıkmış nefesin…
Ve senin sesinden gelen şarkının renginden, her kelime bin notadan ses versin.
Bu akşam bana beyaz bir şarkı söyle.
Bir şarkı söyle, beraberce tutunalım arş-u aladaki bütün renkleri içinde barındıran sesinin beyaz rengine. Bir şarkı söyle -beyaz-; senin sesinden gelen şarkıdan tutunalım beraberce evrene...
Senin sesinden gelen melodik bir atmosfere tutunalım bu akşam:Tutunduğumuz atmosfer varsın delinmiş olsun. Gene de bu gece, kirletilmiş atmosfer benim dünyamda ham… Varsın senin kokunu bilmedikleri için iyi koku salmak adına birbirlerine, bu rezilleştirilmiş dünyada, bedenlerine sıktıkları it cendeğinden yapılmış parfümlerle dolaşsın –senin sesindeki beyazı bilmeyenler, (bana), - ne gam!!!-…
Sen beyaz bir şarkı söyle bana.
Beyaz bir şarkı söyle –sesin ıraklarda da olsa mutlak bu gecenin yıkıntılarından gelsin-.
Beyaz bir şarkı söyle, sesin tüm barlarda yükselen bütün sesleri bastırsın ve bana ulaşmak için Kerem gibi demir dağını delsin, -ki beyazın içindeki her renk bin duyguya karşılık versin.
Versin ki, biz renklerin anlamını kendi dünyamızda yeniden varedelim, binlerce renge yeniden ad koyalım…Sen beyaz bir şarkı söyle bana; biz birlikte isyan edip soyguncu olalım; bütün evrenin en mahrem seslerini ve bedenlerini beraber soyalım..
Bana beyaz bir şarkı söyle; bembeyaz. Kederi söylediğin şarkıda değil, sesindeki renkler içinde dolaşan melodide olsun. Bembeyaz bir şarkı söyle, bütün sesleri yok etsin içimde, sadece senin sesin içime dolsun.
Beyaz bir şarkı söyle bana.
Beyaz şarkında ses veren binbir notadan ezgiler türetsin senin sesin. Söyle ki, her yerde söylenen bütün şarkılarda sesin dolaşsın. Bir şarkı söyle bana,-beyaz-; düşmanlar bile dinlediğinde sesindeki renksizlikten türeyen evrenin bütün renklerine şaşsın…
Bir şarkı söyle bana, binlerce notanın dilinden. Bir şarkı söyle; dinleyenler mest olsun, dinleyemeyenler duymazlıklarına yansınlar kederinden…
* * *
Bana beyaz bir şarkı söyle.
Beyaz bir şarkı söyle sen; içindeki bütün renklerin adını birlikte koyalım.
Morun adını sen koy mesela….Kızılın adını zaten yoldaşlarımız koydu, hiç bilmez misin, hiç bilmez miyiz?
Bana bir şarkı söyle; beyaz.
Sarının adını ben koyayım…Yeşilin adı zaten dindarlar tarafından sabitlendi; hiç bilmez miyim? Keza sen bilmez misin?
* * *
Bana bir şarkı söyle, beyazdan.
Bir şarkı söyle bana –bu gece-; sesin, sabahın köründen bir dağ yamacında inekleri otlatmaya götüren uykulu bir çocuğun sesinden gelsin. Sesin, soğuktan değil korkudan titreyen bir çocuğun birbirine vuran dişlerinin tıkırtısındaki enstrümandan türesin…
Öyle bir şarkı söyle ki, o şarkının melodisi gelsin; çocuğun yediği –ayazdan-…
Bana bir şarkı söyle. Bir mısrası karakışta çalsın kulaklarıma dağ yamaçlarından; enstrümanı lir olsun. Öteki mısrası deften ses versin; çöl ortasındaki sapsarı sıcacık bir yazdan…
Bir şarkı söyle bana,
İçindeki morun adı hüzün olsun sende, içindeki morun adı sende keder…
Morun adı sende kırıkdüş olsun; kendisi tarafından kırılmamış. Morun adı bende, yaşadığı hayatta zaten hep varolmuş olan bir keder olsun; sevgiliye sarılmamış…
Ben de morun adı dönüşsün eleme, -ki kederli bir hayat üzerinden dahi kendi ömrünü tamamlayamamış…
Bir şarkı söyle bana beyazdan.
Sarıya dönüşmüş olsun beyazın içindeki renk bende; ölüm her yanımı kuşatsın. Sesin bende bütün değerlerimi Şeytana satsın…
* * *
Bir şarkı söyle bana –beyazdan-…
Söyle ki, bende kırküç yıllık bir ömür ölümlerin ağıdına dönüşsün.
Beyaz bir şarkı söyle, bütün hayatım, dağ başlarında benim kederlerimle onüçündeki ergen aşıklar gibi sevişsin…
Bana bir şarkı söyle –beyazdan- . Sesin kendinden gelsin ve mutlak bu gece gelerek beni kendi derim üzerinden delsin…
Bir şarkı söyle bana,-bu gece beyazdan- Ama bil:
Ben bu gece beyazın değil, karanın adını koymak istiyorum söylediğimiz tüm şarkilarda. Beyazın değil, karanın adını koymak istiyorum, beyaz içindeki bütün renkleri yok sayarak… Ben bu gece, beyazın değil karanın rengine tutunmak istiyorum; özlem duyduğum beyaz içindeki bütün notaları ve renkleri kara üzerinden yağmalayarak
* * *
sen beyaz bir şarkı söylerken bana,
ben derim, “karadır kaşların ferman yazdırır”
Sen dersin, “karadır bu bahtım kara” ..
ben derim, “kara Cehennemde narımdır”
Sen dersin “kara çalamam yüzüme, beyaz benim namusumdur, arımdır.”
* * *
Böyle geçer, beyaz bir şarkıya dönüşmeyen sesinin yokluğunda benim ömrüm.
Beyaz bir şarkı söylemediğin zamanlarda böyle geçer hayatım…
Böyle geçer, aydede dolunaya dönüşse de, bir türlü dolunaya tutunmayı beceremeyen benim “renksiz bahtım”. |