Megalos Aleksandros yada bildik adıyla Büyük
İskender, henüz 20 yaşındayken babasının
(annesi tarafından kurulduğu rivayet edilen
bir komployla) öldürülmesi üzerine Makedonya tahtına
çıkar ve Yunanlılarla Makedonları birleştirerek
o zamanlar Batı'nın gözünde gizemli olan, zenginliği
temsil eden ve tüm Yunan Krallıklarının
düşlerini süsleyen Doğu'ya sefere çıkar.
Bugünkü Ortadoğu denilen coğrafyada Pers Kralı
Daryus'la büyük bir savaşa tutuşur ve Daryus'un
kuvvetlerini bozguna uğratır. Ama Pers Kralı
savaş alanından kaçar, ele geçirilemez ve dağlarda gizlenir. Aleksandros, yenilmez zannedilen Pers Kralını
yenen büyük komutan olarak Babil'e bütün görkemiyle girer.
Birkaç yıldır evlerinden uzak olan ve çıktıkları
büyük seferden istedikleri sonucunu aldıklarını
düşünen Aleksandros'un kumandanları keyiflidir.
Her şey istenildiği gibi olmuştur ve şimdi
Doğu'nun zenginliklerinden pay, bugünkü Bağdat'ın güneyindeki efsanevi Babil şehrinin
bütün keyif verici gizemlerinden
tat alma zamanıdır. Onlar, savaşın
bittiğinin ve fethin amacına eriştiğinin
kesin olarak farkındadırlar ve şimdi tüm
bu pay ve tat almalardan sonra kendi topraklarına
dönüp çocuklarına ve torunlarına "doğu
masalları" anlatacak günlerinin geldiğinin kesin
olarak bilincindedirler.
Büyük adamların büyüklükleri, biraz şaşırtıcı
şeyler yapmalarından olsa gerek. Aleksandros'u
büyük yapanda biraz budur. Kumandanları Babil'in
fethinden sonra amaçlarına ulaştıklarını
düşünüp, Makedonyaya/Yunana dönmek isterken, Kral
Aleksandros Babil'in fethinden sonra amacını
tamamlamış gözükmez. O, kumandanlarıyla
hiçte aynı fikirde olmadığını
gösterir ve "Daryus dağlarda olduğu sürece o
yenilmedi" der. "Halk belki şimdi bize saygıyla
yaklaşıyor ancak Daryus yok olmadıkça hep
bizden daha fazla saygı görecek. O dağlarda
oldukça bizim krallığımız hep tartışmalı
olacak". O yüzden Daryus'un peşine düşmek ve
Daryus'u ele geçirmek ister. Bu istek yorgun Makedon/Yunan
askerleri için tam bir şoktur. Yine de, tartışmalardan
sonra, Kral Aleksandros'un emirlerine uyarlar ve Daryus'un
peşine düşerler. dağlar aşılır.ovalar,
çaylar geçilir. Kral Daryus'un peşinden Doğu'nun
içlerine binlerce zorlukla ilerlerler. Doğu'nun içlerinde
bugünkü Hindistan İran sınırlarında
Daryus'un ölüsüyle karşılaşırlar.
Kumandanların bir kısmı artık Babil'e
dönmeyi umut ederler ve Aleksandros'la tartışırlar.
Görev tamamlanmış, Daryus ölü olarak bulunmuştur.
Artık, Aleksandros'un saygınlığı
tehlikede değildir. Ama Aleksandros aynı fikirde
değildir. O "dünyanın dibini" bulmaya kararlıdır.
Her fetih ettiği yerde İskenderiye kentleri
kurar, bu kentlerin yönetimini bölge halklarına bırakır
ve dünyanın dibine doğru ilerler. Makedon/Yunan
askerleri hayatlarında hiç görmedikleri fillerle
ve filler üzerindeki 'barbar' askerlerle savaşır.
Acılar yaşar, ölmeye ve öldürmeye devam ederler.
Aleksandros'u, Daryus'un dağlara çekilmesi sonrasında
Daryus'un peşinden koşturan güç, bir başkasının
hayatta olduğu sürece yenilmiş de olsa daha
saygın olacağına dair korkudur. Daryus'un
daha saygın olma olasılığına
Aleksandros dayanamamaktadır. O bir kez dünyanın
en büyük kralı yada Büyük Dünyanın (tek) Kralı
olma amacıyla yola koyulmuştur ve Dünya o günkü
insanların kıt olanaklarla elde ettikleri coğrafi
bilgilerden çok daha büyüktür. Dünya büyüdükçe, Kral Aleksandros'un
hedefi de büyür. Hedef büyüdükçe korkuları da. Korkuların
büyümesi, Kral
Aleksandros'un fetihçiliğini, yasa tanımazcılığını
da büyütür. Bir döngünün içine düşen Aleksandros
bir daha Makedonya/Yunan'a dönemez. O'nun Hindikuş dağlarından geri dönüp
yeniden Babil'e ulaşabildiği bile kuşkuludur.
Nasıl yada hangi nedenle öldüğü de.
Aleksandros'un hayatı üzerine çok şey düşünüldü,
söylenildi. O, savaşçılarını motive
etmek ve zafere inandırmak için, belki savaşçılara
söylediği sözler üzerinden kendi iç çelişkilerini
açığa vurdu. Korkmaktan ne kadar çok korktuğunu
belki fark etmedi, belki fark etti ve bu korkuyu kendinden
ve kendine en yakın kumandanlarından bile gizledi.
Saygınlığının elden gideceğinden
yada Daryus hayatta olduğu sürece kendisinden daha
saygın olacağından korktuğu için yorgun
ordusunu kumandanları karşı çıksa
da Daryus'un peşinden Doğu'nun içlerine sürdü.
Sonra, Daryus'un ölümüyle karşılaştı,
durmadı. Yeni yerler, yeni krallıklar görmüştü.
Gördüğü her krallıktan, hatta her kabile şefliğinden korktu. Her
kabile şefliği, her krallık Aleksandros'un
saygın olamama, bir kişiye bile hükmedememe
korkularını tetiklendi. Tüm dünyayı dize
getiremediği sürece korkularıyla başa çıkamayacağını
anladı ve korkularının tutsaklığından
kurtarabilmek için kahramanlık yaparak yaşadı
ve kahramanlaştı.
Ama bir savaş meydanında,
"Korkuyu fethedin, o zaman ölümü de fethedeceksiniz"
diyerek kendini ele verdi. Gerçekte, korkusu tarafından
fethedilmemek için korkusuz bir cengaver olarak yıllarca
fetihten fetihe koştu ve binlerce askerini koşturdu.
Ölümü fethetme gibi büyük fetih düşleriyle yaşadı
ve yaşı henüz otuzu bile bulmamıştı
ki, o zamanlar bilinen bütün dünyayı dize getiren
ve yeni ve bilinmeyen dünyaları keşfe çıkan
Aleksandros, ölüm tarafından erken yaşlarında
fethedildi.
*
*
*
Bugün 21 Mart. Yani Newroz. Sözcüklerde kullanılan
"v" yada "w" , yine "o" yada "u" harfleri bizleri, Aleksendros'un
Daryus'un yenilmiş ama dağlarda saklanan "hayali"
kadar korkutuyor. Kelimeler içindeki "w" yada "o" harfleri,
dağlardan gizliden gizliye "yenildik ama buradayız"
diyen Daryusvari sesleniyor. Kelimelerin içindeki harfler
yeni dönemin Kral Aleksandros'ları olarak bizleri
tüm yorgunluğumuza rağmen peşlerine takıyor.
Hakimler bir partinin "Newroz Kutlamaları" için bastırdıkları
davetiyelerde "w" harfinden yola çıkarak Daryus'un
izlerini sürüyor. Ve. Daryus'ların ölüleri ellerimize
geçse de bu fetih mücadelesi bitmeyecek gibi görünüyor.
Bugün 21 Mart. Yani Nevruz. Bütün Mezopotamya yada
Aleksendros'un fetih hayallerini kurduğu gizemli
ve zengin Doğu'nun bütün halklarının bayramı.
Kanla sulanmış ve kanla sulandıkça korkuları
büyümüş bütün bu coğrafya halklarının
üzerinden "kimler
geldi kimler geçti". Her gelen ve her geçen kendi sözcükleriyle
hükmetmeye çalıştı bu coğrafyaya ve
kendi kelimelerindeki harflerden Daryuslar yarattı
ve izlerini sürdü Daryusların. bazen dağ başlarında
ölüleriyle karşılaştı Daryusların,
bir an için korkularından kurtuldu ama yeni kabile
şefleri bile yeniden korkmaları için bir neden
oldu Aleksandroslara. Ve neden oluyor.
Bugün 21 Mart. Yani Newroz yada Nevruz yada New(v)tu(o)z.
Babil şimdi başka batılıların
hükümranlığında kanla sulanmaya devam ediyor.
Gizemi ve zenginliği yeni Aleksandroslar tarafından
yeniden keşfediliyor ve kana bulanıyor. Bir
saat olmuş Babil yıllardır aynı tempoyla
vuruyor: Babil, bir saat olmuş vuruyor Ey Babil'in tüm kadim halkları.
Kan yani tik, korku yani
tak. yani, tik tak.tik tak. yani, kan
korku.. kan,
korku. Ara sıra ritim kendine göre yeniden bir
döngü yaratıyor, . tik tak, tak tik . korku kan,
kan korku ..
Bugün 21 Mart. Mezopotamya'nın bütün halkları,
Aleksandroslar tarafından fethedilen bütün krallıkların
o günkü ve bu günkü köleleri, köleliklerinin farkında
olmadan birbirini boğazlayan bütün halklar: Babil
vuruyor, tik tak, tak tik. yani,
kan korku, . korku kan. Biz tekerlememizi
sürdürelim Daryus'un dağlardaki izinde, Nevruzunuz Kutlu Olsun. Yada Newroz Piroz Be. Babil bir saat gibi vuruyor, kan. tik, korku. tak. Korku, tak.
kan, tik.