Sınırın ötesindeyim,EY HATAT,
Sınırın Ötesindeyim, Ve Elleri Tetikteyim..
* * *
Birileri beni gönderdiler sana, sınır ötesinde yeni deneyimler için sana gönderdiler, bilesin Ey HAYAT (ben niye buradayım, aklım karışık) …
Gönderdiler sana; kendi yaşam sınırlarımı bile görmezken BEN daha; (yani elleri oyuncak tüfek tutmayı arzularken ve ben kendi çocuk benimdeyken ve o yüzden ellerim daha hiç gerçek tüfek tutmamışken), hiçte istemediğim çocukluğumdan koparıp, beni kendilerini var etmek için ölmek ve öldürmek üzere sana gönderdiler; sana, yani GERÇEK HAYATA…
O yüzden ben elimde tahta tüfekli değilim;gerçek tüfekleyim…
ve ben O YÜZDEN bende değilim…
ve de, O YÜZDEN, şimdilerde TAHTADAN YAPILMIŞ çocuk tüfekleri tutmuyor ellerim…
VE O YÜZDEN, ellerimin; (benim bir tek kadın beline dahi dokunmamış narin ellerimin) ve şimdi gerçek tüfekler tutan ellerimin, (ateş ederken ben ) öldürmesinin ve ölmesinin DERDİNDEYİM…
Ve ben (bir kadının belini tutmaya cesaret edememişken daha)gerçek tüfek tutan ve benim gibi yirmisine bile girmemiş olan çocukları gerçek tüfeklerle öldüren ellerimin DEHŞETİNDEYİM…
* * *
Sınırın ötesindeyim Ey HAYAT,
Ben, elimde OYUNCAK OLMAYAN tüfekle dehşetindeyim senin…
ve yanıbaşımda (büyük olasılıkla ölmemek için) öldürmeye hasret çeken can yoldaşımın elinde mavzer…
Ve ben kardeşlerimi öldürürken, yalvarıyorum sana; yalvarıyorum “nolur EY TANRIM bize, yani bu dünyada bağışlamayı uygun görmediğin asker kullarına öte dünyada vatanı için çarpıştığından dolayı Cennet’i ver” …
Çünkü ben artık elimde gerçek silahlarla ölmenin yada öldürmenin basit bir NEFERİYİM…
Ve ben vatan için ölen ve öldüren olarak (bu çocuk yaşımda benim gibi fukaralara bu dünyada sunmadığın) SENİN VAAT ETTİĞİNE İNANDIRILDIĞIM Cennet’inin peşindeyim.. ve de bu yüzden en onulmaz KEDERDEYİM….
Ve öte yanımda ÖLDÜRMEYE and içtiğim,benim gibi ama benden daha fazla yüzü dağ rüzgarında kavrulmuş ve benim gibi ama benden daha az beslenmiş olduğu her halinden belli, çocukların ÖLÜM KOKAN gözlerindeyim…
Ve ben, YANİ HAYATIM, bir yandan Cennet düşlerinde, öte yandan (gözleri benim kadar kararlı,elleri benim kadar tetikte ve yürekleri benim kadar öfkeli); elleri MG3değil; kaleşinkof tutan düşmanlarımın ellerindeyim…
Ve benim “mıntıkaya intikal için bindiğim”; adlarını yok ettikleri halkların adlarından türettikleri (apaçi gibi) ve hala yokettikleri halkların ardından yeni halkları yok etmek için yoksul ülkelere satıp keyiflerine keyif kattıkları helikopterlere, ellerinde savaş oyuncağı bile olamayacak silahlarla kafa tutan, dağlardaki benim gibi çocukların öfkeli DİRENİŞİNDEYİM…
* * *
Ben, elimde tüfek…
iki elimde tüfek ve bir ÇOCUĞUM…
Bana inanın ey dostlar, hısımlar, akrabalar… ben ölürken de öldürürken de (lütfen inanın) MASUMUM!!!!
Benim yok ettikleri halkların adlarını verdikleri helikopterlere bindirip, beni o yere intikal ettirenler sadece oyuncular –benim gibi-, (Sadece oyuncular bilesiniz) siz bunları benimle birlikte görene DEK…
VE intikal ettirilmeye yöneldiğim yerde benim varlığım anlamsız; bu helikopterlerde benim gibi olan binlerce çocuğa- sadece EK-…
* * *
Ben tüysüz bir çocuğum…
Ve ben,
varolmak için yok olmayı göze alması gerektiği bana öğretilen senaryoda, sade; (SADECE DEĞİL) gerçekten SADE bir oyuncuyum…
* * *
ama YAŞADIĞIM oyun, “OYUN DEĞİL”…
HEYHAT, bu oyun, oyun değil … oyun GERÇEK…
VE bu oyuna kulak tıkayanlar bilesiniz, bu oyun sizin gül dikmek istediğiniz bahçelerinize de MUTLAK ve mutlak ölüm üzerinden GELECEK…
* * *
ben yaşıyorum şimdi sınırın öte yanında, - VE şimdilik yaşıyorum aslında-…
ne kadar süre yaşarım belli değil…
ne kadar süre öldürmeye devam ederim çıldırmadan…
ve başım yere ne zaman düşer benim gibi oyundan koparılarak savaştırılanlar adına GAM DEĞİL…
NE KADAR SÜRE öldürmeyi beceririm CENNET uğruna????…
yada gün gelip ölmek için-ŞİMDİLİK hayattayımya- var olmaya devam ederim, DERT DEĞİL…
Ama, ey anam, bacım, kardeşim… eşim-dostum yoldaşım…
Ey!!!! Dağ başlarında ben düşmanla çarpışırken benim için dua eden ÜLKÜDAŞIM/ DİNDAŞIM….
BEN KİMİN İÇİN öldüğümü sorarım bana, (size değil bana sorarım) ve cevap bulamam…
Bir dağ başında ellerim bir tek kadının bedenine dokunmadan daha, kim için sınır ötesinde silah tuttuğumu (GENE BANA) sorarım…
Ve ben bu soruların cevabını bilemeden, bu gencecik yaşımda vede buralarda (siz oralarda denizde üstsüz geyşaları seyredip ve lüks otellerde karılarınızı aldatırken ben buralarda) mevsimin bu kışında ÖLME VE ÖLDÜRME İHTİMALİMİN var oluşuna yanarım…
* * *
BENİM YAŞADIKLARIMI, sınır ötesi operasyonlarda yaşadıklarımı ben size anlatamam…Anlatamam ve size anlatamayacağıma, çünkü beni anlayamayacağınıza YANARIM …
VE BEN YAŞADIKLARIMI anlatamadan daha, BENİM GİBİ BİR ÇOCUĞUN silahından gelen kurşunların beni can evimden vurması nedeniyle dağ kuytularında oluk oluk kan akıtan bedenimle KANARIM…
(siz yataklarınızda korkusuzca sevişin benim DAĞ KUYULARINDA çiğdemleri nergisleri besleyen kanlarım üzerinden… Ve benim çiğdem ve nergisleri besleyen kanlarım, sizin ırzına BEKARETİNİ YİTİRMEDİĞİ İÇİN gülerek geçtiğiniz kadınlarınızın zifaf gecesi kanları olsun, MUTLANIN…. Ve ben dağ başlarında ölürken “şehitler ölmez” diye sokaklarda heybetli naralar adarak, bu ülkenin birliği için canını vermeyi göze almış gençleri linç ederek, bu ülkenin bölünmeyeceğine –tam da bu ülkeyi bu eylemlerinizle böldüğünüzü bilemeden- UMUTLANIN…)
Ve tüm bu olup bitenlerin nedenlerini, sakın ha ÜLKÜDAŞLARIM kendinize sormayın…
başka şeyleri de sormayın sakın…
Sormayın çünkü sorsanız da cevabınız olmayacak… bu türden soruları gelecek günler öğretecek ve ben tedirginim ki, o günler (ve maalesef)gerçekten çok yakın…
* * *
Ben soramam size, neden bütçe denk olsun diye emekçilerin zaten açlık sınırında olan maaşlarını kesmek için gayret eden ve dış borç faizi için haftada üç milyar dolar harcamayı ekonomi için elzem kabul eden kimdir?
Kimdir emparyalistlere bu ülkenin ekonomik değerlerini peşkeş çeken SAVURGAN,
Ve ben anlatamam ki, sınır ötesi operasyon emri veren kişi, “Büyük Ortadoğu Projesinin bir parçasıyız biz” derken, neden külhanbeyi edasıyla düne kadar cezaevlerinde yatmış “Müslüman” (!) bir BUYURGAN...
Ünlem işaretim adamın, anti- Müslüman olduğuna ilişkin inancımdan değil…
Ve kader denilen şey, tam da Müslümanların kendi kuyularını kazmak için emperyalistlere tapınan liderler yetiştirmesi yüzündendir…
* * *
ben bu akşam elimde tüfek, adını katliam yapıp yok ettiği Kızılderili bir kabilenin adından alan bir helikopterle, kardeşlerimin üzerine onları öldürmek için gönderildiğim bir kuytuda, ÖLÜMLE CEBELLEŞMEKTEYİM…
ben bu akşam, Müslüman (!) bir buyurganın kölesi olarak, kime hizmet ettiğimi bilmeden, elimde oyuncak olmayan bir tüfekle, dağ başlarında benim gibi elinden sahici tüfekleri olan çocukların BENİM TARAFIMDAN öldürülecek olmasının derin KEDERİNDEYİM…
|