Kürtler yüzyıllar süren, her türlü yok edilme operasyonlarına karşılık, gene de yok edicilerin gönlünü rahatlatacak ölçüde yok edilemediler. Top yekun imha tam olarak başarılamadı. Ancak, bu alanda çok önemli kazanımlar da elde etti yok ediciler. Irkçılık, şövenizm, asimilasyon, özümleme, katlıam, jenosid, entegrasyon, derken uzun vadede amaçlanan Türkleştirme operasyonları pek başarısız da sayılmaz. Öyle ki, bugün Kürt nufusun yüzde atmıştan (%60) fazlası, kendi dilini konuşamıyor. Diyarbakır ve sekiz ilde bile, bu vahim ve hazin sonuçlar var. Bu konuda Dicle Üniverisitesi’nin anket sonuçları düşündürücüdür.
Tüm bu yaptırım ve pahalı operasyonlar ne için yapılıyor ya da yapıldı sizce.? Türkleştirme için. Peki Türkleştirince ne olacaktı ki? Buyrun işte kısmen de olsa başardınız. İyi de, Kürt sorunundan kurtulabildiniz mi? Elbette hayır. Tüm uğraşınız gelecekte Türkleşmiş bir kuşak yaratmaya yönelikti. Yanı o çok sevdiğiniz kavram: “Kürt kökenli Türk vatandaşı”. Yani başlangıçta ki ütopyanız,“ Müstakbel Türkler’’. Bravo hatırı sayılır bir başarı elde ettiniz.
Hatırı sayılır bir başarı elde etiniz de, bunda kimi Kürt çevrelerinin ve de Kürt ‘’büyüklerinin’’ katkısı yok mu dersiniz? Hele hele bu son dönemlerde. Olmaz mı. Zaten inkar ederseniz bu nankörlük olur, hayır inkar etseniz de, kimseyi inandıramazsınız. Demokratik Cumhuriyet olur da, Anayasal Vatandaşlık olmaz mı? Ya da, Türkiyeliliği üst kimlik kabul edip alt kimlik olarak yaşamı idame etmeye hazır olan Kürtler varken siz nasıl başarılı olamazsınız ki? Küreselleşme, Globalizm, Kıtalararası yakınlaşma, Gerilemiş Ulus devlet teorisi savları ve daha bir çok “ kendinizi savunma mekanızmaları“nız varken, ve sizler bu förmüllerin tümünü de gizli açık, hanenize başarı olarak kaydetmeye dünden razı iken, amaçlarınıza ulaşamamanız olanaksız olur mu. Doğal olarak hayır..
Kendi çocuklarına ana dillerinde isim koyamayan en yakınımızdaki tek ulus Kürtlerdir. Yakın zamana dek anadili yaşamın her alanında yasaklı bulunan tek ulus Kürtlerdir. Ülkesi rızası dışında parçalanarak birden fazla devletin boyunduruğu altında her türlü temel insani hak ve özgürlüklerinden yoksun olarak yaşamak durumunda bırakılmış en tanıdık ulus Kürt ulusudur. Bu yüzden birden fazla alfabe ve de lehçeyle birbirine uzaklaşmış, hatta giderek yabancılaştırılmak istenmiş tek ulus Kürtlerdir. Kimliği başına bela olmuş, ulusal değerleri yok edilerek kendi dilinde gülmesi ya da ağlaması dahi yadırganmış tek ulus Kürtlerdir. Düğünlerde halayını çekemeyen, şarkısını söyleyemeyen, ölüsüne kendi dilinde ağıtlar yakamayan, sürgünlere gönderilen, edebiyatı sürgünde oluşan, öyküleri ve şiiri, bu yüzden, özlem kokan, tarihi hüzünle yazılmış halklardan biri de Kürtler değil mi sizce? Ölümlere yollanan, vergilere ve haraca bağlanmış, aç ve arkalıksız bırakılan, insanca yaşaması bile çok görülen tanıdığınız tek ulus Kürtler değil mi. Elinizi vicdanınıza koyup öyle yanıtlayın lütfen..
Düşünce dünyası iğdiş edilerek, beyni yıkanmak istenmiş olan Kürtlerdir. Ulusal karekter birliği ve ruhsal şekillenme birliğinden yoksun bırakılmak istenmiş olan mazlum Ulus Kürtler değil mi? Dili yok edilmek istenmiş olan Kürtler değil mi. Peki, günümüzde bir ulusu ulus yapan koşulların tümü ortadan kaldırılmak istenip varlığına neden oluşturan tüm bilimsel bilgi ve bulgular tahrif edilerek bilime ve bilimsel araştırmalara bölge olarak kapalı tutulan kesim Türkiyedeki Kürtler değiller mi? Bu yüzden Kürtçe düşünüp Türkçe yazmak durumunda bırakılan halk Kürt halkı değil mi. Ulus olarak kendi dilinde edebi eserler yaratması yasaklı olduğundan, kendi evlatları Türk edebiyatına hizmete koşulmak durumunda kalmış tanıdığınız ulus Kürt ulusu değil mi. Ahmed Arif, Cemal Süreya, Yaşar Kemal ve benzer daha bir çok usta, yapıtlarını Türkçe yazmadılar mı. Neden. Kendi dilleri yasaklı olduğu, dolayısı ile asimile oldukları için. Eserleri Türk edebiyatına mal oldu. Çünkü edebiyatın tanısı kullanılan dille mümkündür. Kendileri Kürt olduğu halde Türkçe eserler yaratmış (bende dahil ) Kürt kökenli kaç Türk edebiyatçısı tanırsınız. Bir hayli fazladır sanırım..
Türk müzik ve sanat dünyasını süsleyen bir çok sanatçı ‘’Kürt kökenli’’ Türk sanatçısı değil mi? Yılmaz Erdoğan, İbrahim Tatlıses, Emrah İpek, Hülya Avşar, Özcan Deniz, Yıldız Tilbe ve daha bir çok “ünlü” bu durumda değil mi. Evet. Bu adamlara kendi dillerinde şarkılar söylemeleri yasaklanmadı mı. Evet. Kendi programında Kürtçe söyleyip söylettikleri için çoğu yadırganmadı mı, dahası Yıldız’ın TV programı yayından kaldırılmadı mı. Evet. Marka olabilmek ve ünlenebilmek için kimliklerini inkara zorlanan, yada mecbur bırakılan sanatçıların çoğu Kürt değil mi. Kimliği yüzünden yetenekleri ve hünerleri görmezden gelinmiş tanıdığımız onlarca Kürt yok mudur? Var. Kürtlerden söz etti diye göçertilen Ahmet Kaya, Yılmaz Güney, birer Kürt değiller miydi?
Kürt cephesinden siyaseten başlatılmış olan ve adına da “Türkiyelileşme” denilen kafa ve mide bulandıran bu muğlak teorilerin Kürtlerden ziyade Türklere yaradığı inkar edilemez bir gerçekliktir. Neden Türkiyelileşme? Nasıl Türkiyelileşme bu konuda tartışma serbestisinin bile olmadığı bir zeminde, Kürt ulusal değerlerini dejenerasyondan nasıl kurtarmak gerekir, bileniniz var mı. Bu tez, müstakbel Türkler oluşturmanın değişik bir versiyonu değil de nedir? Kürdistan için savaşırken bile Kürtçe konuşması sağlanamamış olanlar, Péşmerge diye kabul görmüş silahlı birlikler varken, gerilla sözcüğünü Kürt ulusal hareketine lanse ederek, kendinden öncekileri de bilinçli olarak inkar etmiş bir anlayış, ne denli inandırıcı olabilir ki, anlamış değiliz.
Legal demokratik düzeydeki Kürt gövdeli kitle örgütlerinin ısrarla “biz Türkiye partisiyiz” demeleri en çok kime yarıyor dersiniz. Sonra bu ısrarların artık işe yaramadığı, ne derseniz deyin, insanların sizi olduğu gibi gördüğü ve sizden daha çok cesur olduğu görülen bir gerçek değil mi. Ama her ne hikmetse hala ısrarcı davranıyor olan da Kürtlerdir. Ama bu yüzdendir ki çoğalmaları da olamıyor. Keza seçimlerde her keresinde Kürt potansiyeli götürüp Türk siyasetine angaje etmeye çalışmak ne kadar Kürtlere yarıyor bunu da yorumlarınıza bırakıyorum.
Şimdi anlaşıldı sanırım Müstakbel Türkler nasıl oluşuyor. Sizin böyle bir niyetiniz yoksa bile, çoğu kez farkında olmadan, bu yolda yürürken buluverirsiniz kendinizi. Artık, o zincirlerden kurtulmanız zordur. Hele bir de beyniniz özgür ve bağımsız değilse, düşünme gücünüz ve yetiniz ipotek altında ise, dünyayı dibine düştüğünüz kuyunun ağzı kadar görüyorsanız, hala geçmişte yaşıyorsanız, hayata mahmuz takarak bakıyorsanız, gerçekten işiniz çok zor. Sizin kendi halkınız için de yapacağınız yeni ve yararlı pek bir şey yok kanımca. Bulanık suda balık avlamak, havanda su dövmek, en sık tekrar ettiğimiz şeyler.
Hayırlısı…
|