|
Orta yaş kuşağının unuttuğu, genç kuşağın bilmediği ama yakın geçmişimizde Türkiyede yaşanan en önemli olaylardan biridir. Daha doğrusu önemli olaylar zincirinin başlangıcıdır. Bugüne kadar bu olaylarla ilgili çok şey yazıldı, çok şey anlatıldı. Herkes kütüğü kendinden yana yontmaya çalıştı. Bende yazılanlara, anlatılanlara ve olayların ertesinde Maraşa gidip gördüklerime ve duyduklarıma dayanarak olayları bir daha yad etmek istedim. Belki bu vesileyle genç kuşak da olaylardan haberdar olur.
18 Aralık 1978 günü Mustafa Yüzbaşıoğlu ve Ali Çolak adında ilerici iki lise öğretmeni ırkçı Türkler tarafından vurulur. 19 Aralıkta kalabalık devrimci bir kitlenin katılımıyla bir cenaze töreni düzenlenir. Cenazeler, cenaze namazı için camiye götürüldüğünde; “komunistlerin cenaze namazı kılınmaz” diye cenazeler camiye alınmamıştır. Bunun üzerine başlayan tartışma, Türkiye’de bir çok kitlesel olayların da başlangıcı olacaktır. Bu tartışmalar sırasında ırkçı Türkler, taşlar ve sopalarla kalabalığa saldırır. Daha sonra silahlar patlar. Paniğe kapılan kalabalık tabutları da bırakarak dağılır. Planlı ve hazırlıklı olan ırkçı Türkler, ele geçirdikleri insanları taş ve sopalarla linç edip öldürürler. Toplum dağıldıktan sonra hazırlıklı ırkçı Türkler, once alevi evlerine, daha sonra alevi mahallelerine saldırır. Binlerce alevinin evleri yakılır, talan edilir ve aleviler katledilir. Alevi mahallelerinde insanlar, mahalle girişlerine barikatlar kurarak kendilerini ırkçı Türklerden korumaya çalışır. Maraştan en çok milletvekili çıkaran CHP iktidardadır. Asker ve polis güvenlik güçleri şehrin giriş-çıkışlarını ele almış ama, şehirde olup bitenlere karışmıyor. Şehir, tamamen önceden silahlanmış ırkçı Türklere teslim edilmiştir. Olaylar 24 Aralık’a kadar devam etti.
24 Aralık’ta artık yeter deyip askerler şehre girdiğinde şehir; Alman Nazi Ordusunun geçtiği bir manzara arz ediyordu. Alevilere ait binlerce ev ve işyeri talan edilmiş ve yakılmıştı. 1154 alevi yaşamını yitirmiş ve cenazeler mezbahanede üst üste yığılmıştı. Günlerce insanlar bu cenaze yığını altında cenazelerini aradılar. Bu olaylara Maraş’ın yaşlı-başlı, sakallı ve hatta hacıları bile katıldı.
Maraş’ta alevi demek, Kürd demek anlamını taşır. Yani aleviler Kürd Kabul edilir. Zaten, Maraş’ın alevilerinin ezici bir çoğunluğu Kürd dür. Böylece, her hacının Türklere yardımı hem milli görev ve hem de dini görev olarak kutsal sayılıyordu. Öldürdükleri alevilerin mallarını talan etmek de helal sayılıyordu. Bu talanlarla daha sonra bir çok Maraşlı hacca gitti.
Yukarıda da belirttiğim gibi, Alevi oylarıyla Maraşta en çok milletvekili çıkaran CHP iktidardaydı. Iktidar, olayları Ankara’dan izliyordu. Olaylar sırasında bir heyet bile göndermedi. Buna gerek de yoktu. Çünkü, hükümet ve parti yetkilileri olaylar dizisinin başlangıcı olduğundan itibaren haberdardı. Daha sonra aynı olaylar Malatya, Sıvas, Tokat, Erzincan ve Çorum’da da devam etti. Buralarda da aleviler öldürüldü, malları talan edildi ve işyerleri yakıldı. Bu illerin hepsinde de CHP en yüksek oyu almış ve iktidardaydı. Olaylar karşısında yetkililer sadece üzüntülerini belirtiyor, faillere karışmıyorlar ve koruyorlardı. Bugüne kadar bu olayların hiç birinin de faili bulunmadı veya bulunmak istenmedi. Bütün dosyalar devletin tozlu arşivlerinde yerini aldı ve dinlenmeye çekildi. Türkiye’deki bir çok olay gibi.
Olaylarda herkes parsa çıkarmaya çalıştı.
Solcular dedi ki; “Maraş’ta faşistler solculara saldırdı”.
Kürdçüler dedi ki; “Maraş’ta faşistler Kürdlere saldırdı.
Irkçı Türkler dedi ki; “biz komunistlere saldırdık.”
Devlet yetkilileri de sustu. Bunların hepsi kendilerine göre haklıydılar, ama meselenin aslı böyle değildi.
Başta Maraş olmak üzere bu şehirlerin hepsinde, Aleviler nüfusun önemli bir kesimini oluşturuyor. Menderes döneminde makineleşen tarım, köylerde işsizlik sorunu oluşturdu. 1960’ların başından itibaren, aleviler şehirlere göç etmeye başladılar. Herkes kendi iline göçtü ve bu illerde alevi gettoları oluştu. Devlete güveni olmayan Aleviler, ancak bir arada olurlarsa kendilerini güvende görüyorlardı. Devlete ait işyerlerinde iş bulamayan aleviler, önceleri büyük bir şaşkınlığı yaşadılar. Daha sonra okumaya başladılar ve ticarete başladılar. Aleviler, ancak alevi esnaftan alışveriş yapıyordu. Böylece bir çok alevi tüccarlaşmaya ve zenginleşmeye başladı.
Zenginleşse bile aleviliğini korudu. Çünkü müşterisi aleviydi. Okuyanlar çoğaldı. Artık doktor, mühendis ve alevi avukatlar vardı. Ama bunların hepsi bir arada alevi gettolarında oturuyorlardı. Toplumda en ileri derecede etkileşim vardı. Toplum hızla şehirleşiyordu ve aydınlanıyordu. Bu yeni şehirli aleviler, köylü alevileri de etkiliyordu. Şehirdeki aleviler, köylerdeki akraba çocuklarını yanlarına alarak okutuyorlardı. Böylece aleviler arası yeni bir ilişki ağı oluşmuş, tücarlaşıyor, okuyor ve en önemlisi daha bilinçli bir şekilde aleviliğine sahip çıkıyordu.
işte bu Kemalist devleti çok rahatsız etmeye başladı. Cumhuriyetin kuruluşunda Anadoluda yaşayan her üç insandan biri gayrimüslimdi. Kemalistler, bunları Alicengiz oyunlarıyla müslümanlaştırıyordu. Şimdi ise, karşılarına şehirleşen, zenginleşen, okuyan ve ayrıca da müslüman olmayan aleviler çıkmıştı. Bu, devlet yöneticilerini çok rahatsız ediyordu. Cumhuriyetin tek din, tek dil ve tek millet ilkesi zorlanmaya başladı. Tedbir olarak, bu alevilerin bulundukları yerlerden dağıtılması, ekonomik güçlerinin tahrip edilmesi ve mümkünse büyük şehirlere ve başka yerlere dağılmasını sağlamak gerekiyordu. Işte Maraş’ta başlayan olaylar dizisinin asıl amacı bu idi.
Doğrusunu söylemek gerekirse Kemalistler bu planında başarılı oldu. Yaşadıkları şehirler aleviler için yaşanamaz duruma gelince birçoğu buraları terketti, batıya göç etti. Buralara yabancı olan tüccarlar iflas etti. Okuyanlar devlet dairelerine alınmadı. Daha sonraki askeri cuntalar döneminde bunların çoğu yıllarca işkencelerde ve hapishanelerde kaldı. Alevi gettoları dağıtıldı ve etkileşimin önü kesildi.
Günümüzde alevi okuyanı çok ama, bunlara devletin yönetim kadrolarında görev verilmiyor. Alevi bir tüccar sınıfının oluşması engellendi. Günümüzde sayıları 15-16 milyon civarında olan aleviler; sosyal, siyasal ve ekonomik olarak yoklar. Toplum olarak büyük bir şaşkınlığı yaşıyorlar. Cami ile cemevi arasında kalmışlar. Başbakan Erdoğan’ın bir kısım aleviye iftar yemeği vereceği söyleniyor. Afiyet olsun beyler! Iftar yemeğinde Erdoğan’ın dindaşlarının Madımak otelinde yakıp kebap yaptığı alevilerin eti de mutlaka vardır. Işte o gün Maraş olaylarını planlayan devlet, bugün alevileri bu çıkmaz sokağa sokacağını çok iyi hesaplamıştı.
Aralık 2007
|