|
Bundan tam otuz yıl önce, Malatya’da yaşanan toplumsal olaylardan, günümüzde gençlerin haberi yok, yaşlılar da çoktan unuttu. Dönemin Malatya Valisi ve eski İçişleri Bakanı Cahit Bayar’ın Hürriyet Gazetesindeki olayları çarpıtan açıklamalarından sonra, konu ile ilgili bir yazıyı yazma ihtiyacı duydum.
Bilindiği gibi, Maraş’taki toplumsal olaylardan üç ay sonra, aynı güçler bu sefer Malatya’da devredeydi. Sorun yine aynı Alevi-Sünni çatışması. Aslında buna devletin Alevileri İslamlaştırma projesinin bir parçası desek daha doğru olur. Buna Alevileri göçürme projesi de diyebiliriz. Olaylardan sonra 300 kadar alevi esnaf ve 40 bin kadar alevi insanı, Malatyayı terk ederek metropollere göçtüler. Buralarda Aleviliğini gizliyerek yaşamını sürdürmek mecburiyetindeler.
18 Nisan 1978’de Malatyada meydana gelen bu olaylar, Hamido olayları olarak da bilinir. Aslında Hamit Fendoğlu’nun herhangi bir aşireti yoktur. Malatya Üniversitesi karşısındaki Bulgurlu köyündendir. Hamido. Barzani hayranı bir Kürdtür. Kayınbabası Arpacı Mehmet Efendi, Birinci Dünya Savaşı döneminde, Malatya Belediye Başkanı bir Kürdtür. Hamidoyu şahsen tanıdım ve Kürd sorunu ile ilgili hoş sohbetlerimiz oldu. Kürdleri çok seven bir insandı. Zaten bu özelliklerinden dolayı da Arpacı Mehmet Efendi Hamidoyu damat seçti. Hiç çocuğu olmadı. Bir dönem Milletvekilliği yaptı, bir süre Yassıadada hapis yattı. 1977’de MSP ve MHP’nin desteği ile Malatya Belediye başkanlığına seçildi. Kürd olduğu için devlet hiçbir zaman Hamidoyu sevmedi. Bu nedenle de arzulanan olaylar için kurban seçildi. Hamido hiçbir zaman Alevi, Müslüman ayırımı yapmadı.
Mart başında Hamidonun arkadaşı (Kasım Önadım) adına Ankara Emekteki PTT’den bir paket gönderiliyor. Paket Belediyedeki makamına teslim edilirken, anahtarı da eve teslim ediliyor. 17 Nisan 1978’de, saat 5’e doğru Başkanın makamına üç kişi geliyor. Vali Cahit Bayar’ın yazdığına göre bunlardan birisinin kendisi olduğunu söylüyor. Bunlar Hamido’dan Meclis sigarası istiyorlar. Hamido da Kasım’ın gönderdiği pakette olabileceğini söyleyerek hizmetlilerden paketi açmalarını ister. Hâlbuki paket iki hafta önce gelmiştir. Hizmetliler de anahtarın eve gittiğini, bu nedenle de açamayacaklarını söyler. Başkan makamından ayrılırken, paketi de birlikte eve götürür. Yeğeninin çocukları da anneleriyle birlikte evdedir. Hamido, çocuklara Kasım amcanız bir paket göndermiş, şu anahtarı getirin de açalım, belki sizin için, içerisinde çikolata da vardır. Hanımı evdeki anahtarı verir ve mutfağa döner. Hamido anahtarla masanın üzerindeki sandığı açmaya çalışırken, çocuklar ve annesi de büyük bir merakla etrafına toplanmışlar. Sandığın kapağı açılır açılmaz, büyük bir gürültü ile patlar. Hamido, kardeşinin gelini ve iki çocuğu parçalanarak can verir. Bunlar Hamido’nun yakınlarının anlattıkları.
Aynı gece, Elazığ, Maraş ve Sivas başta olmak üzere, Malatyaya ülkücüler taşındı. Gece alevi ve solculara ait bütün işyerleri işaretleniyor. Sabahleyin herkes işine giderken, bazılarının geri geldiklerini gördük. Sebebini sorduğumuzda, girişlere asker dolmuş, kimseyi şehre bırakmıyorlar dediler. Buna rağmen biz birkaç arkadaşla çarşının girişine kadar gittik. Orası askerle dolu idi, bizi bırakmadılar. Askerlerden biraz ileride de polisler vardı. Şehrin bütün girişleri askerin kontrolü altındaydı. Hâlbuki Vali Cahit Bayar askerin gelmediğini söylüyor.
Saat 10’a doğru 2000 kadar genç ülkücü, maskeli bazı kişiler tarafından, asker ve polis barikatını aşarak şehre giriyor. Önceden işaretlenen işyerlerinin camları ve darabaları kırılıyor. Saat 12’ye doğru talanlar başlıyor. Arabalarla evlere eşya taşıyorlar. Daha sonra işyerleri ateşe veriliyor. Bunların hepsi asker ve polislerin gözlerinin önünde oluyor. İşyeri sahiplerinin şehre girmesini asker ve polis engelledi.
Sonuç olarak 680 işyeri talan edildi ve yakıldı. Bunların tamamı Alevilere ait idi. 8 alevi öldürüldü ve 100’den fazlası yaralandı. Ülkücüler talan ve yağmadan sonra akşam üzeri Alevi mahallelerine saldırdılar. Bu saldırganlara polis sürekli yardımcı oluyordu. Aleviler direndi, ülkücüleri mahallelerine sokmadılar. Ölüm ve yaralanmaların çoğu bu mahalle saldırıları sırasında oldu. Tabii ki ölümlerin çoğu da, Vali Cahit Bayar’ın emrindeki polislerin kurşunlarıyla oldu. Olaylar tam anlamıyla bir alevi-müslüman çatışmasına dönüştü. Vali Cahit Bayar’ın resmi güçleriyle, gayrı resmi güçleri (ülkücüler) birleşip Alevilere saldırınca, solcular da Alevilerden yana oldular.
Vali Cahit Bayar bir yalan daha söylüyor. Ecevit’in özel kalemi ile sorun yaşadığını ve askeri güç gönderilmediğini söylüyor. Halbuki ben daha sonra, Ecevit’in özel kalemindeki insanlarla görüştüm. Ecevit’in kendisinin, sürekli Vali Cahit Bayar ile görüştüğünü ve İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlıyı da çıkabilecek olaylarla ilgili uyardığını ve önlem almasını söylediğini bana anlattı. Hamido’nun öldürüldüğü günün sabahında saat 8.00’den itibaren askerler şehri kuşattı ve giriş çıkışları yasakladı. Hiçbir dükkan açık kalmadı. Vali Cahit Bayar’ın emriyle şehre giriş sadece polis gözetiminde ülkücülere serbest kaldı. Vali olayların faillerinin bulunamadığını ve nisyana terk edildiğini söylüyor. Eğer öyleyse olayların tek sorumlusu Vali Cahit Bayar’dır. Çünkü cam kırmalarda yüzlerce ülkücü yaralandı ve eczanelerde kırılan ilaç karışımından zehirlendi. Bunların hepsi de hastanelerde tedavi gördü. Ama bunların hiç biri de sorgulanmadı veya Vali sorgulamak istemedi.
Vali Cahit Bayar bunun bir “servis işi” olduğunu söylüyor. İşte bu doğru. Servisi Ergenekon yaptı, uygulayıcısı ve yöneticisi de Vali Cahit Bayar idi. Cahit Bayardan önce Malatya Valisi Rafet Küçüktiryaki denen, Ergenekonun adamı olan bir zattı. Malatyada bazı olayların olabileceği istihbaratı İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı’ya yetişmişti. Bakan da Vali Küçüktiryaki ve 50 kadar polisin tayinini çıkardı ve yerine Cahit Bayar’ı atadı. Cahit Bayar da geçici olarak, polislerin atamasını durdurdu. Hamidoya gelen paket, anahtarın eve gitmesi nedeniyle ancak üç hafta sonra patlatıldı. Bu süre içerisinde Malatya çok gergindi, herkes her an bir şeylerin olacağını bekliyordu. O zamanda Belediye çalışanları, aynı gün saat 17.00’ye doğru üç şüpheli şahsın Hamidoyu ziyaret ederek, sandığı hatırlattıklarını söylüyorlardı. Bunların kimler olduğunu söylemiyorlardı. Şimdi Vali Cahit Bayar bunlardan birisinin kendisi olduğunu söylüyor. Bu nedenle Vali Cahit Bayar olayların kimler tarafından servis edildiğini biliyor. Olaylardan sonra Valinin tayini çıktı. Daha sonra, Malatyadaki bu başarısından dolayı, yıllarca İstanbul Valiliği ve İçişleri Bakanlığı yaptı.
Bu olaylarda, aynı Maraş olayları gibi, bir sağ-sol çatışması değildi. Devletin; Alevi getolaşmasını ve burjuvalaşmasını engellemek, göçürtmek ve dağıtmak için hazırladığı bir projeydi. Bu olaylardan sonra yüzlerce Alevi esnaf ve 40 bin kadar alevi insanı Malatyayı terk etti. Yıllar sonra İzmir’de karşılaştığım bir tüccar, ben Malatya’da Aleviliğimle gurur duyarken, İzmirde Alevi olduğumu inkar ederek yaşamımı sürdürüyorum. Çocuklarım Alevi olduklarını bilmiyorlar dedi. İşte devletin istediği de tam buydu ve devlet başarılı olmuş. Vali Cahit Bayarın emeği boşa gitmemiş.
Aynı olaylar daha sonra Elazığ, Erzincan, Sivas, Tokat ve Çorum illerinde devam etti. Her yerde amaç aynı, sonuç aynı. 27 Mayıs darbesinden sonra Cemal Gürsel cuntasının hazırladığı proje gerçekleştiriliyordu. Amaç Alevileri bulundukları yerlerden göçürmek, dağıtmak ve süreç içerisinde Müslümanlaştırmak. Zaten alevi kelimesi de Cemal Gürsel cuntasının icadıdır. Bundan önce bu insanlara Kızılbaş denirdi.
Devletin ikinci hedefi, Alevilerin bulundukları yerlerde, sermaye birikimini engelleyip burjuvalaşmasını engellemekti. Devlet bu konuda da çok başarılı oldu. Türkiye’de nüfusun % 25’ini oluşturan Aleviler, üretime ancak emekleriyle katkıda bulunabiliyorlar. Bu günlerde büyük illerdeki vergi rekortmenlerinin listesi yayınlanıyor. İlk yüz içerisinde, Aleviye raslamak mümkün değil. Türkiye’de kimin zengin olacağına, devlet karar verir. Devletin izni olmadan hiç kimse zengin olamaz. Çünkü iş hayatının aracı kurumu Bankalar devletindir. Bu gün üretimde Aleviler hiçbir karar ve katkı sahibi değiller.
Devlet yönetiminde de Alevi yoktur. Dışişleri Bakanlığında çalışan bir Alevi yoktur. Savunma Bakanlığında General rütbesinde bir Aleviye raslamak mucize olur. İçişleri Bakanlığında Emniyet Müdürü ve Valilik makamında bir Aleviye raslamak çok zor. Malatya olaylarını Vali Rafet Küçüktiryaki yapmak üzere bütün hazırlıklar tamamlandı. Durum fark edilince, 50 polisle birlikte Vali Küçüktiryaki’nin tayini çıktı. Yerine atanan Cahit Bayar; önce 50 polisin Malatyadan ayrılmasını engelledi. Daha sonra Küçüktiryaki zamanında Hamidoya gelen sandık ile anahtarın ayrı, ayrı yerlere gittiği için, bunun bir araya gelmesini sağladı. Olay günü akşam geç saatte Hamidoyu ziyaret ederek hatırlattı. Evinin bahçesinde bombanın patlamasını bekledi. Bomba patlayınca, planını devreye soktu. Olayı Ergenekon planladı ve servis etti, Vali Cahit Bayar da uyguladı. Üç haftalık Valiliği sırasında Malatya’yı büyük bir acı içerisinde bırakarak def oldu gitti. Bütün Malatyalılar hala Cahit Bayardan nefret ederler.
Mart 2008 |