|
Içişlerinde bağımsız, eşit halklarla
ortak bir üst yönetim oluşturan, dışişlerinde
bu ortak yönetime bağlı olan devletlere federe devlet
denir.
Federe devletler, ayrı uluslardan oluştuğu
gibi, aynı ulustan küçük devletler topluluğundan da oluşur.
Isviçre Federe Devleti, Alman, Italyan ve Fransızlardan
oluşur. Buna karşılık Almanya Federe Devleti,
tamamı Alman olan devletlerden oluşur. Kıbrıs
Cumhuriyeti ise Rum-Türk toplumlarından oluşan iki ayrı
halkın oluşturmaya çalıştığı,
federe bir devlet olacaktır.
Bir devletin federasyonlar biçiminde bir yönetim benimsemesi,
tamamen o devletin bir iç sorunudur. Hukuken başka devletlerin
buna müdahale etme hakki yoktur. Federe devletin başka bir
devlet tarafından tanınması diye bir sıkıntısı
da yok. Cünkü, başka devletler ilişkilerini üst yönetimle
oluştururlar. Federe devletler, yasama ve yürütme konusunda
tamamen özgür ve bağımsızdırlar. Kendilerine
ait bir parlamentoları vardır. Parlamenterlerini, kendilerine
ait olan seçim yasasına göre seçerler. Başbakan ve bakanlar
kurulu, federe devletin hükümetidir. Her eyalet, kendi parlamentosunun
çıkardıği yasalarla yönetilir. Kendi iç savunma gücünü
kendileri oluştururlar. Örneğin, polis teşkilatı.
Her eyaletin bir polis teşkilatı vardır. Bunlar iç
güvenlikten sorumludurlar.
Federe devletleri birbirinden ayıran, tel örgülü sınırlar
yoktur. Bir eyaletten diğer bir eyalete, okumak, çalışmak,
gezmek ve tedavi olmak için gidilmesi gerekirse hiç sorun çıkmaz.
Her eyalettin kendine ait bir bayrağı vardır. Velhasıl
içişleriyle tam bağımsız bir devlet niteliğindedir.
Dış işlerinde bu eyaletler, oluşturdukları
üst yönetime bağlıdırlar. Her eyaletin bir başkenti
ve bir parlamentoso vardir. Dışişlerinde bu başkentler
ve parlamentolar üst parlamentonun başkentine bağlıdırlar.
Üst yönetimin parlamentosu, bütün eyaletlerin katıldığı
bir seçimle belirlenir. Kimlik ve pasaport gibi uluslararası
belgeler, üst yönetimin uygun gördüğü biçimde, eyalet yönetimleri
tarafından tanzim edilir. Dışişlerinde, üst
yönetimin aldığı kararlar, uluslararası antlaşmalar,
eyalet yönetimleri tarafından aynen uygulanır. Savunma
ve askerlik sorunları yine üst yönetime bağlıdır.
Üst yönetimin belirlediği, resmi dili veya dilleri vardır.
(Isviçre'nin Almanca, Italyanca ve Fransızca olmak üzere üç
resmi dili vardır.)Üst yönetimin belirlediği bayrak, bütün
eyaletlerin de bayrağıdır. Üst yönetimin çıkardığı
anayasa bütün eyaletlerin de anayasasıdir. Eyaletler bütün
yasalarını bu ortak anayasaya göre hazırlarlar. Eyaletlerin
bağımsız yargı organları vardır. Her
eyaletin ayrı bir eğitim biçimi olmasına rağmen,
bir eyalette alınan bir diploma, ülkenin her tarafında
geçerlidir. Üst yönetim kendi bütçesini oluşturduğu gibi,
eyaletlerin de bütçesi vardır. Vergi sistemi ise buna göre
oluşturulmuştur. Ortak bir para birimi vardır. Eyalet
yönetiminde olduğu gibiüst yönetimin oluşmasında
da herkes eşit haklara sahiptir. Üst yönetimde olduğu
gibi, eyalet parlamentoları da değişik partilerden
oluşur. Özetleyecek olursak, ´federe yönetim biçimi böyle olur.
Sanaya devrimiyle birlikte, ilk ulusal sınırlar
Avrupa'da belirlendi. Teknoloji devrimiyle birlikte, Avrupa bu sınırları
kaldırmak istiyor. Yani büyük Avrupa federasyonu oluşturmaya
çalışıyor. Günümüzde birçok devletler federasyon
oluşturmaya çalışırken, birçok federsayon da
ayrı devletlere ayrılıyor. Örneğin, bir federe
devletten oluşan Çekoslavakya gönüllü olarak iki ayri devlete
ayrılmak istiyor. Bir devlet olan Belçika, yakın zamanda
iki ayrı federasyona dönüştü. Kıbrıs iki ayrı
bağımsız devletten oluşurken, iki ayrı
federasyondan oluşan bir devlet olmak istiyor. Muhtemelen Türkçe
ve Rumca olmak üzere iki ayrı resmi dili olacaktır. Günümüzde
bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Belçika'nın iki ayrı federe devlet olmasına
hiçkimse ses çıkarmadı. Yasal olarak kimsenin karışmaya
hakkı da yoktur. Yine, Almanya'nın 1945'de kendisinden
ayrılan Doğu Almanya'yı üç feder devlete ayırıp
kendisine bağladığı zaman herkes bayram etti.
Doğrusu da buydu, çünkü oranın halkı böyle istiyordu,
yine eski Sovyetler Birliği'nden ayrılan halklar bağımsızlıklarını
ilan ederken, bu olay çok büyük sevinçler yarattı. Çünkü o
halkların da kendi kaderlerini tayin etme hakkı vardı.
Geçtiğimiz günlerde, Hewlêr Parlamentosu, Federe Kürdistan
Devleti'ni ilan etti. Bu şu demektir: Kuzey Irak'ta yaşayan
Kürt halkı, biz içişlerinde bağımsız ve
özgür, ama dışişlerinde Bağdat'a bağlı
olarak yaşamak istiyoruz. Bu oarada yaşayan Kürt halkının
en doğal hakkıdır. Bu haklı istek uluslararsı
boyutta hiçbir devleti ve siyasetçiyi ilgilendirmez. Başka
devletlerin bunu kabul veya reddetme hakları yoktur. Bu tamamen
Bağdat ile Hewlêr parlamentosunun sorunudur.
Ama ne yazik ki, Türkiye'de malum çevreler Saddam'dan önce
tepkilerini gösterdiler. Peki baylar, Kürt halkının bu
isteminde neden rahatsız oluyorsunuz, baylar acaba elinizi
vicdanınızın üzerine koyup bir vicdan mühasebesi
yaptınız mi. Kürtlerin kendi evinde, tarlasında,
bahçesinde ve köyünde Kürt olarak insanca yaşamak istemesi
neden zorunuza gidiyor. Bu istek Türkiye'nin sınırları
dışında da olsa buna tahamülünüz yoktur. Hani müslümandiniz,
hani müslümanlar kardeşti? Bir insan kardeşine karşı
bu kadar acımasız ve vicdansız olamaz. Hani insan
haklarına saygılıydınız. Kürtler sözkonusu
olunca saygısızlık damarınız mı kabarıyor?
Kim ne düşünürse, düşünsün, ne söylerse söylesin,
Federe Kürdistan Devleti'ni kuranları, kuruluşunda emeği
geçenleri. bu uğurda şehit olanları, dul ve öksüz
kalanları yürekten selamlıyor, başarılar diliyorum.
Not: Bu yazi, yaklaşık 14 yıl önce Azadi Gazetesi'nde
yayınlanmiştır.
|