Birinci dünya savaşında en çok Osmanlı hanedanlığı etkilendi. Osmanlı; Hanedan, Paşalar ve Ümmetten oluşuyordu. Paşaların görevi, Ümmetten baç denen haracı toplamak ve yeni baç alanlarını oluşturmaktı. Osmanlı çökmeye doğru giderken, İstanbul, cephe kaçkını Paşalarla doldu. Sonunda Mustafa Kemal önderliğinde, Paşalar Osmanlıya kazan kaldırdılar, Osmanlı Hanedanlığına son verdiler. Bunun yerine, uzun süre düşündükten sonra 1923 Türkiye Cumhuriyetini kurdular. Cumhuriyeti kuranların hiç biri de Türk değildi. Cumhuriyetin kuruluşunda nüfusu 13 milyon civarındaydı. Bu yeni Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarında, Türkmenlerin sayısı bir milyonun altındaydı.
Cumhuriyet 1950 yılına kadar, Mustafa Kemal’in tek parti diktatörlüğü ile yönetildi. 1950–60 yılları arasında, Menderes Hükümetleri halkın talepleri doğrultusunda bazı değişiklikler yapmaya çalıştı ise de, bunun bedelini 27 Mayıs 1960 Cemal Gürsel cuntasının müdahalesiyle infaz edilerek ödedi. Cemal Gürsel- İsmet İnönü ikilisi kafa kafaya vererek ikinci Cumhuriyetin temellerini attılar. Yeni Cumhuriyete göre Kemalist bir ideoloji oluşturuldu. Buna göre, bundan sonra her şey Mustafa Kemal’e atfen söylenecek ve yapılacaktı. Mustafa Kemal yasalarla koruma altına alındığı için, aykırı davranışlar ve söylemlerin cezası çok ağır oldu. İkinci Cumhuriyet için birde anayasa hazırlandı. Kenan Evren Cuntası 12 Eylül 1980 yönetime el koydu ve ikinci Cumhuriyeti rektefeden geçirdi. Bunlarda yeni bir Anayasa hazırladılar. Artık ikici Cumhuriyetin Bütün vatandaşları Türk Müslüman ve Hanefi idi. Bunu dışında olmak, artık söz konusu bile olamazdı.
İkinci dünya savaşından sonra, Türkiye’nin de içinde olduğu 16 ülke, iç ve dış düşmanlara karşı mücadele etmek için Gladio diye bir örgüt kurdular. Türk Gladio’su 6-7 Eylül olayları, Kıbrıs işgali, 27 Mayıs darbesi başta olmak üzere, birçok kanlı olayların hazırlayıcısıdır.
27 Mayıs darbesinden sonra Cemal Gürsel cuntası Gladio’nun adını değiştirerek Özel Harp Dairesi yaptı. Özel Harp Dairesi; başta 1 Mayıs Taksim Katliamı, İstanbul Üniversitesi öğrencilerine kanlı saldırı, Ankara TİP’lilerin katliamı, Maraş, Malatya, Sivas, Çorum ve Tokat olayları olmak üzere birçok olayı yaptı. Başlıca görevi darbe ortamını hazırlamaktı. Sadece 12 Eylül darbesinin ortamını hazırlamak için, 5000’den fazla insanın ölümünden ve 12 Eylül’de olup bitenlerden, Özel Harp Dairesi sorumludur. Ayrıca 1990 yılına kadar, Türkiye’de olan bütün melanetlerden Özel Harp Dairesi sorumludur.
1990’dan sonra Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Çiller ve ortağı Baykal ve Genel Kurmay Başkanı Doğan Güreş döneminde, Özel Harp Dairesinin adı değiştirilerek, Ergenekon’a dönüştürüldü. Ergenekon’un temelleri bu dörtlü döneminde atıldı ve Özel Harbin bütün birimleri Ergenekon çatısı altına alındı. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel “Devlet bazen rutinin dışına çıkar” derken yüzü kızarmıyordu. Başbakan Tansu Çiller “ Kurşun atanda, kurşun yiyende bizim için kutsaldır” derken tam bir Asena olduğunu ispatlamaya çalışıyordu. Zavallı Tansu Müslüman Boşnak bir SS komutanın kızı olduğunu unutturmaya çalışıyordu. Dönemin Çerkez kökenli Genel Kurmay Başkanı Doğan Güreş, yine kendisi gibi Çerkez olan Deniz Baykal’ı Tansu ile yeniden Koalisyon oluşturmaya ikna ederek en büyük işi yaptı. Böylece de Ergenekon süreci tamamlandı.
12 Eylül’den sonra Özel Harp Dairesi’nin sivil kanadı, mafya, ülkücü gençler ve bazı emekli subay ve polis şeflerinden oluşuyordu. Ergenekon’da emekli Paşalar direk yönetimi ele aldılar. Özel Harbin sivil oluşanlarını tasfiye ettiler ve elemanlarını kendi örgütlülüğü içerisine aldılar. Ergenekon adı tam bilinmezken, derin devlet olarak anılıyordu. 18 Nisan 2005 tarihli Hürriyet gazetesinde, Süleyman Demirel “Derin devlet, devletin askeridir” diyor. Ergenekon biraz eşelenince, Demirel’in o zaman ne kadar isabetli tarif ettiğini görüyoruz.
28 Şubat sürecini Ergenekon hazırladı, arkasında yapılan seçimlerde Ecevit başkanlığında DSP, MHP ve ANAP hükümeti kuruldu. Ecevit, Mesut Yılmaz ve Bahçeli döneminde Ergenekon hızla örgütlendi ve güçlendi. 23 özel bankanın bir günde iflas etmesinde Ergenekon’un parmağı var. Burada iç edilen 54 milyar dolarla, kısa sürede 37 yeni milyarder ortaya çıktı. Bu paraların bir kısmı Ergenekon’a aktarıldı, diğeri ile de Ergenekoncu iş adamları oluştu. Ergenekon, artık devletin her alanında söz ve karar sahibiydi. Böylece Türkiye’de Ergenekon’dan habersiz sinekler bile uçmazdı.
Batının Büyük Ortadoğu Projesi Türkiye’yi çok rahatsız ediyordu. 50 yıllık soğuk savaş döneminde, Türkiye batının şımarık ve yaramaz çocuğu rolünü çok iyi oynadı ve batılılara her istediğini yaptırdı. Varşova Paktı dağılmış, soğuk savaş dönemi bitmiş, Türkiye artık şımarıklığını sürdüremiyordu. Yeni bir siyasi rota belirlemeye çalışıyordu. Böylece Türkiye, Suriye ve İran üçlüsü, Moskova ile birlikte yeni bir Ortadoğu oluşturmaya çalıştılar. Başta Fransa ve Almanya da buna destek verdi, ama sonra vazgeçtiler. Türkiye’yi 80 yıllık batı ittifakından koparmak için, Erdoğan başkanlığında İslami bir parti kurdular. Ancak erken seçimler devreye girince, Erdoğan siyasi yasaktan dolayı, Milletvekili olamadı. Erdoğan’ın siyasi yasağı sona erince, Baykal devreye girdi, CHP’nin itirazı sonucu Siirt seçimleri iptal edildi. Yenilenen Siirt seçimlerinde Erdoğan önce milletvekili daha sonra başbakan oldu.
Ergenekon projesine göre, İslami görüntülü Erdoğan iktidarı AB ve batıya karşı çıkacaktı, bunu da Ana muhalefet Baykal’ın CHP’si de destekleyecekti. Böylece Türkiye batıya karşı bir ülke olacaktı. Baykal uslu çocuklar gibi görevini yerine getirdi, bütün hiddetiyle batıya karşı çıktı. Erdoğan başbakan olduktan sonra büyük bir batı hayranı oldu. Bu durum Ergenekon’u sadece şaşkına çevirmedi, aynı zamanda çok kızdırdı. Erdoğan’a karşı ilk eylemi, 1 Mart tezkeresinin çıkmasını engelleyerek oldu. Artık taraflar kılıçlarını çekmiş karşılıklı gardını almışlardı. Ergenekoncu Paşalar Baykal’ında desteğiyle kitlesel Cumhuriyet mitingleri düzenlediler, Anayasa aracılığıyla Cumhurbaşkanı seçimlerini engellemeye çalıştılar. E muhtıra, darbe çığlıkları arasında, Erdoğan erken seçim kararı aldı. Kılıçlar yeniden kınlarina sokuldu ama öfke dinmedi.
Muazaf Paşalar darbe yapmak istemiyorlardı ama Emekli Ergenekoncu Paşalar bunları darbeye mecbur olacakları ortamı hazırlamaya çalışıyorlardı. Eğer darbe başarısız olursa kabak muazaf Paşaların başında patlayacak, başarılı olursa bunlar görevini sürdürecek, Ergenekoncu emekli Paşalarda devletin sivil alanını yöneteceklerdi. Bu nedenle muazaf Paşalar, ABD’nin karşı olduğu bir darbeyi yapmak istemiyorlardı.
Şimdi yakalanan zanlılar, bunların evlerinde ele geçen cephanelikler ve belgeler ve ele geçen krokiler sonucu kazılarda ele geçirilen silahlar da gösteriyor ki, Ergenekoncular bir darbe ortamı hazırlayarak muazaf subayları, darbeye mecbur kılmaya çalışmışlar. Ele geçen bu saldırı amaçlı silahlarla bir değil birkaç darbe ortamı bile hazırlanır. Baykal’ın meleklerinin hazırladığı Cumhuriyet mitingleri, Cumhuriyet gazetesine atılan iki el bombası ve Danıştay saldırısında kullanılan bir tabanca, Türkiye’yi darbenin eşiğine getirmedi mi? Bulunan mevcut silahlarla, bir darbe değil, birkaç darbe ortamı bile hazırlanır.
Baykal Ergenekonculara avukatlık yapacağını söylüyor. Baykal’ın ille de cübbe giyip Silivri mahkemesine gitmesine gerek yoktur. Zaten meclisin çatısı altında, Ana muhalefet sıfatıyla en iyi şekilde Ergenekoncuları savunuyor. Şırnak olaylarında savcıların hazırladıkları iddianameyi, Orduya karşı sivil darbe olduğunu söyleyen, yine bu Baykal değil mi? TRT’nin Kürdçe yayını için, “70 milyonun vergilerini heba ediyorlar” diyen yine bu Baykal değil mi? Tuncay Güney’in aklından zoru olduğunu söylüyor. Duruma bakıldığında aslında aklından zoru olan Baykal’ın kendisidir.
Görüldüğü kadarıyla Ergenekon operasyonları devam edecek. Yarası olanlar gocunarak çığlık atıyorlar. Operasyonlar hala Ankara’nın doğusuna geçmedi. Susurluk sanıkları ve dönemin siyasi şahsiyetleri, 23 bankanın iflası ve bu paraların nereye gittiği, kısa sürede ortaya çıkan 37 milyarder iş adamları kimlerdir, bunların bilgisine başvurulmadan soruşturmanın batı ayağı topal kalır. Zamanın, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer Ergenekon zanlısı ve susurluk sanığı İbrahim Şahin’i kimin aracılığıyla af etti? Başbakan Mesut Yılmaz’ın burnunu niye kırdılar? Turgut Özal’a karşı kimler ve niçin suikast girişiminde bulundu? Ankara Anafartalar çarşısının önüne konan bombanın hedefi ve amacı neydi? Abdüllatif Şener; neden AKP’den ayrıldı, kimler aracı oldu, amacı neydi, Ergenekon la ilişkisi olabilir mi? Cevap bekleyen sorular. İstanbul Gazi olayları, Sivas Madımak olaylarını kimler niçin organize etti. Susurluk sanığı Ayhan Çarkın ve arkadaşı özel harekâtçı Oğuz Yorulmaz’ın annesi Nuran Yorulmaz’ın hala ifadesi alınmadı. Acaba bunların Ergenekoncularla ilişkisi nedir? Bunun gibi daha birçok olay aydınlanmayı bekliyor.
Ergenekonun asıl faaliyet alanı 25 yıldır savaşın sürdüğü yerdir. Görüldüğü kadarıyla Ergenekon zanlısı bütün emekli Paşalar bu bölgede görev yapmış. Bunların görev yaptıkları sırada, bölgede kimlerle ilişki içerisindeydi? Burada 17 binden fazla faili meçhul cinayet aydınlanmayı bekliyor. Kuyular, yarların dibi cesetlerle dolu, bunlar ne zaman kazılacak? Ergenekon zanlılarının elbette ki Kürd işbirlikçileri de vardır. Elazığ Krom madeninde 9 kişinin ölümü, Bingöl 33 askerin ölüm olayı Dağlıca karakolu, Şemdinli olayları, Aktütün karakol olayı, Diyarbakır’da 7 kişinin ölümü ile sonuçlanan parka konulan bomba, 1992 Şırnak Newroz olayları ve daha birçok olay bölgede aydınlanmayı bekliyor. Bir dönem Apo’ya danışmanlık yapan, Ergenekon zanlısı Yalçın Küçük ve Doğu Perinçek’in burada rolü neydi, başka muteber Kürd siyasilerle de ilişkileri oldu mu? Bunlar ortaya çıkmazsa, özellikle Kürd kanadı aydınlanmazsa, Ergenekon soruşturması topal kalır fazla uzağa gitmez.
Ergenekon ile ilişkisi muhtemel bazı şahsiyetler, Tuncay Güney’i meczup ve deli olmakla suçluyorlar. Bunlar biliyorlar ki delinin ifadesi delil sayılmaz. Öyleyse Tuncay Güney’i deli olarak göstermeye çalışalım. Eminim ki eğer Tuncay Güney Türkiye de olsaydı, bunlar çoktan Tuncay Güney’e bir deli raporu temin etmişlerdi. Mademki Tuncay Güney deli, peki hangi meczup ve deli Tuncay Güney’i bu kadar bilgiye yetiştirdi? Tuncay Güney son derece akıllı ve zeki bir insan, dersini iyi almış, illegal bir örgütün yöneticisi değil ama görevlisi olduğu, konuşmalarından belli oluyor.
Ergenekon operasyonu, Türkiye için hayırlı bir operasyon olacaktır. Falan Paşadır, filan işadamıdır, öteki muteber bir siyasetçidir deyip operasyona engel olmamak gerekiyor. Bu ülkenin yasaları, bazılarına suç işleme hakkı vermiyor. Zanlıların çoğu zaten bu insanlardan oluşuyor. Birde bunların tetikçileri var. Bu ülkede defalarca Cumhurbaşkanların, başbakanların, Milletvekillerin nasıl gözaltına alındığını unuttuk mu, hatta Başbakanların infaz edildiğini unutmayalım.
Tekrarlamak gerekirse, özelleştirme yoluyla yapılan satışlar, ihaleler, batık bankalar, kısa sürede 37 yeni milyarder, başta Şemdinli olmak üzere yukarıda saydığım olaylar, faili meçhul cinayetler ve özellikle Ergenekon un Kürd kanadı üzerine gidilmediği, sürece Ergenekon soruşturması yarım kalacaktır.
Ergenekoncuların amacı Türkiye’yi batı bloklundan koparacak yeni siyasi bir sistem oluşturmaktı. Batı buna müsaade etmedi, bu sonucu yaşıyorlar. Bu nedenle bunlara üçüncü Cumhuriyetçiler diyebiliriz. Kim bilir belki de bunların serkeşliğinden dolayı, bizde demokratik bir Cumhuriyete kavuşmuş oluruz.
Ocak 2009
|