Kendine “dostlar Meclisi” adını veren bu gizli örgütün, anayasal hiçbir dayanağı yoktur. Ne zamandan beri faaliyetlerine başladı bilinmiyor. Son zamanlarda basına sızan haberlerde de öğreniyoruz ki, bu illegal örgüt, ülkenin bütün sorunlarıyla ilgileniyor. Raporlar hazırlıyor, sağa sola gönderiyor, tavsiyelerde bulunuyor. Ülkenin nasıl yönetileceğine yön veriyor. Milli Güvenlik Kurulu rahatsız etse de, hiç olmasa Anayasal bir kurum, görevi de Hükümete tavsiyelerde bulunmak. Encümen-i Danış denen bu illegal örgütü, savcılar görmüyor mu?
Bu illegal örgütün üyelerine gelince, görüldüğü kadarıyla, buraya üye olmak için 70 yaşını bitirmiş olmak ve devletin üst katlarında görev yapmış olmak gerekiyor. Basına sızan isimlere baktığımızda, Generaller, Büyükelçiler, Bakanlar ve bazı Profesörlerden oluşuyor. Bunlar gayet masum, “biz ayda iki defa, Moda Deniz Kulübünde buluşur pasta yer çay içeriz” diyorlar. Aman beyler bu yaştan sonra, o yağlı pastaları fazla yemeyin, çünkü Türkiye’nin size ihtiyacı var. Hadi, oradan yalancılar, söylediğiniz yalana kendiniz inanıyor musunuz? Biz dolar günü yapıyoruz deseniz daha inandırıcı olurdu.
Beyler haklı, dolar günü için eşleri evde pasta börek hazırlamadığı için, Moda Deniz Kulübünde toplantılarını yapıyorlar. Bakın bu dolar günü yapıp, pasta, börek ve de kısır yiyip çay içen beyler kimlerden oluşuyor. Encümen-i Danış Başkanı eski TBMM Başkanı Necmettin Karaduman, eski Başbakan Bülent Ulusu, eski Milli Eğitim Bakanı Prof. Sefa Reisoğlu, emekli büyükelçiler İlter Türkmen ve Özden Samberk, eski Genel Kurmay Başkanları emekli Orgeneraller Hüseyin Kıvrıkoğlu, İsmail Hakkı Karadayı, Necdet Üruğ, eski Kara kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman ve Ergenekon sanığı eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur gibi, yaşlı bazı zevattan oluşuyor. Ayrıca Kıvrıkoğlu’nun ve Karadayı’nın adları. Ergenekon davasında da geçiyor.
Görüldüğü kadarıyla,yaşlıların oluşturduğu bu illegal örgüt TSK’nın emrinde, Yargıtay’ın, Anayasa’nın ve Meclisin üstünde bir yerlerde görev yapıyor. İkinci Meclisimiz Encümen-i Danış, vatana ve millete hayırlı olsun. Bu Meclisin üyeleri daha iyi, hiç olmazsa para almadan çalışıyorlar. Bunların yasal yetkisi yok ama vicdanlarının sesine göre karar alıyorlar ve ilgili kurumlara bildiriyorlar. Bu kurumlar da gelen emirler doğrultusunda karar alıyorlar. Mesela Cumhurbaşkanı seçimi için, toplantı yeter sayısı kaç olmalıdır? Anayasa da “madde 96 TBMM üye sayısının en az üçte biri ile toplanır” yani 184 kişi ile toplanır demesine rağmen, Encümen-i Danış Meclisinin tavsiyesi üzerine, Anayasa Mahkemesi 367’de karar aldı. Bu 367 sayısı Anayasa’ya aykırı olmasına rağmen Encümen-i Danış Meclisi böyle istiyordu. Bu kararlar neredeyse, Ülke bir kaosun içerisine sürükleniyordu. Acaba bu Encümen-i Danış Meclisi, 28 Şubat darbesinin kurduğu, gizli bir meclis olmasın?
Her neyin meclisi olursa olsun, sonuçta illegal bir örgüttür. Moda Deniz Kulübünde yaptığı dolar günü toplantıları illegaldir. Ancak bu örgütün aldığı bazı kararları, ilgililere ilettiklerini itiraf ediyorlar. Son zamanlarda çalışmalarını bayağı hızlandırmışlar. Görüldüğü kadarıyla Ergenekon davasında bir orta yol arıyorlar. Önce hastalık numarası, sonra yasal statüye kavuşan GATA hastanesi, daha sonra bizden olan mahkemelerde teker teker tahliye olan Ergenekon sanığı Generaller, bu Dostlar Meclisinin marifetleri. Bu beyler, bu suç örgütü elemanları, Askerleri aklamaya çalışacaklarına, marifetlerini ülkeyi bu parazitlerden temizlemeye çalışsınlar. Ellerini Ergenekon davasından çeksinler. TSK Encümen-i Danış bu konuda aracı yapacağına, kendi parazitlerinden temizlenmeyi yeğlese daha iyi olur. Çünkü bu dava TSK’nın boynunda kaldı. TSK’ya bu töhmetten kurtaracak, ya da bu töhmetin altında kalmaya devam edecek.
Her ne kadar Ergenekon NATO gladyosundan, milli bir örgüte dönüştürülmüş olsa da, İtalya’daki temiz eller operasyonu ile benzeşiyor. Kirli ve karanlık eller, Ergenekon operasyonundan ellerini çekmelidirler. Çünkü savcılar daha operasyonun başındalar. Savcılar rahat bırakılmalıdırlar.
Temiz eller operasyonunun savcısı Antonio Di Pietro, 7 bin 417 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu. Bunlardan 4 bin 436’si için yasal işlem başlattı. 463 Parlamenterin dokunulmazlığının kaldırılması için girişimde bulundu. 911 işadamı ve 2 bin 993 kamu görevlisini adaletin önüne çıkardı. Aralarında eski Başbakan Bettino Craxi’nin de bulunduğu 12 eski Bakan ve parlementer hakkında tutuklama kararı verildi. Milyonlarca dolarlık rüşvet olayları ortaya çıkartıldı. Sonunda 4 Başbakan, 25 Bakan, 100 üst düzey bürokrat ve 400 Milletvekili de soruşturma kapsamına alındı. Bunların önemli bir kesimi çeşitli hapis cezalarına çaptırıldı ve İtalya parazitlerinden temizlendi.
Eğer ülkeyi yönetenlerden, azıcık insan ve ülke sevgisi varsa, gider Ergenekon savcılarına teslim olurlar. Devlet bazen rutin dışına çıkar veya kurşun sıkanda, kurşun yiyende bizim için kutsaldır, diyeceğinize onurlu davranın gidin Ergenekon savcılarına bildiklerinizi anlatın. Onurlu davranış bunu gerektiriyor. Yoksa Ergenekon sanıklarına avukatlık yapmaya kalkışmak ve encümen-i Danış gibi arabulucu illegal örgütler oluşturmak, insanları temize çıkarmaz.
Bir günde 23 bankayı batırıp, 54 milyar doları çalan hırsızlar aramızda dolaşıyor. Bu bankaların yönetim kurulu üyeleri kimlerdir, savcılar neden bunların ifadesini almıyor ve bunları kamuoyuna açıklamıyor. Karamehmet’in, Paşa ilişkileri, Uzan’ın ifadesi yeterli olamaz. Bu ilişkiler yumağı tamamen çözülmediği sürece, sanıklar aramızda dolaşmaya devam edeceklerdir. Bu bankalar soyguncunun arkasındaki siyasi irade ortaya çıkarılmalıdır. Encümen-i Danış üyeleri, bu soygunculara destek vermemelidir. Bu konuda Ergenekon savcılarını rahat bırakmalıdır.
Ülkenin neresini kazsan yerden silahlar fışkırıyor. Tuncay Güney kamyonlar dolusu silah dağıtıldığını söylüyor. 3 Temmuz 1997 tarihinde Kırıkkale silah deposu yandı. Bir depo dolusu silah, yandı, peki bu silahların plastik ve ağaç kısımları yandı, demir aksanı ne oldu? Gerçekten bu depo silah dolumuydu? Abdullah Öcalan, o zaman bu eylemi kendilerinin yaptığını açıklamıştı. Apo’da Ergenekon savcılarına bilgi vermek istediğini söylüyor. Bu ve daha birçok konuda Apo’nun ifadesi alınamaz mı? Yoksa bu depo boşaltılıp, Ergenekoncular bu silahları boşalttıktan sonra, boş depoyu ateşlemiş olmasınlar?
Elazığ Krom madenlerinde, 9 kişinin ölümü ile sonuçlanan olayda, dosya yeniden ele alınmalı ve orada adı geçenlerin ve Mehmet Ağar’ın bilgisine başvurulmalıdır. Bingöl’de 33 askerin ölümü ile sonuçlanan olayda, otobüs şoförlerinin, tesadüf eseri sağ kalan, araç komutanı başçavuşun bilgisine başvurulmalıdır. Olayın başkahramanı Şemdin Sakık mutlaka dinlenmelidir.
15 Ocak 1996’da adı Güçlükonak katliamı olarak geçen ve dördü korucu 10 kişi öldürülmüştü. Yakılan bu insanların ne hikmetse nüfus cüzdanları sapasağlam bir komutanın elinde olduğu söyleniyor. Bu dosya Ergenekon savcıları tarafından yeniden ele alınmalı ve nüfus cüzdanları sapasağlam kurtaran komutanın ve dönemin Devlet Bakanı Adnan Ekmen’in bilgisine başvurulmalıdır.
17496 faili meçhul dosya tek tek Ergenekon dosyası kapsamına alınmalıdır. Sadece Botaş’ın asit kuyuları değil, kimsesizler mezarlığı yarların dibinde de yerde silah arar gibi insan bedenleri aranmalıdır. Aküzüm karakolu baskını ve Aktütün karakolu baskını yeniden ele alınmalı ve askerlerin ifadelerine başvurulmalıdır. Şemdinli olayı ile ilgili, savcı Sarıkaya’nın hazırladığı iddianame dosyası, mutlaka Ergenekon dosyası ile birleştirilmelidir. Bu bağlamda Diyarbakır’lı iş adamı Mehmet Ali Altındağın ifadesine mutlaka başvurulmalıdır.
Ergenekon savcıları daha işin başında, ancak bazı karanlık eller, tutuklanan Paşaları teker teker tahliye ediyor. TSK karargâh evleri adı altında, bazı operasyonlar düzenliyor, topladığı insanları ikinci gün serbest bırakıyor. Belli TSK Ergenekon savcılarının işini zorlaştırıyor. Daha sıra Cumhurbaşkanlarına, Başbakanlara, Genelkurmay Başkanlarına ve Milletvekillerine gelmedi. Belli ki mesele oraya varmadan birileri bu işi durdurmaya çalışıyor.
Encümen-i Danış üyesi Temel İskit, “ Encümen-i Danış haberleriyle Ergenekon sulandırılmaya çalışılıyor” diyor. Bu gayet isabetli bir tespittir. Öncelikle Encümen-i Danış, Ergenekon’u sulandırmasın. Bir süre dolar günlerine ara vermelidir. Genel Kurmay eğer kendi parazitlerinden temizlenmek istiyorsa, Ergenekon’a asla karışmamalı, yoksa töhmet altında kalır. Çünkü halkta oluşan vicdani kanaat, TSK’ dan da işe karışan çok sayıda insanın olduğu yönünde. Her kurumda zararlı unsurlar olabilir, ama hiçbir kurum kendi içindeki zararlı unsurları koruma hakkına sahip olamaz. Şayet olursa kurumun tamamı zarar görür.
Siyasiler Ergenekon sanıklarına, miting alanlarında, Avukatlık yapmaktan vaz geçmelidir. Hatta varsa kendi içlerinde bazı zanlılar, bunları korumamalıdırlar. Halkı yanlış yönlendirenler, bu vebalden kurtulamazlar, halk onlara gereken dersi verir.
Ergenekon soruşturması, Türkiye’deki iç dinamiklerin isteğiyle başlamadı. Bazıları istese de bunu durduramaz, ok yaydan çıktı. Bir ülke bu kadar zanlıyı içerisinde gizleyerek, AB’ye giremez. Türkiye 80 yıllık siyasi yörüngesini değiştiremeyeceğine göre, bu parazitlerden temizlenmek zorunda. Kim üzeri bit dolu birisini evine alır?
Terörist örgütler için var olan pişmanlık yasası, Ergenekon terör örgütü için de geçerli olmalıdır. Aynı şekilde şahitlik yapacak olanlar, devletin koruması altına alınmalıdır. İtirafçılar korunmalı ve işsiz olanlara iş imkânı sağlanmalıdır. Bu konuda yargıya yardımcı olan itirafçılar derhal serbest bırakılmalıdır. Ülkenin selamete çıkması ve insanların huzur ve güven bulması için bunlar şart
Şubat 2009
|