Yazıya bir hoca fıkrası ile başlamak istiyorum. Hoca bir gün eve geliyor, bir de ne görsün. Hırsız almış eline testereyi, kapının Zoğuna’sını kesiyor. Hoca hayretler içerisinde, hırsıza sorar. Sen ne yapıyorsun? Hırsızda gayet sakin bir şekilde, işine devam ederken, kemençe çalıyorum der. Hoca; peki öyleyse kemençenin sesi niye gelmiyor? Hırsız; sen bunun sesini sonra duyarsın. İnsanlar Davos’un sesini sonra duyacaklar.
Emine Erdoğan Davos’u görmek için, bu seyahatte eşiyle birlikte gitti. Panel sırasında izleyiciler arasında, eşini izliyordu. Erdoğan söyleyeceğini söyledikten sonra salonu terk etti. Emine hanımda ağlayarak dışarı çıktı. Gazetecilere “adam yalancının biri baksanıza yalan söylüyor” Tabii yalancı dediği karşısındaki insan da, İsrail devlet başkanı Şimon Peres’di. Bir Başbakan eşi ancak bu kadar hafif olabilirdi. Kadıncağız bir an kendisini Kasımpaşa da zanetti. Yine; niye ağladığını soran basın mensuplarına, Gazze’de ölen çocuklara ve yıkılan camiiler aklıma geldi diyordu. Aslında bunlarda Timsah’ın gözyaşlarıydı, Emine hanım uzayda değil Türkiye’de yaşıyor
Basın Gazze savaşında, üç camiinin ve 4000 evin yıkıldığını haber veriyor. Peki; Türkiye hudutları dâhilinde 3000 camii ve 4000 Kürd köyü, Türk askerleri tarafından yerle bir edilmedi mi? Gazze’de yaşayan 1,5 milyon Arap’ın üç katı Kürd, yani 4,5 milyon insan, bir meçhule göç etmedi mi? Köyü yakılan yüz binlerce Kürd çocuğu, metropollerde sokak çocuğu olarak yaşamını sürdürmüyor mu? Bu insanlardan milyonlarcası, yersiz, yurtsuz, işsiz, yarı aç yarı tok yaşamını sürdürmüyor mu? Bunlara karşı Bayan Emine Erdoğan üç maymunları oynuyor.
Başbakan Erdoğan’a gelince, İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres’e “siz adam öldürmeyi çok iyi biliyorsunuz” diyor. Aslında bu söz Erdoğan’ın ruhi bedenine cuk oturan bir söz. Bu söz çok iyi düşünülmüş, yeri özellikle seçilmiş ve söylenmiş bir sözdür. Yoksa birilerinin söylediği gibi duygusallıkla söylenmiş bir söz değildir. Sayın Erdoğan Gazze’de 1300 kişiyi öldürenler, iyi adam öldürmeyi biliyorlar da, Türkiye’de 17496 kişiyi öldürenler beceriksiz mi?
3000 Camii yi, 4000 köyü yerle bir edenlerden daha fazla beklentin mi vardı? Senin Ülkende olup bitenlerden haberin yok mu? Birileri bana cevap verir, benim daha bilgili olduğumu söylerse, ben nasıl cevap vereceğim diye hiç düşünmedin mi?
Belli ki Erdoğan çifti, nasıl hareket edeceklerini, hatta kim ne söyleyecek, önceden kararlaştırmışlar. Sokak siyasetine yönelik bir eylem planı. Hiçbir Millet Almanların Yahudilere yaptığını yapmadı. Hiçbir İsrail devlet adamı ve eşi, hiçbir alman diplomatını, katil ve yalancılıkla suçlamadı. Bu diplomasi tarihinde bir ilktir. Bu şeref de Erdoğan çiftine aittir. Her ne kadar Erdoğan sözüm Yahudilere karşı değil dese de, söz yerini bulmuştur.
Erdoğan bu çıkışla, sadece Türkiye’de değil Arap ülkelerinde de sokağı heyecanlandırdı. Arap sokakları kendine göre haklıdır. Acaba Erdoğan Davos’taki bu çıkışla, Türkiye de sokaktaki insanların hangi sorununu çözdü de insanları bu kadar heyecanlandırdı? Türkiye de kriz yok, Türkiye el açmış para dilenmiyor, İMF ülkeyi köşeye sıkıştırmamış, işsizlik yok, herkes işinin başında, fabrikalar tıkır tıkır çalışıyor, ihracat artmış, Türkiye insanının hiçbir sorunu yok ki, bu nedenle Başbakan da başka işlerle ilgileniyor. Bundan yadırganacak ne var ki? Böylece de insanlar Başbakanlarını kahramanlaştırıyorlar. Arap dünyasının temsilcisi Amr Musa, o da kim pintinin biri, korkak, süt dökmüş kedi gibi, sessizce yerine oturdu. Kahraman Erdoğan’ın arkasına takılıp dışarı bile çıkmadı. Sokaktaki Araplar onu kesinlikle azat ederler.
Hamas, Şeyh İzztin’in kurduğu, şeriat yanlısı, İslami bir örgüttür. Arafat öldüğünde yaptığı yolsuzluklar sonucu bankalardaki özel hesaplarında 1,7 Milyar dolar ortaya çıktı. Arafat’ın cenazesi bir hafta morgda bekledi, bu paranın 700 milyon doları, eşine ve çocuğuna, geri kalanı da örgütün olacak şekilde antlaşma yapıldı ve cenaze ondan sonra kaldırıldı. Bu yolsuzluktan sonra, Filistin’de yapılan ilk seçimlerde, Hamas’ı iktidara getirdi; birçok Arap ülkesi de dâhil, bütün batı dünyası, Hamas’ı terörist örgüt ilan etmiş. Erdoğan Hamas’ın hamiliğini üstlenmiş gidiyor. Türkiye’deki Sokak siyaseti bundan son derece memnun. Erdoğan’ın yıldızı parlak, sonu hayır ola. Türk Devrimciler, Ülkücüler ve Akıncılar bu siyasi çizgide birleştiler.
Dünyanın neresinde ve kime karşı yapılırsa yapılsın, zulme karşı durmak bir insanlık görevi ve sorumluluğudur. Ama zalimin yanında, zulme karşı durulmaz ki. Erdoğan’ın kendisi önce bu konuda hesap vermelidir. Erdoğan başkalarına parmak uzatarak aklanamaz. Bu gün Erdoğan’ın yanında olmak Kürd halklarına yapılan zulmün yanında olmak demektir.
Erdoğan’ı göklere çıkaran Kürdlere gelince. Yakılan, yıkılan köyler, 17 bin faili meçhul cinayet, baskı zulüm sanki Kürdlere karşı yapılmadı! Erdoğan baskının ve zulmün Başbakanı değil mi? Başta Diyarbakır ve Batman olmak üzere, birçok Kürd ilinde Gazze savaşı, Kitlesel protesto edildi. Kürdistan’daki zulmü, hiç bir Filistinlinin protesto ettiğini hatırlamıyorum. Ama bir şeyi çok iyi hatırlıyorum. Halepçe katliamından sonra, Filistin Lideri Arafat, Saddam’ı ziyaret etmiş kutlamış ve anlından öpmüştü. Musul-Kerkük infialinde kaçan milyonlarca Kürdün arkasından kovalayan, Saddam’ın Cumhuriyet ordusu ile Arafat’ın Kurtuluş Ordusu vardı. İsrail Gazze’ye uçakla, tankla saldırıyor, Hamas militanları da İsrail’e füzelerle saldırıyor. Musul’da, Kerkük’te ve Halepçe’de saldırıya uğrayan Kürd’lerin elinde hiçbir silah yoktu.
Ben bu olayda daha iyi anladım ki, insanlar gerçekten de katiline âşık olabiliyormuş. Kürdler size ne oluyor? Erdoğan’dan Arafat’tan, Hamas’tan ve Filistin’den size ne. Kürdler, Gazze’deki Araplardan daha özgür ve geleceğinden daha emin değil ki. Gazze’deki Arapların kişi başına milli geliri 1500 dolar. Hakkâri’nin 650 ve Ağrı’nınki 500 dolar. İsrail tankları iki haftalığına, Gazze’ye girdi ve geri çıktı. Erdoğan’ın tankları 25 yıldır Kürd gençlerinin cesetlerini sürüklüyor. Gazze’deki ağladığınız gibi, oturun biraz da kendi halinize ağlayın.
Son olarak Hz. Ali’nin güzel bir sözü ile yazımı bitirmek istiyorum. “mazlumun rızası olmadan, zalim zulmünü sürdüremez” 1400 yıl önce ne kadar da güzel söylemiş, değil mi?
Şubat 2009 |