|
Bu sözler, şimdiye kadar hep yeşil cübbeliler için söylenirdi, ama şimdi durum değişti. Kara cübbelilerin de insanlar için tehlikeli olduğu ortaya çıktı. Biz bunu hep söylerdik de insanlar inanmazdı. Kara cübbeliler Adalet Bakanına bağlı, yeşil cübbeliler Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’na bağlı. Her iki kesim de devlet memuru, devletten maaşını alıyor, devlete hizmet ediyor. Bu ülkede devlet söz konusu olduğun zaman; din, iman, adalet, hukuk durur. Bırakın bunları, akan sular bile durur.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’nun başkanlığında devlete hizmet eden yeşil cübbeli güruhun tanrı adına görevini nasıl yaptığına bir bakalım. Bunlar devlete yaptıkları hizmet karşılığı, birkaç bakanlığın bütçesinden daha fazla pay alırlar. Yılda okunan mevlitlerin gelirini de hesaplarsak, gelirleri ikiye katlanır. Dünyada yaşayan 1,5 milyar Müslümanın 150 bin civarında camisi var. Bu camilerin 100 bini Türkiye’de, yani Ali Bardakoğlu’nun başkanlığını yaptığı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mülkiyetindedir. Yani sahibi Ali Bardakoğludur.
Son 20 yılda, ordu tarafından yakılan 4000 Kürd köyünün en az 3000’inde camiler de beraber yakıldı. Bu camilerin imamları sustu, başkan Ali Bardakoğlu ve selefleri ses çıkarmadı. Yıllardan beri zulüm arşa dayandı, bu kurumdan çıt yok. Olmaz, çünkü zulme uğrayanlar Kürdlerdir. Hani, tanrı insanları biribirini tanısınlar diye kabilelerden yaratmıştı. Ey zalimlerin yaltakçıları, bu mudur tanrı adına görev yapmak?
Biz daha bu yeşil cübbelilerle uğraşırken, şimdi de karşımıza kara cübbeli bir başka grup çıktı. Yeşil cübbelilere kızdığını iddia eden, yargının tepesini işgal etmiş, kendilerini devletin asıl sahibi ve korucusu olarak gören, yeni cübbeli bir grup ortaya çıktı. Kara cübbeliler bu dünyada adalet dağıttığını iddia ediyor, yeşil cübbeliler de ahiret için adalet dağıttıklarını iddia ediyorlar. Haydi, oradan yalancılar, hepiniz de devletin memuru değil misiniz, birbirinizden farkınız yoktur.
21 Mayıs 2008 günü, Yargıtay’ın en tepesinde bulunan 35 kara cübbeli bir muhtıra verdiler. Kısacası, başarısız bir darbe girişiminde bulundular. Hem de Başsavcının açtığı kapatma davasının Anayasa Mahkemesinde olduğu bir sırada. Bunlara göre AKP aldığı oy çoğunluğuna güvenmemesi gerekiyormuş. AB uyum yasaları çerçevesinde, hükümetin hazırladığı yargı reformu taslağını, kendilerine değil de AB komiserine sunmuş. Bunlara bakılırsa yeşil cübbeliler, kara cübbelilere karşı çok büyük suç işlemişler.
Bu adaletin patronlarının nasıl çalıştığına bir göz atalım. Bilindiği gibi Kenan Evren Cuntası Anayasayı rafa kaldırdı. Anayasanın olmadığı süre içerisinde, Yargıtay yüzlerce idam kararını onayladı. Yüz binlerce insanın, milyonlarca hapis cezalarını onayladılar. MHP davasını 10 yıl boyunca ele almadılar. Böylece başta Türkeş olmak üzere 465 MHP’liyi ceza almaktan kurtardılar. Çünkü dava zaman aşımına uğradı. Şahsen benim bir davada İstanbul DGM’nin karara bağladığının üçüncü günü öğleden önce Yargıtay onayladı, öğleden sonra polisler kapıma dayandı. Bu dava başta olmak üzere, 7 davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi benim lehime sonuçlandırdı. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Görüyoruz ki, yüksek yargı çok adil çalışıyor!
Darbe girişiminde bulunan kara cübbeli yargıç takımı suç işlemiştir.
- Anayasanın 138. maddesini ihlal etmişlerdir. Görülmekte olan bir davayı etkilemeye çalışmışlardır.
- AKP’ye oy verenleri küçümsemiş ve halkın iradesine saygısızlık yapmışlardır.
- Meclisin hazırladığı yargı reformu taslağına atfen söylenenler, Meclis iradesine karşı suç işlemişler ve AB’ye düşmanlık yapmışlardır.
- Bu girişim; alenen başarısız bir darbe girişimidir. Darbe girişimi de suç teşkil eder.
Eğer bu olay demokratik bir ülkede olsaydı, bu kara cübbeliler çoktan kodesi boylamışlardı. Ama Türkiye’de hapishaneler sadece yeşil cübbeliler için yapılmıştır. Ayrıca Kasımpaşa’da büyüyen Başbakan Erdoğan’da bunları kodese atacak cesaret olamaz. Arkasında 16,5 milyon oy olsa bile.
Bu kara cübbeli tayfanın asıl rahatsız olduğu konu, AB uyum yasaları çerçevesinde hazırlanan yargı reformu uyum yasaları taslağıdır. Çünkü AB’ye giriş herkesin ezberini bozacaktır. En çok da bu kara cübbeli tayfanın ezberi bozulacaktır. Çünkü bundan sonra, bu kara cübbeli tayfa yukarıda saydığımız, hukuk adına yaptıkları saçmalıkları yapamayacaklardır. Bir yargıcın yasayı beğenme veya beğenmeme diye bir lüksü olamaz. Yargıcın görevi elindeki yasayı uygulamaktır. Yargıçların elindeki yasalar, hala Alman Ticaret, İsviçre Medeni ve İtalya Ceza Yasarlıdır. Bununla da gurur duyuyorlardı. Nasıl oldu da birden bire Avrupa tu kaka oldu? Bunu anlayabilmek için, yargının yukarılarında bir yerlerde olmak gerekiyor.
Bu son Yargıtay olayı da gösterdi ki, Türkiye’de Kemalistler statükonun bozulmasını istemiyorlar. Geçmişte yeşil cübbeli Kemalistler, AB’yi bir Hıristiyan kulübü olarak görüyorlardı, kara cübbeli Kemalistler susuyordu. Şimdi de kara cübbeli Kemalistler, AB’yi emperyalist bir kulüp olarak görüyor. Bu seferde yeşil cübbeliler susuyor. Görülüyor ki, bu danışıklı bir dövüş, bunlara kimse inanmasın. Kavgalarına da alet olmasın. Biri minberinden, diğeri kürsüsünden memnun. Yaptıklarının hesabını soran yoktur. Herkes halinden memnun.
Kara cübbeli takım, günümüzde elit azınlık durumuna düştüler. Bunu hazmedemiyorlar ve asabileşerek sağa, sola saldırıyorlar. Bu akıldışı saldırılar, bunları zor durumda bırakıyor. Geçmişte ordu darbe yapar, emir komuta zinciri içerisinde, bu renkli cübbeliler de, darbecilerin kararlarını kaleme alır ve kürsülerinde okurlardı. ABD’nin desteği olmadan, ordu darbe yapmaktan korkuyor. Bu durumda kara cübbeliler açıkta kalınca asabileşiyorlar. Kendi darbelerini kendileri yapmaya kalkışıyorlar. Hani bunlar, çağdaş medeniyetin takipçileriydi? Demek ki bunun hepsi yalanmış.
Cemal Gürsel Cuntası, elit azınlığın ayrıcalığını pekiştirmek için başta Anayasa olmak üzere bütün yasaları ve uygulamaları buna göre dizayn etti. Ancak günümüzde bu beyhude çabalar boşuna. Dünya değişti, iletişim dünyayı küçülttü. Devletlerin ekonomik ilişkilerinin şekli değişti. Varşova Paktı dağıldı. Buna bağlı olarak bütün dünyada, değişim ve dönüşüm sancıları yaşanırken, bazı kapalı ülkelerin daha da kapanmaya çalışması, onları zor durumda bırakıyor. Bunların başına Türkiye geliyor. Kapalı demokrasiler, demokrasi değildir. İnsan hakları ihlalleri, ülkelerin iç sorunları olmaktan çıktı. Türkiye’deki sermayenin büyük kesiminin sahibi, Müslüman ve Türk değildir. Ayrıca Türkiye 40 yıldan beri AB üyesi olmak istiyor.
İşte bütün kara cübbelilerin bundan haberi yoktur. Ya da işlerine gelmiyor. Bana göre ikincisidir. Çünkü dünyaya paralel olarak, Türkiye’deki değişim ve dönüşüm bunların işine gelmiyor. Türkiye’nin AB üyesi olmasını istemiyor. Eğer Türkiye AB üyesi olursa, bu kara cübbeli azınlık elit, görevini savsaklayamayacak. Siyasal iktidarın çıkardığı yasalara karışamayacak. Devlet adına değil, evrensel hukukun kurallarına göre karar verecek. Kısacası kürsüsünü kötüye kullanamayacak. Kullanırsa da ceza giyecek. Bu muhtıra ile, kara cübbeliler kayıplarının peşine düşmüş. Böylece de yandaş arıyorlar. İlk etapta buldular da. Danıştay, Üniversitelerarası Kurul gibi, diğer azınlık elit kesim de bunları destekledi.
Bizi bu cübbelilerden koru ya rabbi. Bunlara alet olanları bağışla ve bunlara akıl fikir ihsan eyle ya rabbi.
Mayıs 2008
|