Çerkezlerin
anayurdu Kafkasya, yani bugün kü Çeçenistan’dır. Çoğunluğunun Müslüman olması
nedeniyle, sürekli Çar’ın baskısı altında yaşamlarını sürdürüyorlardı.
Çerkezlere karşı en büyük katliam 19. yüzyılın ortalarında oldu. Bu katliamdan
kurtulmaya çalışan Çerkezler; kara ve deniz yolunu kullanmak üzere Osmanlı
topraklarına göç ettiler. Çerkezler bunu, ”büyük göç” olarak adlandırırlar.
Büyük göçle birlikte Mısır, Ürdün, Suriye başta olmak üzere Anadolu’nun her
tarafına yerleştiler.
İslami
geleneklerinden dolayı, sanat alanında olmasa da Osmanlı sarayı başta olmak
üzere, birçok alanda görev yapmış, çok değerli Çerkezler vardır. Bunların
bazıları Osmanlı paşası ve valilik görevlerini başarı ile yürütmüşlerdir. Yine
birçok şair ve yazar Çerkez kökenlidir.
Şu
anda Anadolu’da yaşayan Çerkezler, Çerkezistan’da yaşayan Çerkezlerden daha
fazladır. Amacım burada Çerkez tarihi yazmak değil. Zaten bu benim işim de
değildir. Ben burada, kamuoyunun da çok yakından tanıdığı, Türk ırkçılığı yapan
bazı Çerkezleri yazmaya çalışacağım.
İhsan
Sabri Çağlayangil, cumhuriyetin ilk Çerkez bürokratıdır. Çünkü Mustafa Kemal,
Çerkez Ethem olayından sonra Çerkezlere mesafeliydi.
Çağlayangil
1938 de Malatya Emniyet Müdürü iken Elazığ’a nasıl gittiğini,
uyduruk
bir mahkeme kararıyla Seyid Rıza ve arkadaşlarını nasıl idam ettiğini ve
hala
o ihtiyarın (Seyit Rıza) cesaretine
hayran olduğunu, hatıralarında uzun uzun anlatıyor. Tabii ki, Mustafa Kemal’e
yaranmak için, bunları yapması gerekiyordu. Menderes gelince hemen onunla
birleşti. Uzun yıllar Dışişleri Bakanlığı, Meclis Başkanlığı ve 12 Eylül öncesi
uzun süre vekaleten Cumhurbaşkanlığı görevini yürüttü. Çağlayangil’in en büyük
özelliği, Çerkezleri yeniden Cumhuriyet yönetiminin içerisine çekmesidir. Şu
anda MİT içerisinde güçlü bir Çerkez lobisi vardır. Dışişleri ve orduda da
önemli görevlerde Çerkezler görev yapmaktadır. Doğan Güreş ve Yaşar Büyükanıt
gibi Genelkurmay Başkanlığına kadar yükselmiş olanlar da var.
Uzun
yıllar TİP Genel Başkanlığını yapan Behice Boran da sol gelenekçi birkaç
Çerkezden biridir.
Deniz
Baykal, büyük katliamda dedesi gemiyle kaçıp Antalya’ya gelip yerleşen Çerkez
bir ailenin çocuğudur. Göçmenliğin verdiği korkaklık ve pısırıklığı nedeniyle,
hiçbir zaman CHP içerisinde birinci adam olmayı düşünmedi. 1995’te İnönü’nün
çekilmesiyle Genel Başkan oldu ve hemen Çiller’le koalisyonu bozdu. O zaman
Genelkurmay Başkanı olan Çerkez kökenli Doğan Güreş, Baykal’ı çağırdı ve derhal
hükümeti yeniden kurma emri verdi. Bu arada Baykal’a, Çerkez lobisinin siyasi
lideri olma sözü verdi. Baykal, Genelkurmay Başkanı’ndan bu sözü aldıktan
sonra, CHP’yi Çerkez Halk Partisi’ne dönüştürdü. Şu anda, CHP Haluk Koç, Önder
Sav, Onur Öymen, İnal Batu, Atilla Sav ve Cevdet Selvi gibi Çerkez kökenli
siyasilerin elinde. Baykal’ın listesinden 54 Çerkez parlamentoya girdi.
Baykal,
Çerkezliğine örtü olarak Kürt ve Alevi düşmanlığı yapıyor. Bunu, bir zamanlar;
“ Bizim İstanbul İl Başkanımız Kürt ve Alevi değil” deyip övünç kaynağı
yapıyordu. Baykal da biliyor ki, Türkiye’de Alevi ve Kürt düşmanlığı
yapanların, siyasette yükselmede önlerinde engel kalmıyor. Bu nedenle, “ Vur
abalıya” mantığı Baykal’a doğal geliyor.
Muhsin
Yazıcıoğlu, Sivas Uzunyayla Çerkezlerinden dir. 12 Eylül öncesi, Ülkü Ocakları
Genel Başkanlığı’nı yapıyordu. Yazıcıoğlu da birçok ülkücü gibi, 12 Eylül’den
nasibine düşeni aldı. Yazıcıoğlu, Türk ırkçılığında hep başrolde oynadı. Şu
anda BBP Genel Başkanlığı yapıyor. Ülkücü camianın büyük çoğunluğu Çerkezlerden
oluşuyor. Bunların hepsi yeminli Kürd düşmanıdırlar.
AKP
içerisinde başta Abdullatif Şener olmak üzere, çok sayıda Çerkez kökenli
milletvekili vardır. Bu dönem, parlamentoda 80 civarında Çerkez kökenli
milletvekili bulunmaktadır. Kürd kökenli milletvekillerinden sonra, ikinci
büyük çoğunluğu oluşturuyorlar. Bu sadece Çerkezlerin çabalarından ve
başarılarından kaynaklanmıyor. Aynı zamanda, Baykal’ın Çerkezler için
oluşturduğu siyasi lobiden de kaynaklanıyor. Baykal, sağcıları CHP’ye davet
ederken, diğer partilere oy veren Çerkezleri kast ediyordu.
Ahmet
Necdet Sezer, Çerkez kökenli bir ailenin çocuğudur. Eşi, Bitlisli
Kürümoğuları’ndandır, yani; İnönülerle aynı aşirettendir. Sezer, değişik
yerlerde hâkimlik ve en son da, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı görevinde bulundu.
Şu anda Cumhurbaşkanı’dır. Tam tarafsız olması gereken bir görevdeyken, bazı
açıklamalarında da görüldüğü gibi, tarafsız olduğunu söyleyemeyiz.
Yukarıda
da belirttiğim gibi, İslami gelenekçi bir toplum olduğu için, sanat çevresinde
çok azlar. Mesela, tiyatrocu Pelin Batu veya türkücü Zülfü Livaneli gibi.
Fakat, son zamanlarda bu alanlarda da Çerkez kökenlilere rastlamak mümkün.
Devletin
ekonomik talanlarından köşeyi dönmüş çok az sayıda Çerkez var. Devlet, bunları
da Karadenizli Pontuslar gibi hep kontrol altında tutmuş, sınırı aşmamaları için
dikkatli davranmıştır.
Medyadan
tanıdığımız ve çok önemli işlere imza atmış Çerkezleri unutmayalım. Şaban
Karataş, Halit Kıvanç, Orhan Boran, Hıncal Uluç, Ümit Özdağ ve Taha Akyol
bunlardan bazılarıdır.
Bu
insanlardan çoğunun dedeleri Anadolu’ya geldi. Daha ikinci derecede kan bağı
ile bağlı oldukları akrabaları Çeçenistan’da yaşıyorlar. 15 yıldan beri KGB
eski ajanı Putin bu insanlara kan kusturuyor. Bunların tek günahı Çerkez olmak
ve Ruslarla bir arada yaşamak istemiyor olmaları. Kendi toprakları üzerinde,
bağımsız devletlerinde yaşamak istiyorlar.
Rusya,
bu hakkı başka halklara tanırken, Çerkezlere neden çok görüyor? Acaba Rusya,
Çerkezlerden Çar döneminin intikamını mı alıyor? Çerkezler, 15 yıldan beri
onurlarının mücadelesini veriyorlar. Bedeli çok ağır olsa da, bir gün mutlaka
başaracaklar. Rus zulmü bir gün mutlaka bitecektir. Zalimin zulmü varsa,
mazlumun da ahı vardır. Hz. Ali’nin şu sözü Çeçenistan halkına çok uygun
düşüyor. “Mazlum rızalık göstermezse, zalim zulmünü sürdüremez.” Çeçen halkı da
zulme boyun eğmiyor. Bir gün mutlaka kazanacaklardır. Acaba o gün, Türkiye’deki
akrabaları mahcup olacaklar mı, merak ediyorum?
Ben
bu soruyu neden sordum? Çeçenistan’da akrabalarına karşı olup bitenler için üç
maymunu oynayan bu insanlar, Türk ırkçılığında başrolü oynuyorlar.
Akrabalarınızın yaşadıklarını görmek istemeyebilirsiniz. Hiç olmazsa Türk
ırkçılığı yapmayın. Siz, Rus ırkçılığından kaçtınız, Anadolu’ya geldiniz. Peki,
Anadolu’da binlerce yıldır yerleşik yaşayan Alevi ve Kürdleri nereye göçürmeyi düşünüyorsunuz?
Unutmayın ki, siz Anadolu’nun sadece 150 yıllık misafirisiniz.
Ben
şahsen, Anadolu’daki Çerkezleri, Çeçenistan’daki akrabaları ile ilgili
duruşları, Kürd ve Alevi düşmanlıklarındaki tavırlarından dolayı anlamakta
zorlanıyorum. Acaba Çerkez Türkleri ne düşünüyorlar?
Eylül
2006
|