|
27 Mayıs 2008 günü, Başbakan tayfasıyla Diyarbakır’a çıkarma yaptı. Çantasında da 12,5 Milyar YTL’lik bir yatırım paketi vardı. Başbakan buna, “yüzyılın kardeşlik projesi” diyor. Tam anlamıyla bunun adı desteksiz atmadır. Yahut da atma Recep din kardeşiyiz demek gerekiyor. Kardeşlik projesi mi, yoksa kıtlık projesi mi?
Bir kere Başbakan yeni bir proje ile Diyarbakırlıların huzuruna çıkmadı. Elindeki GAP Projesi’nin tamamlanmayan, yani noksan kalan kısmı idi. Eğer gerçekten Erdoğan elindeki projeyi gerçekleştirecekse, burada devlet yılan hikâyesine dönen GAP Projesini tamamlamaya karar vermiş demektir.
Peki, nedir bu GAP Projesi? Aslında bu proje 1970 yılında, Keban Barajının yapımıyla başladı. Yani neredeyse 40 yıllık bir proje. Turgut Özal, Fırat ve Dicle havzasındaki projeleri birleştirdi. Adına da Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) adını verdi. Bir Japon firmasının hazırladığı bu master plan 1989’da yürürlüğe girdi. Projenin toplam maliyeti 34 milyar dolar. Bugüne kadar harcanan para ise 24 milyar dolardır. Bu projeye göre, Dicle ve Fırat ve bu nehirlere su akıtan çaylar üzerinde toplam 23 büyük ve toplam 123 baraj yapılacak. Yılda 7,5 megavatın üzerinde bir kapasitelik elektrik üretimi öngörülüyordu. Şu anda yılda, 27 milyar kilovat saatlik elektrik üretiliyor. Ayrıca 2,0 milyon hektara yakın arazi sulanacaktır. Elektrik üretecek barajların tamamına yakını bitti. Üretilen elektrik batıya taşınarak batıdaki sanayinin enerji ihtiyacında kullanılıyor. Sulama projesini %20’si kadarı bitirilebildi. Hala 1,6 milyon hektar arazi sulamayı bekliyor. Elektrik üretiminin bölge halkına en ufak bir faydası yoktur. Batını elektriğe olan ihtiyacını karşılamak için devlet alelacele bu kısmı bitirdi. Sulama kısmını görmezden geldi. Yahut da tembel hayvan hızı ile yürüttü. Eğer projenin sulama kısmı biterse 3,8 milyon insan iş bulacak. Ayrıca tarıma dayalı sanayileşme ile bölge hızla kalkınacaktı. Şu anda 1000 dolar civarında olan bölgenin milli geliri 4000 dolar olacaktı. İşte bu yarım kalan eski projeyi Recep, allayıp pullayıp Kürdlere satmaya çalıştı. Onun için “ Atma Recep din kardeşiyiz” diyoruz. Ayrıca bunu tamamlamak senin haddin değil. Bu derin devletin kararıdır. Çünkü 40 yıldan beri senin gibi çok Başbakan geldi, gitti.
Peki, GAP neden bu kadar uzun sürdü? Çünkü derin devlet bitmesini istemiyordu. Bu proje biterse Kürdler kendi tarlalarında çalışırken Kürdçe konuşacaklardı. Ama batıdaki patronları ile Türkçe konuşmak mecburiyetindeler. Böylece Türkçe öğrenmiş olurlar. Ayrıca, batı tarımının ucuz ameleleri Kürdlerdir. Türkiye’de de hala herkesin karnı doyduğuna göre, salla gitsin. Evdeki hesap çarşıya uymadı, kuraklıkla birlikte bütün dünyada yiyecek sıkıntısı başladı ve bunu Türkiye en acı şekilde yaşamaya başladı. Bu nedenle derin devlet, GAP’ın bir an önce bitirilmesine karar verdi. Böylece de dünyadaki iklim değişimi ve kuraklık Kürdlerin işine yaradı. Tabii eğer Recep yalan söylemiyorsa! Ben, bunların Kürdler için hayırlı bir iş yapacaklarına inanmıyorum. Çünkü bunların Kürdler için kafalarında olan şey, Kürdleri bir an önce yok edip bunlardan kurtulmaktır.
Başta TÜSİAD olmak üzere, birçok ekonomi çevreleri GAP için hazırlanan yeni finansman paketinin bütçe dengelerini bozabileceğini söylüyor. Bunlar zaten eskiden beri Türk ekonomisinin sırtında bir kambur olarak görüyorlar. 30 yıldır sürmekte olan savaş için de bakarkör oluyorlar. 1999’da Başbakan Ecevit, “Kürdlere karşı sürdürdüğümüz savaş bize şimdiye kadar 120 milyar dolara mal oldu” açıklamasını yapmıştı. Geçenlerde Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, “şimdiye kadar savaşa 300 milyar dolar para harcadık” diyordu. Bu da neredeyse 10 GAP projesine denk bir harcama. Öyle görülüyor ki bu savaş harcamaları bütçeye zarar vermiyor. Vermez, çünkü anlayışları Kürdsüz bu vatana her şey feda olsun. Bu savaş harcamalarının önemli bir kısmı TÜSİAD üyelerine kazanç olarak döndü. MÜSİAD üyeleri savaş zenginidirler. Yukarı Mezopotamya’da tarlalara döşenecek su kanallarından bunların hiçbir kazancı yoktur. Bu nedenle derin devlet+iş adamları işbirliğiyle GAP’ın projesinin sulama kısmı ertelendi. Peki GAP Projesinin elektrik üreten kısmı bütçenize yük olmadı mı? Bu da tipik Türk işadamlığı riyakârlığıdır. Acaba TÜSİAD ve MÜSİAD üyelerinden kaç kişinin GAP Bölgesinde yatırımı var?
Aslında GAP Projesi 1975 yılında, Keban Barajının üretime başladığı günden beri, kendi kendisini finanse ettiği gibi Türk ekonomisini de önemli ölçüde rahatlatmıştır. Sadece Fırat üzerindeki 5 barajın her biri, 5 milyon ton ham petrole eşdeğer enerji üretiyorlar. Bu enerjinin daha ucuza taşınması ve havayı kirletmemesi de ayrı bir avantaj. Kısacası, bu 5 büyük barajın ürettiği elektriği üretebilmek için yılda 25 milyon ton ham petrol kullanmak gerekiyor. Bunu 125 milyon varil ham petrol, çarpı 130 dolar olarak hesapladığımızda 16 milyar dolara eşdeğer döviz demek
Diğer faaliyetteki elektrik üreten barajlarla birlikte, tahminen yıllık 20 milyar dolarlık ham petrole eşdeğer bir enerji üretiliyor. Bunu üretime katkısını bire-beş hesaplarsak, bu da 100 milyar dolar ekonomik katkıdır. Bunu görmemek için ya kör ya da Türk iş adamı olmak lazım. Anladın mı TÜSİAD Başkanı Sayın Arzuhan Doğan Yalçın hanımefendi? Yani GAP Türk ekonomisinin sırtında bir kambur değil, lokomotif gücüdür. Bu proje yıllardan beri kendi kendisini finanse ettiği gibi, Türk ekonomisinin ve Türk-Kürd savaşının da finans kaynağı oldu. Derin devletin, iş adamlarının ve hükümetlerin gerçeği bu. Recep’in de gerçeği budur. Diyarbakır’da söylediklerinin hepsi bu gerçeğin içinde gizlidir.
Çok şükür ki kuraklık oldu, kıtlık korkusundan GAP bunların aklına geldi demiyoruz. İnşallah bu proje bitene kadar kuraklık devam eder. Çünkü ben hala, bunların bu projeyi bitireceklerine inanamıyorum. Bunların tanrı korkusu yoktur, kuraklık ve kıtlık korkusu var. Onun için kuraklığın devam etmesini istiyorum.
GAP Projesi kapsamında sulanacak alan, on Çukurova büyüklüğündedir. Neredeyse Hollanda büyüklüğündedir. Bugün Hollanda iklim özelliklerine rağmen, dünyanın en önemli tarım ve tarıma dayalı sanayi ülkesidir. Kısa sürede Yukarı Mezopotamyada on tane Çukurova’yı düşünüyorum da, matematiğini hesaplayamıyorum. Bunu siz değerli okuyuculara bırakıyorum. Bölgede tarım ve tarıma dayalı sanayileşmede hızlı bir gelişme olacaktır. Çalıştıranı Kürd ve çalışanı Kürd olacaktır. Kürdler macir işçi durumuna düşmeden iş bulabileceklerdir. Böylece de kendi sosyal ve toplumsal değerlerini koruyabileceklerdir. Kürd asimilasyonu kısmen de olsa engellenmiş olacaktır. Sulama ile birlikte kazançta bir atma ve artık değer oluşacaktır. Bu artık değer yerinde yatırımlara dönüşecek üreteniyle, pazarlayanıyla bir Kürd burjuvası oluşacak. Bunların hepsi de ulusallaşmayı körükleyecek. Ben diyorum ki kuraklık, Allahın Kürdlere bir ihsanıdır. Yoksa yukarıda saydığım nedenlerden dolayı, Türk devleti asla GAP’ı bitirmeyi düşünmediği gibi düşünenlere de karşı çıkardı.
Başbakan Erdoğan, Kayserilinin eşeğini boyayıp sahibine sattığı gibi, eski GAP Projesini alladı pulladı, Diyarbakırlılara satmaya kalkıştı. Bunu her kör görüyor. Her şeye rağmen, GAP’ı bitirmeye çalışanları kutluyorum. Samimi olmalarını diliyorum. Kürd halkına hayırlı olsun diyorum.
Haziran 2008 |