|
|
 |
 |
Serpêhatîyên min... |
Rojek xortek diçe Cizîra Botan û di rê da digîje kalek. Kalo jî diçe Cizîra Botan. Ji bo di rê da sihbetek dilxweş bikin, zilamê xort ji kalê rî sipî ra dibêje.
- Kalê delal her yek ji me serpêhatîyek xwe qise bike ku rêwengîya me zû derbaz bibe. Ji bo jîyanek te dirêj heye, niha serpêhatîyên te gelek in, dirêj û ecêbin, ewil ezê serpêhatîyek xwe qise bikim û paşî jî tu qise bike. Xortê qenc destpêdike serpêhatîya xwe qise dike. Serpêhatîya xort gelek dijwar, xemgin, bi dert, elem û dirêj e.
|
|
| Kazim Özdemir |
|
|
 |
 |
Dersim’de Bir Ulusal/Etnik Örgütlenme |
C. Erdönmez ve benzeri resmi ideolojiye yakın duran araştırmacılar, Dersim bölgesinde ortaya çıkan tüm eylemleri „eşkıyalık hareketleri“ olarak nitelendirip, bunların „etnik ve siyasi talepler içermediğini“ savunsalar da, bu iddia tarihsel ve toplumsal gerçekliklerle bağdaşmamaktadır. Aşağıda değişik boyutlarıyla aktaracağımız „Milli Kurtuluş İçin Ermeni ve Kürt Komitesi“ örgütlenmesi, bunun çarpıcı örneklerinden olduğu gibi, sonraki gelişmelerin de önemli bir habercisi niteliğindedir. |
|
| Mehmet Bayrak |
|
|
 |
 |
Osmanlı Cumhuriyeti - I |
Kamuoyunda konuşulan ve anlatılan, fakat gerçekle alakası olmayan birkaç konunun altını çizerek asıl konuya geçmekte fayda görüyorum. Öncelikle; Osmanlı Türk değil, Afgancanın darice şivesini konuşan Afgan bir ailedir. Osmanlı hiçbir zaman şeriat yönetimini benimsemedi. Halife ve Şeyhülislamlık kurumları din adına değil, padişah adına fetva veriyorlardı. İlk Osmanlı padişahı Osman Gazi’nin dışında bütün padişah anaları, Avrupalı bir hristiyandı. Ayrıca saray yönetimi Hıristiyanlardan oluşuyordu. |
|
| İbrahim Aksoy |
|
|
 |
 |
Uygarlığın eksik ritmi! |
İnsanlığın uygarlaşma serüveni ile iktidarın oluşum sürecinin özdeşliğini ve üretim araçlarına sahip olanların bir cinsi (kadını) ve bir sınıfı (mülksüzleri) baskı altına alarak iktidarının pekiştirilmesini, üretim ilişkilerinin değişimi açısından incelenerek, bunun inanç sistemindeki değişikliklerle nasıl yedeklenip, cins ve sınıf ayrımının kökleştiğinin, zorun ve devletin ortaya çıkışının tarihsel anlatımı olan Pervin Erbil’in Kibele’den Pandora’ya Kadının Tarihsel Yenilgisi , sadece kadının tarihsel yenilgisi değil, mülksüz sınıfların yenilgisinin de tarihsel arka planının özlü bir açıklanmasıdır. |
|
| Sait Cetinoglu |
|
|
 |
 |
Devrim hayaliyle yola çıkan 78 kuşağının öyküs: Tuzağa Düşen Masumiyet |
…Ve koşullar olgunlaştığında 12 Eylül 1980’de düğmeye bastı darbeciler. Yüz binlerce insan kışlalara dolduruldu. İnsanlar hapishanelerde çürütüldü, sakat bırakıldı. On binlerce insan yurt dışına kaçtı, bir o kadarı işinden oldu. İşkence, baskı, gözaltında kayıplar başını alıp gitti. İnsanlar baskıları protesto etmek için kendilerini diri diri yaktı hapishanelerde. Her türden muhalefet acımasızca ezildi. Koca ülke bir hapishaneye çevrildi. |
|
| Özgür Karakaya |
|
|
 |
 |
Ahmet Altan |
Tarihte de bilinir ki, karanlığa yelken açan her toplum, öncelikle vicdanı olan aydınları susturmakla, onları yok etmekle işe başlamışlardır..
Dünün Fransası, Ortadoğu‘da, özellikle Cezayir’de insanlık suçunu işlerken, kendisine ortak olmayan Sartre ile uğraşmıştır... Türkiye Cumhuryeti ise, Fransa’nın bir asır önce Sartre’ye yaptığını, 21. Yüzyılda, yani bugün Ahmet Altan’a yapmaktadır... O, Ahmet Altan gibi bir vicdana sahip olma yerine, vicdansız kalmayı tercih etmektedir... |
|
| Ikram Oguz |
|
|
 |
 |
Orgeneral Yaşar Büyükanıt'a... |
Düşmanlardan ve düşmanlıklardan çekinmeyiz.
Ama isteriz ki dostlarımızla olduğu gibi "düşmanlarımızla" da övünebilelim.
Bu övünmeyi bize bağışlayacak tek şey onların dürüstlüğüdür.
Ama tabii şunu da düşünmüyor değiliz...
Dürüst olsalar niye gerçekleri açıklayan birine düşman olsunlar ki?
|
|
| Ahmet Altan |
|
 |
 |
Düşlerden Düş |
Bir nehrin kıvrımında düşlerken kendimi;ve seni taze çayırların, çiçeklerin sarhoşluğuna kaptırırken bu düşte, sen sus makamında bir bakış atarken, aklıma yerli yersiz, on iki-on üç yaşlarında bir çocuğun ortaokul döneminde yaşadığı bir an’ı anlatan bir kitabın bir bölümü geliyor. ’’Cemseler kalmış aklında. Sokaklarda ağır tekerlekleriyle dolaşan cemseler…Üstü branda bezleriyle örtülü…cemseler geçiyor sokaklardan branda bezlerinin altında kimler var bilinmeden…cemseler geçiyor hepsi yüklü…’’ |
|
| Lokman Ötün |
|
|
 |
 |
Barışa giden yol |
Herkesin, her kesimin kendine göre bir barış anlayışının olması doğal. Bu konumlanışa, bakış açısına, tutulan safa göre değişkenlik gösterir.
Kimileri, Kürtlerin sessiz-sedasız hallerine razı olmalarında, statükonun devamında bulur barışı. Böyleleri Kürtlerin TC’ye başkaldırmalarıyla, onun hışmına uğradıklarını, direnişten vazgeçilmesiyle barışçıl bir ortama geçileceğini vaaz eder durur ve suçu Kürtlerde bulurlar. |
|
| Memo Sahin |
|
|
 |
 |
Romanek Derengmayî : Payiza Dereng |
Ya rast, zûda min qerar da bu ku ez raya xwe li ser Romana têkûs a Rêzdar FIRAT CEWERÎ, PAYÎZA DERENG binivsînim. Lewra roja ku kîtêb çap bu derkete firotinê, min ji wê rojê ve, kitêbê kirîbu u pêre jî, bi yek nefesek xwendibu. Lê, mecal peyda ne bibu ku ez raya xwe binivsînim.. Ta ku wergera Romanê bi Tûrkî çê bu u ev Romana xweşik, wekî perûyek gîranbiha geyîşte destê xwendevanên Tûrk. Min dît ku, êdî , ez nikarim zêdetir xwe ragrim, min cehd kir, da ku , derheqê Romanê de, raya xwe binivsînim.
|
|
| Latif Epözdemir |
|
|
 |
 |
Kırmızı Yanlışlarımı Çok Severim* |
1921'de yaşanan ağır yenilgi siyasal ve ideolojik bir yenilgidir. Ve bu yenilginin sorumluluğu tamamen Mustafa Suphi'ye ve onun önderi olduğu TKP'ye aittir.” (s 95) Suphi’lerin Ankara’yı yanlış tahlil etmeleri ve Sovyet yöneticilerinin Ankara’ya reel-politik perspektifinden bakışları Türkiye sol hareketine bir ideolojik körlük virüsü olarak bulaşmıştır. Şayet, Mustafa Suphi’nin yolculuğu Trabzon’da noktalanmayıp Ankara’ya kadar uzansaydı Suphi’ler hayatta kalabilirlerdi ancak devrimci hareket adına netice değişmezdi. |
|
| Sait Cetinoglu |
|
|
 |
 |
Hayat riya üzerinde gezinmektedir yada bütün renklerin renksizliğine dair. |
Renklerine tutunmak istedim evrenin, akşamüstü;
Mora çaldı deniz,
Dalgalar şarap rengine dönüştü…
Gökte güneş kendi ölümünü müjdeledi
Ve kızıla döndü gökyüzü…
Bense aşka dair bir şarkıyı mırıldandım bu gece
Ve her daim,
(akşam renklerinin cümbüşü içinde olmayan bir
rengin şarkısını mırıldandığımdan olsa gerek)
Evren bana küstü… |
|
| Can Kaygusuz |
|
|
 |
 |
Yol bilenin rolü |
Tarih bilimi ;doğada ve toplumdaki tüm yaşam süreçlerini izleyerek , kaydederek kendinden önce açıklanmamış süreçleri de açıklayarak yoluna devam eder. Kısaca tarih toplumsal yaşamın bir sonucu, yada kendisidir. Bu anlamda insanlar tarihin tek yazıcılarıdır. Yani tarihin nesnesi olarak aynı zamanda tarihin yaratıcısı ve sonuçta yazıcılarıdır. Ancak bu durum Kürtler için söz konusu olmamıştır. Tarihin öznesi olamayan Kürtler tarihlerinin yazımını üstlenememişlerdir. |
|
| Kendal Dogan |
|
|
 |
 |
Gera Bush li Rojhilata Navîn |
Serokê dewleta Amerika Yekbûyî (AY) birêz Gerorg Bush beriya ccend rojan li Rojhilata Navîn geriya û serdana ccend dewletên vê herêmê kir. Lê gera serok Bush pêvajoya assitîyê li Rojhilata Navîn gaveke biccûk be jî pêss ve nebir. Berajovê wê dubendî xiste nava ereb û cihûyan. Dema meriv bi ccavên Îsraîl û bi ccavên dewletên ereban li vê gerê dimêhêzîne, bi rastî jî serok Bush jî giranîya xwe dide ser dewleta Îsraîl û jê razîbûna xwe jê vê dewletê re esskere dike.
|
|
| Ramazan Altintas |
|
|
 | |