Daha çok Türk işadamı ve firmasını Kürdistan bölgesinde görmek istediklerini belirten Kürdistan Parlamentosu Başkanı Adnan Müfti, bölgede yatırımların genişletilmesi, Türkiye kamuoyunun Kürtlere karşı tutumunu değiştirmesinde önemli bir adım olacağını savundu. 
"Kürdistan Birlik Hükümeti, halka geniş özgürlükler tanıyor"
* Sayın Adnan Müfti, Kürt halkının büyük özlemi olan Kürdistan Bölgesi'nin her iki yönetimi birleşti. Bu birlik Hükümeti, halkın istek ve taleplerine cevap olabilecek mi ?
Adnan Müfti-Bu birleşme, Kürdistan Halk topluluklarının büyük bir özlemiydi. Bizlerde, birleşme konusunda Halkımıza vaadler verdik ve KYB-KDP olarak bunun gerçekleştirmesinin arayışları içerisine girdik. Ayrıca Kürdistan Parlamentosu da ciddi bir şekilde Halkımızın bu isteğinin yerine getirilmesi için çaba sarfetti. Sonuçta, halkımızı umutsuzluğa doğru götüren iki yönetimin birleşmesi sağlandı. Böylece iki yönetim sisteminden kurtulmuş olduk. Artık bizim ortak bir Hükümetimizin olduğuna göre, bu hükümet;Kürdistan Halk toplumunun istek ve taleplerini yerine getirme, Halkın çıkarına olan özgürlüklerin genişletilmesi ve yasaların çıkarılması konusunda pozitif etkisi olacağına inanıyorum. Bu birleşme, Kürdistan Parlamentosunun yolsuzluklarla mücadele konusunda Hükümete daha aktif destek vermesini sağlayacaktır.
Önemli olan diğer bir konu da, iki yönetimin birleşmesi ve tek Hükümetimizin oluşu askeri, ekonomik, toplumsal ve diğer tüm alanlarda büyük gelişmelere vesile olacağına inanıyoruz. Birlik Hükümetimiz; Kürdistan Bölgesi dışında kalan Kerkük, Xanekin ve diğer alanlarla ilgili 140. maddenin uygulanmaya konulması, bu bölgelerin Kürdistan Bölgesi’ne bağlanması konusunda Bağdat’taki temsilcilerimiz, Irak Parlamentosu’ndaki Kürdistan ittifak Listesi, Devlet Başkanı ve bakan arkadaşlarımızla beraber siyasi taraflar arasında sürdürülen tartışma ve toplantılarda Kürdistan Siyasi iradesini daha da güçlü kılarak olumlu bir etkisi olacaktır. .
Kürdistan Bölge Anayasa'sında Türkmen Realitesi
*Sayın Adnan Müfti, 140. maddenin uygulamasından söz ettiniz. Ancak, Irak Türkmen Cephesi ve diğer bazı siyasi oluşumlarda söz konusu maddenin uygulanmasına karşı çıkıyorlar. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Adnan Müfti-Gerek Türkmen Cephesi gerekse diğer siyasi oluşumların dediğiyle olmayacak. lrak halklarının onayladığı bir Anayasa var. Hepimizin oy verdiği bu Anayasa'da Kerkük ve diğer sorunlu bölgelerin çözümünü öngören bir madde yer alıyor. lrak Daimi Anayasa'sında 140. madde olarak yer alan bu maddenin uygulanmaya konularak bölge normal haline kavuştuğu andan itibaren ilk önce nüfus sayımı yapılacak ve daha sonra referanduma gidilecek. O zaman halk ne istiyorsa ona göre haraket edilecek. Sözü ettiğiniz Türkmenler, Kerkük’ün kendi başına federal bir bölge olmasını istiyorlar, tabiki bu olamaz. Çünkü Anayasa da böyle bir şeyden bahs edilmiyor. Ancak 140. madde uygulanmaya konulduktan sonra Kerkük halkı bunu istiyorsa buda onların hakkıdır.
*ABD önderliğinde Koalisyon Güçlerinin Irak’a müdahalesi sırasında özellikle Türk ve Arap medyası, Türkmenler’in Kürtler tarafından katledildiği ve yerlerinden sürüldüğü iddia ediliyordu. Ancak seçimlerden sonra Kürdistan Parlamentosu’nda Türkmen temsilcilerini görüyoruz. Þunu sormak istiyorum, Kürdistan bölgesinde Türkmenlerin statüsü nedir ve kendilerini özgürce ifade edebiliyorlar mı?
Adnan Müfti-Her şeyden önce Türkmenler kardeşimiz ve kendilerini Kürdistanlı olarak gördüğümüzü tekrarlıyoruz. Ayrıca Türkmenlerle asırlardır bir arada yaşıyoruz. Onların da siyasi, ulusal, toplumsal ve kültürel haklar gibi taleplerde bulunmaları doğal haklarıdır.
1991 bahar ayaklanması sonrası seçimlerle kurulan Kürdistan Bölge Hükümeti'nin Türkmen, Asuri ve Keldanilere tanıdığı hak ve özgürlükler, Baas rejimi döneminde verilen haklardan çok daha fazladır. Bunların Kürdistan'da yasal Parti merkezleri ve Büroları, Televizyon kanalları, radyo istasyonları, günlük gazete ve dergileri var. Baas döneminde bu tür şeyler söz konusu bile olamazdı. Kürdistan bölgesinde yapılan ilk seçimlere Türkmenlerin de katılmasını sağladık. Ne yazıkki, katılım oranları çok düşüktü. Son yapılan seçimlerde Kerkük’teki Türkmenler değil de diğer illerdeki ve özellikle Hewlér’deki Türkmenlerin Kürdistan Parlamentosu’nda dört temsilcisi bulunuyor.
Eğer, 140. madde uygulamaya konulup Kerkük kenti Kürdistan Bölgesi’ne bağlanırsa, Kerkük’teki Türkmenlerin de haklarını savunacağız. Türkmenlerin Kürtlerin yanında yer almaları kendilerinin çıkarınadır. Çünkü Kürdistan’da Kürtlerden sonra ikinci Ulus statüleri olacaktır. Eğer, Irak’a bağlı olarak kalmalarını istiyorlarsa o zaman üçüncü ulus konumları olacaktır.
Su an hazırlıklarını yaptığımız Kürdistan Bölge Anayasa'sında Türkmen ulusu dışında, Kürdistan Bölgesi’nde yaşayan diğer etnik grupların hakları da yer alıyor. . Bize göre herhangi bir yerde kent, kasaba, veya Bölge olsun, işlerin daha iyi bir şekilde yürütülebilmesi için çoğunluğu oluşturan kesimin orayı yönetmesini savunuyoruz.
"Kürdistan'daki gelişmeler dostlarımızın gözlerini kamaştırıyor"
*Geçtiğimiz günlerde Kürdistan Bölgesini ziyaret eden, Sosyalist International, Kürt Çalışma grubuyla bir dizi toplantılar düzenledi. Sosyalist International'in Kürdistan'da toplanmasının sizin açınızdan anlam ve önemi nedir?
Adnan Müfti-Yıllardır, bir çok Kürt siyasi partisinin Sosyalist International’la ilişkileri var. Bunlardan KYB, KDP, ÝKDP ve Türkiye’den bazı siyasi partiler. Tabiki bunlardan bazıları gözlemci konumunda Sosyalist International’da yer alıyorlar ama KYB bu süreci aşarak, bir kaç ay önce bu örgütün üyesi oldu. Sosyalist International, grubu bulunan diğer tüm ülkelerde olduğu gibi bu sefer de demokrasi, barış ve Ýnsan hakları için mücadele eden Kürt halkına desteklerini sunmak amacıyla Kürt grubuyla görüş alış verişinde bulunmak üzere Kürdistan Bölgesini uygun gördüler. Yapılan toplantılarda Sosyalist International heyeti Kürt halkına ve Irak halklarına yardım eli uzatmak istediklerini ve Kerkük meselesinin de kendileri için çok önemli olduğunu, eğer kendilerinden yardım istense Kerkük’le ilgili 140. maddenin uygulanmaya konulması için yardım etmeye hazır olduklarını da önemle vurguladılar. Bu da bizim için büyük anlam ve önem arzetmektedir.
*Yapılan görüşmelerde sadece Irak Kürtleriyle ilgili konular mı , yoksa tüm Kürtleri ilgilendiren konular mı ele alındı ?
Adnan Müfti-Hayır sadece Irak Kürtlerini değil, Kürt halkını ilgilendiren konular ele alındı. Gerek Türkiye’deki Kürtler, gerekse de Ýran ve başka yerlerde bulunan Kürtlerle ilgili konular üzerinde duruldu.
*Sosyalist International heyetinin hemen ardında 6 kişilik ABD Kongresi üyelerinden oluşan bir heyette Kürdistan Bölgesini ziyaret etti. Amerikan heyeti, Kürdistan Bölge Başkanı ve Sizle de bir araya geldi. Bu heyetin Kürdistan ziyaretini nasıl değerlendiriyor sunuz?
Adnan Müfti-Evet, önemli şahsiyetlerin içinde yer aldığı ABD Kongresi’nden bir heyet Kürdistan’ı ziyaret etti. Heyet Demokrat ve Muhafazakar Partilerden oluşuyordu. Bu da Kürt halkının ABD, Sosyalist International ve Avrupa’yla ilişkilerinin ileriye dönük olarak geliştiğini gösteriyor. Þu anda Kürt sorunu Uluslararası alanda bir realite olmuştur. Herkesin ilgi odağı haline gelmiş. Ayrıca Kürt halkının Irak’ta oynadığı rol, herkesin ve özellikle dostlarımızın takdir ettiği bir durumdur. Diğer bir konu da hiç kimseden yardım beklemeden Peşmerge Kuvvetleri, Güvenlik güçleri ve kendi irademize güvenerek Kürdistan Bölgesi’nde güvenliğin sağlanması, özgürlüklerin genişletilmesi ve demokrasinin yerleşmesi gibi konular da söz konusu heyetlerin büyük ilgisini toplamıştır. Koşullar eskisi gibi değil, geçmişte bizleri tanımayan, hatta haklarımızı ihlal edenler bile oldu. Ancak şu an Kürdistan yasallaşmış durumda. Irak’ta Uluslararası standartlarına göre Birleşmiş Milletler(BM) gözetiminde seçimler yapılarak, Irak Parlamentosu kuruldu. BM tarafından Irak Parlamentosu tanınıyorsa Kürdistan Bölgesi’de yasal olarak tanınıyor demektir. Bundan dolayı ABD Kongresi heyeti Irak’ı ziyaret ederken, resmi temaslarını Kürdistan’dan başlattı. Heyet daha sonra Bağdat’a geçti.
*ABD heyeti, temasları sırasında, Kürt Halkına destek sunmak amacıyla Kürdistan bölgesini ziyaret ettiklerini açıkladı. Sayın Başkan, Amerikalılar hangi alanda Kürtlere destek vermek istiyorlar?
Adnan Müfti-Kürt Halkına verecekleri destek tüm konuları kapsıyor. Ama her şeyden önce siyasi ve okonomik konuları kapsıyor. Ancak bilindiği gibi şu anda ABD’nin 130 binden fazla askeri Irak’ta bulunmakta, demekki askeri konuları da kapsıyor. Kürtler olmadan demokratik bir Irak’ın kurulmasının mümkün olmadığını düşünüyorlar. Bundan dolayı Kürtlerin görüşü onlar için çok önemli. Ayrıca Kürt siyasi liderliğinin doğru bir politika izlediklerinden dolayı mutlu olduklarını ifade ediyorlar. Kürdistan bölgesini ziyaret eden Amerika ve diğer yabancı heyetler, kendilerini Kürt dostu olarak görüyor ve Kürt halkına yardım etmek istediklerini vurguluyorlar. Bilindiği gibi ABD’de Kongre'nin büyük bir etkinliği var. Gerek siyasi gerek ekonomik gereksede askeri konularda Kongrenin onayı olmadan ABD’de siyasi kararlar alınamıyor. Bundan dolayı ABD Kongresi Irak gibi ülkelerdeki gelişmeleri yakından izlemek amacıyla ara sıra kendi temsilcilerini gönderiyor. Kongre heyeti de Irak ve Kürdistan’da gelişmeleri yakından gözlemlemek ve var olan olumlu veye olumsuz koşulları rapor etmek üzere böyle bir ziyaret gerçekleştirdiler. Hazırlayacakları raporda Kürdistan hakkında iyi şeyler yazacaklarına inanıyorum.
"Türkiye sonuna kadar Kürt sorununun çözümsüzlüğünde ısrar edemez"
*Son zamanlarda Türkiye yine PKK’yi bahane ederek, Irak sınırına askeri güç kaydırdı ve bölgeye askeri operasyonlar düzenledi. Düzenlenen bu operasyonlarda halk maddi ve manevi zarara uğradı ve bazı siviller de yaralandı. Türk ordusunun bu askeri hareketliliği Kürdistan Bölgesi üzerinde bir tehdit unsuru olabilir mi?
Adnan Müfti-Bana göre bir tehdit olarak algılanmamalı, ancak sınıra askeri yığınaklara da gerek yok. Çünkü sorunun askeri yollarla çözülmesi imkansız. Sınırların ihlali konusu Irak hükümetinin sorumluluğu altındadır ve aynı zaman da, Kürdistan Bölgesi de Irak ve Amarikan'ın sorumluluğu altındadır. Bundan dolayı Türkiye’nin PKK’yi bahane ederek Irak Kürdistan Bölgesi’ne gireceğine inanmıyorum. Çünkü hassas bir konu olmakla beraber ne Irak Hükümeti, nede Amerika’nın bunu kabul edeceğini zanetmiyorum. Türkiye ve PKK arasında 25 yıldır yaşanan çatışmalar iki tarafa da yarar sağlamadığı gibi, bu çatışmaların sürdürülmesi ne Kürt halkını bitirir nede hedefine ulaştırır. En iyi seçenek, diyalog yolunun seçilmesidir, çünkü bilim çağında yaşıyoruz ve her kesim yada tarafın bu gerçeği anlaması görmesi gerekir. Türkiye de sonuna kadar Kürt Halkının haklarının verilmemesinde ısrar edemez. Fakat bunları söylerken Türkiye’nin içişlerine karışma gibi bir niyetimiz yoktur. Fakat bu insani sorunun diyalog yoluyla çözüme kavuşturulması hem Türklerin hemde Kürtlerin yararına olacağına inanıyoruz.
*Kürdistan Bölgesi ile komşu ülkeler arasındaki ilişkiler konusunda özellikle Türk basınındaki bazı etkin simalar Hükümetlerinin artık resmi olarak Kürdistan Bölgesi’yle siyasi ve ekonomik konularda diyaloga geçmesini öneriyorlar. Siz Kürdistan Parlamentosu olarak komşu ülkelerle özellile de Türkiye’yle ilişkilerinizin geliştirilmesinde geleceğe yönelik bir konseptiniz varmı?
Adnan Müfti- Biz iki tarafın çıkarlarını göz önünde bulundurularak hiç bir tarafın diğerinin çıkarlarını zedelemeden, Türkiye, Ýran ve diğer devletlerle de ilişkilerin geliştirilmesinden yanayız. Ekonomik açıdan Irak ve Kürdistan’ın yapılanmasında Türkiye’nin katkı sağlamasının önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü ekonomik çıkarları burda söz konusu olduğu zaman siyasetleri üzerine de pozitif etkisi olacaktır. Türk firmalarının da diğer yabancılar gibi bölgemizde yatırım yapmaları bizi sevindirecektir ve aynı zamanda Türk kamuoyunun Kürtlere karşı tutumunu değiştirmesinde önemli bir adım olacaktır. Söz konusu geliştirilecek ilişkilerin her iki halkın çıkarına olan karşılıklı anlayış ve birbirlerinin haklarına saygı gösterilmesi temelinde olmalıdır.