|
|
 |
 |
Demokratik Toplum Kongresi ve Özerk Kürdistan |
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ‘tek dil, tek mezhep, tek din ve tek millet dayatmasına’ hayır diyor ve ‘Kürt sorununun çözümünde ekonomik, siyasal ve kültürel hakların kollektif kullanımını esas alır’ diyerek temel hakların salt bireysel bazda kullanımını redediyor. Yine Kürdistan’ın tüm parçalarını kapsayan ortak bir strateji belirlenmesinin önemine vurgu yapılıyor. Ve yürütmeyi ilgilendiren konularda pratik adımlar atmak amacıyla bir Daimi Meclis, yani bir yürütme organı öngörülüyor. |
|
| Memo Sahin |
|
|
 |
 |
Kürdler bakarken olmaz |
Son günlerde bütün gözler Kürd sorununa odaklandı, acaba hükümet Kürd sorununu çözecek mi, sorusunu birbirine sormaya başladı. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Kürd sorunu hükümetin değil, Devletin sorunudur. Devletin rızası olmadan, hiçbir hükümet bunun lafını bile edemez. Onun için yanlış yerde beklenti içerisinde olmamak gerekiyor. Kürd sorunu 1924 Anayasası ile başladı, hazırlanan onlarca rapordan sonra, Şark Islahat Planı ile vücut buldu. İşte devletin inkar ve imha planı bu plandır. Bu planı 1925 yılından beri, TSK eksiksiz ve kesintisiz uygulamaktadır. |
|
| İbrahim Aksoy |
|
|
 |
 |
Rojin ve Mardin Korosu |
Rojin ve korosundan tedirgin olanlar sadece bu çevreler değildi. Mesela Mardin’in çok kültürlü, çok dilli, çok dinli yapısını ehlileştirmek, böylece hayatı belirleyen bir nehir olmaktan çıkarıp, müzede sergilenecek kuru bir “zenginliğe” indirgemek isteyen yöneticiler de tedirgin oldular onlardan. Bir de, Rojin’e TRT Şeş serüveninden dolayı kızanlar vardı. Mardin Korosu’na en çok destek vermesi beklenen o çevreler, hem kurumsal hem de bireysel düzlemde onlara tepki göstermekten sakınmadılar. |
|
| Mithat Sancar |
|
|
 |
 |
| Osmanlı Fetvalarında Kizilbaş/ Alevi Düşmanlığı |
Geçmişten günümüze bir düşmanlık aracı olarak din
Tarih boyunca feodalizme ve despotizme kitle tabanı yaratılmaya ve karabaskı yönetimlerine sağlam temeller bulunmaya çalışılırken, en çok kullanılan araçlardan biri mezhepler ve dinler, daha geniş bir söyleyişle inanç sistemleri olmuştur. Sınıflı toplumlarda dinsel inançlara damgalarını vuran ve dinsel inançlara kendi çıkarları doğrultusunda bir içerik kazandıran egemen çevreler; hemen her çağda ve dünyanın her yerinde bu kurumları kendi sınıfsal ve zümresel çıkarları için kullanmışlardır. |
|
| Mehmet Bayrak |
|
|
 |
 |
| Demokrasi sadece seçme ve seçilme hakkından ibaret midir?. |
Demokrasi bir kurallar rejimidir. Eğer bir ülkede demokrasinin evrensel kuralları gerek yöneten ve gerekse yönetilenler tarafından içselleştirilip o kurallar bir yaşam biçimine dönüştürülmez ise, o ülke bir dönemin Malazgirt’ine, yönetenler de Malazgirtli şöföre benzerler.
Malazgirtli şöförün hikayesine gelince, hikaye şöyle: Malazgirt’in bir köyünde yaşayan bir köylü, hastalanınca tedavi maksadıyla Istanbul’a getiriliyor. Taksim Ilk Yardım Hastahanesine yatırılan hasta bir süre sonra vefat eder... |
|
| Firat Aras |
|
|
 |
 |
| Dadigeha Gel: |
| Dadgehên gel (mehkemeyên xelk) li vê qempê jî hat vekirin. Ev şagirtê min ku di sê salan da peyvek fêr nebû û digot ku di nav 3 heyvan da hertişt fêrdibe, li qempa Norddeichê bû sevcîyê dadgeha gel. Wisa xûyan dikir ku ez mamostek qenc nebûm û min nikaribû vî şagirrtî fêrî tiştek bikir. Çewan ev şagirt digot ku di 3 heyvan da her tişt li qempê fêrdibe, wek gotina vî derket û di nav sê heyvan da her tişt fêr bû, hiqûqê jî qedand bû savcîyê dadgeha gel. |
|
| Kazim Özdemir |
|
|
 |
 |
Anlamaya Çalışmak Yada Anlamış Gibi Yapmak |
| Hegel der ki: tarihten tek bir şey öğrenilir, o da tarihten hiç bir şeyin öğrenilmediği öğrenilir. Amerikalıların da buna benzer bir deyimleri vardır, onlar da der ki: Tarihten hiç bir şey öğrenmeyenin cezası, onu tekrarlamaktır. Bence tarihten ders almamız yada onu öğrenmemiz şüphesiz gereklidir. Ama soru şudur; Tarihten neyi öğrenelim?
Siyasette bir söz vardır sık sık tekrarlanır. Mümkün olmayanı mümkün kılmak, gibi. |
|
| Ramazan Altintas |
|
|
 |
 |
Siz olsaydınız ne yapardınız. ? |
| Tarih boyunca her zaman ulusal-demokratik ve insani haklarımızın barış ve özgürlük çerçevesinde bize tanınmasını bekledik durduk. Ancak hiçbir zaman en ufak insani ve demokratik talebimize dahi barışçıl bir eda ve hoşgörü ile yanaşılmadı. Çaresiz silaha sarılıp direnmek zorunda kaldık. Silahlı yöntem sizin üstün olacağınız bir alandı. Bizi hep o mindere yani sizin galip geleceğiniz mindere çekip bizimle güçlü olduğunuz zeminlerde vuruştunuz. Bu nedenle ülkemiz hep kanlı çatışmalara sahne oldu. |
|
| Latif Epözdemir |
|
|
 |
 |
Pivana mezintayîyê çîye? |
Gelo ji bo mezintayîyê mal û milk, an jî hêz û qudret tenê bes e?Bi raya min, ne mal û milk ne jî hêz û qudret mirovan mezin nake. Ev her duh tişt ji bo jîyanek hêsan ne xirabin, lê ji bo mezintayî û rumetîya mirovan ne bes in. Ya ku mirovan di civatê da mezin û bi ru û rumet dike, rastî û durustîya mirovan e.
Ev jî bi xwedî wijdanek pîr û pak va mimkun e.
Mixabin jîyan bi serê xwe tenê xeterek e. Tekoşîna ji bo jîyanek durust û serbilind da mirov carcaran, bê hemdî xeletîyan jî dike û bi wan kirinên xwe zirar û zîyanê jî dide der dora xwe. |
|
| Ikram Oguz |
|
|
 |
 |
“Hizmet -Kimlik…” ve Alıklık |
| Bir ülkede, binbir meşakkatle yaşayan, günlük hayatlarının derdine düşen, ülke genelinde olup bitenleri takip etme konusunda dezavantajlı durumda olan ve ülke sorunlarıyla ilgili kafaları sürekli egemen bakış açısıyla doldurulan birilerinin “hizmet değil kimlik istiyorlarmış” diye şaşırmadıkları bir vaka. Yani bu ülkenin en geri unsurlarının Kürtlerle ilgili tasarımları, başbakanın tasarımından daha yerinde. Ve bu yüzden bu insanların Kürtlere daha fazla öfke beslemeleri olağan. |
|
| Can Kaygusuz |
|
|
| |